ROMANTİK FİLMLERİ NEDEN SEVİYORUZ?
Aşk filmleri hormonları coşturuyor!...

11 Mart 2024 Pazartesi 09:50
Aşk olgusunun sinemada, yokluğunun mutsuzluk ve büyük bir eksiklik, varlığının da sonsuza dek mutluluk getirebileceği vurgusuyla işlendiğine dikkat çeken uzmanlar, romantik filmlerde çifte sonsuz mutluluğun garantilendiğini ve bu sayede izleyicinin kendisini masalsı bir gerçekliğin içinde bulduğunu söylüyor.
Film boyunca romantik duyguların tetiklendiğini dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Eğer film mutlu sona doğru ilerliyorsa ödül-haz hormonu olan Dopamin seviyelerinin, güvenle ilişkili olan Endorfinin ve bağlanma ile ilişkili olan Oksitosin düzeylerinin artması beklenir... Eğer ilişki süreci yolunda gitmez ve film mutlu sonla bitmezse, bu durumda stres hormonu olan Kortizol seviyeleri yükselecektir...” dedi.
Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, romantik ve aşk filmleri izlemenin insan psikolojisine etkisini değerlendirdi.
“Bazı kişiler yaşantılarındaki duygusal eksikliği romantik filmler izleyerek gidermeye çalışıyor”
Aşk olgusunun sinemada yokluğunun mutsuzluk ve büyük bir eksiklik, varlığının da sonsuza dek mutluluk getirebileceği vurgusuyla işlendiğine işaret eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bu nedenle, Truva filminde savaş meydanlarında veya Titanik filminde okyanusun ortasında binlerce kişinin ölümleri değil, iki kişinin aşk duygularının daha fazla dikkatimizi çektiğini fark ederiz. Bazı kişiler yaşantılarındaki duygusal eksikliği veya zayıflığı romantik filmler izleyerek gidermeye çalışır. Bazı kişiler mutlu sonla biten tutkulu aşklara ve sahip çıkılan güçlü ilişkilere özlem duyar, bazı kişiler ise bastırmak zorunda kaldığı duyguların birçoğunu bu filmler aracılığı ile hissetme fırsatı yakalar.” dedi.
“İzleyici kendisini masalsı bir gerçekliğin içinde buluyor”
Tutkulu aşkın, romantik filmlerde izleyiciye tek mutluluk kaynağı olarak sunulduğunu ve bu filmlerde aşkın, engeller aşılarak elde edildiğini ve çifte sonsuz mutluluğu garantilediğini ifade eden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bu sayede izleyici kendisini masalsı bir gerçekliğin içinde buluyor.” dedi.
“İzleyici partnerini filmdeki partnerle karşılaştırıyor”
Romantik filmlerin genellikle en masalsı, en güçlü ilişki örneklerini konu edinerek, izleyiciye ‘vay be ne ilişkiler varmış’ dedirttiğini kaydeden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bu, izleyiciye bir taraftan yoğun duygular yaşatırken, diğer taraftan izleyicinin partnerini filmdeki partnerle karşılaştırmasına sebep olur. Öte yandan gerçek yaşamda, tutkulu aşk, eninde sonunda biterek altyapı varsa ‘sevgiye’, yoksa ‘boşluğa’ dönüşürken; filmlerde ise, yönetmen, yukarıdaki dönüşümü izlememize izin vermez ve çoğunlukla filmini tutkulu aşıkların kavuşmasıyla bitirir! Bu ise, bizde, tutkulu aşkın sonsuza kadar süreceği yanılsamasını yaratır ve filmden çıktığımızda ilişkimizde veya hayatımızda bir şeyler eksikmiş gibi hissederiz...” diye konuştu.
“Romantik filmleri, sevgili olan çiftler daha fazla tercih ediyor”
Dr. Mert Sinan Bingöl, “Romantik filmleri, sevgili olan çiftlerin daha fazla tercih ettiğini düşünüyorum. Çünkü ‘yalnız’ insanların, romantik ilişkilere daha mesafeli bireyler olması beklenir. Romantik filmlerde, birbirleri için mücadele eden, fedakarlıklar yapan, partneri uğruna ölen karakterlerin varlığı söz konusuyken, bu durum yalnızlığı bilinçli seçmiş veya bir sebeple yalnızlığa mahkum bir şekilde hayatlarına devam eden insanların ilgisini çekmeyecektir.” dedi.
Aşk filmleri izlemenin hormonlara etkisi ne?
Film boyunca umut, heyecan, korku hislerinin bir azalması bir artmasının beklendiğini, böylece romantik duyguların da tetiklendiğini ifade eden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Eğer film mutlu sona doğru ilerliyorsa ödül-haz hormonu olan Dopamin seviyelerinin, güvenle ilişkili olan Endorfinin ve bağlanma ile ilişkili olan Oksitosin düzeylerinin artması beklenir... Eğer ilişki süreci yolunda gitmez ve film mutlu sonla bitmezse, bu durumda stres hormonu olan Kortizol seviyeleri yükselecektir...” şeklinde konuştu.
Romantik filmlerde verilen ana tema; ‘Acı çekilmeyen aşk yoktur’…
Romantik filmlerde verilen ana temaların; ‘mutlu sona ulaşmak istiyorsan, aşk için yeterince acı çekmelisin! Acı çekilmeyen aşk yoktur! Ancak engelleri ve acıları aşarsan sonsuza dek mutlu olabilirsin, yoksa ömür boyu eksik ve yetersiz hissedeceksin!’ şeklinde olduğuna da işaret eden Dr. Mert Sinan Bingöl, “İşte bu kodlar nedeniyle, aşk sürecini acısız tahayyül edemeyiz! Diğer taraftan tutkulu aşk, gücünün bir kısmını da rekabet duygusu yaratan ‘üçüncü’ kişilerin varlığından alır! Bu tema, hemen hemen tüm aşk filmlerinde işlenir! Böylece, çifti ayırmaya çalışan ‘üçüncü’ kişiler, bir şekilde alt edilerek zafer elde edilmeye çalışılır.” dedi.
“Titanik filminde Jack, Rose'u aynı gemiye binene kadar hiçbir şekilde tanımıyordu…”
İlişkilerde, bazen kahraman rolüne bürünerek ‘kurtarıcı’ fantezisinin sahnelendiğini, bazen de mağdur rolüne bürünerek ‘kurtarılma’ fantezisinin sahnelendiğini kaydeden Dr. Mert Sinan Bingöl, şöyle devam etti:
“Filmlerde gördüğümüz bu karşıt roller, bize, o an ne kadar zorda olduğumuzu ve bu fanteziye ne kadar çok ihtiyaç duyduğumuzu hatırlatır! Titanik filminde Jack, Rose'u aynı gemiye binene kadar hiçbir şekilde tanımıyordu, buna rağmen birkaç saat içerisinde uğruna ölecek kadar tutku hissedebilmişti! Bu kadar kısa sürede tanıması ve sevmesi mümkün olmadığına göre, demek ki Jack kendi psikolojik, fizyolojik ve duygusal ihtiyaçları nedeniyle körkütük aşık olmuştu, yani devreye fanteziler girmişti.”

Aşk filmleri izlerken empoze edilen mesajlar ne?
Bu filmlerde, gerçek aşkın, mutluluğun tek kaynağı olarak empoze edildiğini de ifade eden Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bu filmler, sadece partnerimizle tamamlanabileceğimizi ve onsuz eksik kalacağımızı güçlü bir şekilde vurgular. Karakterlerin karşılaştıktan sonra bir türlü kavuşamamaları, sürekli engellerle karşılaşmaları, eğer sonsuza dek mutluluğu yakalamak istiyorlarsa bu engelleri aşmak zorunda kalmaları gerektiği vurgulanır! İzleyiciye, tutkulu aşk evresi yaşanmadığı sürece, mevcut ilişkilerinin ‘eksik ve kusurlu’ kalacağı empoze edilir...” şeklinde sözlerini tamamladı.
Gece nefes nefese uyanıyorsanız dikkatHorlama, gece nefesin durması, solunumun sıklaşması ve bacak hareketlerindeki artış çoğu zaman yakınların dikkatiyle ortaya çıkarken uyku apnesi kadınlarda ve özellikle menopoz döneminde farklı belirtilerle de kendini gösterebiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:41YAŞAM
Hamileliği önleyebilen 6 hatalı alışkanlık!Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamileliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanan infertilite günümüzde önemli bir üreme sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:34YAŞAM
Yaz kilolarından kurtulacağım derken, bu hatalara sakın düşmeyin!Yaz aylarında değişen beslenme ve yaşam düzeni, tatil dönüşünde kilo artışıyla sonuçlanabiliyor. Tatil sonrası hızlıca kilo vermek isteyenlerin başvurduğu şok diyetler kalıcı çözüm yerine sağlık açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:27YAŞAM
Obezite tedavisinde zaman kaybetmemek önemliSon dönemde popülerleşen zayıflama iğneleri...02 Eylül 2026 Çarşamba 16:00YAŞAM
Okula uyum sürecinde çocuğun kaygısını küçümsemeyinYeni eğitim ve öğretim yılı başlarken çocukların okula uyum sürecinde...01 Eylül 2026 Salı 17:42YAŞAM
Ehliyet sınavlarında sabit parkur dönemine sonEskişehir’de bir sürücü kursunun yetkilisi...29 Ağustos 2026 Cumartesi 14:31YAŞAM
Ağız kokusuna dikkat: Psikolojik rahatsızlığa yol açabilirAğız içi, diş ve solunum sistemi ile ilgili diğer etkenlere de...28 Ağustos 2026 Cuma 14:41YAŞAM
Menopozda zinde ve fit kalmanın 7 kritik kuralı‘İkinci Bahar’ için altın öneriler…28 Ağustos 2026 Cuma 14:20YAŞAM
Bacaklardaki şişlik lipödem işareti olabilirBacaklardaki şişlik ve kalınlık lipödemin işareti olabilir24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:27YAŞAM
Uzmanlardan uyarı: ''Sakın yemeyin!''Uzmanlardan ölü orkinos uyarısı: "Sakın yemeyin"24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:22YAŞAM
Beyin sağlığını tehdit eden 8 etkene dikkat!Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:56YAŞAM
Zayıflama iğnelerinde görünmeyen tehlike!Kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi. Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi hayati riske neden olabiliyor...24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:50YAŞAM
Sessiz tehlikeye dikkat!Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, toplumda oldukça yaygın görülen safra kesesi taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ancak bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilece24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:42YAŞAM
Şiddet ve suç genetik mi?Şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda bilimsel...23 Ağustos 2026 Pazar 21:47YAŞAM
Bağırsak tembelliğine çözüm sofrada!Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, yetersiz su tüketimi...23 Ağustos 2026 Pazar 21:45YAŞAM
Emzirmede patron bebek!Süt üretiminin anahtarı sık ve etkili emzirme!20 Ağustos 2026 Perşembe 13:23YAŞAM
Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız sağlığına dikkatTip 1 diyabet tanısı ile takip edilen çocuklarda ağız...20 Ağustos 2026 Perşembe 13:18YAŞAM
Görünür olma isteğinin arkasında “görülme ve kabul edilme” ihtiyacı var!Sosyal medyada görünürlük uğruna tehlikeli akımları yapıyorlar!18 Ağustos 2026 Salı 16:06YAŞAM
Yorgun uyanmanın nedeni ''Sahte dinlenme'' olabilirModern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen...18 Ağustos 2026 Salı 15:54YAŞAM
Kreş seçiminde sadece gösterişli sınıflara bakmayın!Kreş seçiminde çocuğun kendini güvende hissedip hissetmediğine bakın!17 Ağustos 2026 Pazartesi 13:35YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.