BESİN ALERJİSİ İKİ KAT ARTTI
Kuruyemiş alerjileri en tehlikeli besin alerjisi nedeni...

10 Mayıs 2022 Salı 10:09
Dünya Besin Alerjisi Farkındalık Haftası (8-14 Mayıs) sebebiyle ülkemizde kuruyemiş alerjilerinin artışına ve oluşturduğu risklere dikkat çeken Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) üyesi, Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel “En tehlikeli besin alerjilerinin başında gelen kuruyemiş alerjilerinin artışına sezaryen doğumlar, bebek beslenmesinde anne sütü kullanımının azalması, aşırı hijyenik yaşama çabası, fazla antibiyotik kullanılması, Batı tipi yaşam biçiminin tercih edilmesi ve bebeklerde ek gıdaya başlamanın geciktirilmesi yol açıyor” dedi.
Ülkemizde çocuklarda ve yetişkinlerde bir numaralı besin alerjisi olarak öne çıkan kuruyemiş alerjileri, en tehlikeli besin alerjisi reaksiyonlarının başında geliyor. Kuruyemiş alerjisi sıklığı artmaya devam ederken tıpkı deniz ürünleri gibi zamanla geçmeyen alerji türleri arasında yer alıyor. Ülkemizde alerji nedeni olan kuruyemişler ise fındık, antep fıstığı ve ceviz olarak sıralanıyor.
Kuruyemiş alerjileri en tehlikeli besin alerjisi nedeni
Dünya Besin Alerjisi Farkındalık Haftası (8-14 Mayıs) sebebiyle kuruyemiş alerjisine dikkat çeken Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) önceki başkanlarından Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel, kuruyemiş alerjilerinin çoğunlukla yaşamın ilk iki yılında başladığına ancak, ileri yaşlarda başlayan ama daha nadir görülen tipleri de bulunduğuna dikkat çekti. “Erken yaşta başlayan kuruyemiş alerjileri daha ağır reaksiyonların nedenidir. Bu reaksiyonların en korkulanı anafilaksi veya halk arasında ‘alerjik şok’ olarak bilinen reaksiyondur” diyen Prof.Dr. Şekerel, şöyle devam etti:
“Anafilakside deri bulgularının yanında sindirim, solunum ve dolaşım sistemleri de olumsuz etkilenir ve oluşan reaksiyon yaşamı tehdit edebilir. Bu nedenle kuruyemiş alerjisi olanlara acil bir durumda kullanmaları için adrenalin otoenjektör veririz ve bu enjektörü her zaman yanlarında bulundurmalarını isteriz. Kuruyemiş alerjileri kalıcı alerjilerin başında gelir. Düzelme sadece hastaların %10-20’sinde olur ve çoğu hastada yaşam boyu sürer.”
Son 20 yılda besin alerjisi ve kuruyemiş alerjilerinin görülme sıklığında iki kata yakın artış oldu!
Besin ve kuruyemiş alerjilerinin görülme sıklığının arttığını anlatan Prof. Şekerel, “Ülkemizde yaşamın ilk yılında besin alerjisi %6-8 oranında görülürken ilerleyen yaşla birlikte bu alerjilerinin birçoğu ortadan kalkar. Ancak kuruyemiş alerjilerinde olduğu gibi yaşam boyu devam eden kalıcı besin alerjileri de olabilir. Sonuçta çocukluk çağında ve erişkin dönemde besin alerjisi görülme sıklığı %0.5-1 iner. Bebeklik çağında yumurta ve süt en sık görülen alerjiler iken çocukluk, ergenlik ve yetişkin yaş grubunda ülkemizde en sık besin alerjisi nedeni kuruyemiş alerjileridir.”
Son 20 yılda besin alerjisi ve kuruyemiş alerjilerinin görülme sıklığında iki kata yakın artış olduğunu belirten ve bu artışın nedenlerine ilişkin bilgi veren Şekerel, “Araştırmalar besin alerjisi gelişiminde ailesel özellikler yanında sezaryen doğumların, bebek beslenmesinde anne sütü kullanımının azalmasının, aşırı hijyenik yaşama çabasının, fazla antibiyotik kullanılmasının, Batı tipi yaşam biçiminin tercih edilmesinin ve bebeklerde ek gıdaya başlamanın geciktirilmesinin artışa yol açtığını gösterdi.” diye konuştu.
Ülkemizde en çok fındık alerjisi sonra da Antep fıstığı, kaju ve ceviz alerjisi görülüyor
Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel, “Kuruyemiş alerjileri dediğimizde fındık, ceviz, Antep fıstığı, kaju ve badem gibi kabuklu ağaç yemişi alerjilerini ve aslında bir baklagil olan yerfıstığının alerjisini anlıyoruz. Batı toplumlarında yerfıstığı fazla tüketilen ve üretilen bir yemiştir. O yüzden Amerika, İngiltere ve Avusturalya’da yerfıstığı en önemli kuruyemiş alerjisidir. Oysa biz toplum olarak kuruyemişlerden kabuklu ağaç yemişlerini yani fındık, Antep fıstığı ve ceviz tüketimi ile öne çıkan, dolayısı ile de bu alerjilerin daha sık görüldüğü bir toplumuz” dedi.
Alerjiler de toplumların tüketim alışkanlıklarına göre şekilleniyor!
Beslenme alışkanlıklarımıza baktığımızda kuruyemişlerden kabuklu ağaç yemişlerinin özel bir yeri olduğunu gördüğünü ifade eden Şekerel: “Bunları kahvaltıda, salatalarda, tatlılarda, soslarda, hatta et yemeklerinde ve de atıştırmalık çerez olarak hemen her öğünde ve günün her saatinde tüketiyoruz. Nitekim, dünya kuruyemiş tüketim ve üretim envanterlerine baktığımızda ülkemizin dünyada 2 numaralı ülke konumunda olduğunu görüyoruz. Fındık üretiminde ve Antep fıstığı tüketiminde yıllardır dünya birincisiyiz. Antep fıstığı üretimde dünyanın 3 numaralı üreticisi olmamıza karşın ithalatta da dünya birincisiyiz çünkü çok üretmemize karşın tüketim çok fazla olduğundan ürettiğimiz bize yetmiyor” dedi. Dr. Bülent Şekerel sözlerine: “Besin alerjilerinin görülme sıklıkları toplumların tüketim alışkanlıklarına göre şekilleniyor. Ülkemizde fındık özellikle kakaolu ürünler aracılığı ile fazlaca tüketildiğinden fındık alerjileri bizim bir numaralı sorunumuz. Fındık alerjilerini Antep fıstığı ve ceviz alerjileri izliyor. Kaju ülkemizde yetişmeyen ama son yıllarda artan ithalat ile tüketimi artan bir kuruyemiştir. Kaju fıstığı gerçekte antep fıstığı ile aynı kökenden yani sakızağaçgiller familyasından geliyor. Bu iki kuruyemişin birçok ortak molekülü var ve o yüzden de Antep fıstığı alerjisi ile kaju alerjisi çoğunlukla birlikte görülüyor.” diye devam etti.
Bebekler kuruyemişler ile geciktirilmeden tanışmalı ve ilk tanışma çay kaşığı ucu kadar olmalı
Prof. Dr. Şekerel kuruyemiş alerjilerinin nasıl oluştuğu şöyle açıkladı: “Besin alerjisi, vücudun kendisi için zararlı olmayan bir besine anormal ve abartılı bir tepki vermesi olarak ifade edilebilir ve çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında başlar. Bundan on yıl kadar önce alerji gelişmesini önlemek için alerjik besinlerin diyete eklenmesini bir iki yıl kadar geciktiriyor ve bunun alerji gelişimini engellemesini bekliyorduk. Ancak beklentimizin aksine bu tutumun besin alerjisinde artışa neden olduğunu gördük. Bugünkü anlayışımıza göre besin alerjenleri egzemalı deriden veya solunum yolundan girerek alerji gelişimine yol açıyorlar. Besinlerin sindirim sitemi yoluyla vücuda girmesi ise toleransı geliştiriyor. Bu nedenle günümüzde bebeklerde alerjik potansiyeli olan tüm besinleri yaşamın ilk 4 ile 8 ayları arasında başlamayı tercih ediyoruz. Sadece ilk dozu verirken alerjik reaksiyondan korunmak için ilk dozun çok küçük olmasını istiyoruz. Örnek vermek gerekirse, çay kaşığının ucu kadar miktar ile başlıyor ve tedricen verilen miktarı arttırıyoruz.”
Kuruyemişlerin ısıya, bekletilmeye, basınca ve pişirmeye dayanıklı proteinleri alerji nedeni
Kuruyemişlerin neden sık alerjiye neden olduğu anlatan Şekerel; “Binlerce besin var ve bunlardan sadece 170 kadarı alerji nedenidir. Alerjik besinlerin ortak özelliklerine baktığımızda ise bu besinlerin ısıya, ışınlara, bekletilmeye ve basınca dirençli proteinler taşıdıklarını görüyoruz. Besin alerjisi en çok bu stabil proteinlere karşı gelişir. Kuruyemişler gerçekte tohum niteliğindedirler ve bu stabil depo proteinleri fazla miktarda içerirler. Bu yüzden kuruyemiş alerjilerini sık görüyoruz” dedi.
Kuruyemiş alerjileri teşhisi alerji uzmanları tarafından konulmalı
Kuruyemiş alerjilerinin nasıl teşhis edildiği aktaran Şekerel, “Öncelikle besin alerji testlerini her bebeğe veya çocuğa yapmaya gerek olmadığını söylemeliyim. Çünkü bu testler çok duyarlıdırlar. Diğer bir ifade ile yalancı pozitif sonuç verebilirler ve olduğundan daha fazla kişinin besinlere alerjik olarak etiketlenmesine neden olabilirler. Bu nedenle besin alerji testleri sadece yüksek risk taşıyan çocuklara yapılır. Bizim yüksek riskli dediğimiz grubu, şiddetli egzemasi (atopik dermatiti) olanlar ve daha önce bu besinler ile karşılaşmada alerji benzeri bir reaksiyon yaşamış bireyler oluşturur. Tüm dünyada besin alerji farkındalığı çok yüksektir. Besin tüketimi ile yaşanan çoğu reaksiyon besin alerjisi olarak etiketlenir. Oysa besin alerji teşhisi o kadar basit değildir ve profesyonel yaklaşımı gerektirir. Kuruyemiş alerjilerinin teşhisinde deri testlerinden, kan testlerinden ve besin yükleme testlerinden yararlanırız. Bu testlerin yapılması ve değerlendirilmesi uzmanlık ve deneyim gerektirir. Bu nedenle kuruyemiş alerjisi şüphesi olanlar alerji uzmanları tarafından görülmeli ve değerlendirilmelidirler” şeklinde konuştu.
Kuruyemiş alerjilerinde tanı için yeni bir döneme girdik!
Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel teşhis sürecinde yeni dönem bir başlattıklarını ifade ederek süreci söyle açıkladı: “Klasikleşmiş alerji teşhisi deri testleri ve kan testleri ile yapılır. Bu testler ile duyarlı bulunanların bir kısmı o besini tükettiğinde sorun yaşamazken bazıları ise sorun yaşar. Diğer bir ifade ile testlerde duyarlılık olması alerji olduğu anlamına gelmez ve hastaya o besinin hekim gözetiminde yedirilerek alerjik reaksiyon oluşup oluşmadığının gözlenmesi gerekir. Bunun nedeni besinin içindeki farklı yapılardaki proteinlerdir ve biz bu proteinlere bileşen ismini veriyoruz. Bağışıklık sistemi bu bileşenlerin birçoğuna tepki gösterse de alerji belli bazı bileşenlere olan tepkinin bir sonucudur. Batı dünyası temel sorunları olan yerfıstığı alerjisine odaklanmış ve yerfıstığı alerjisine neden olan bileşen duyarlılıklarını tanımlamıştı, ama fındık, ceviz, Antep gibi kabuklu ağaç yemiş alerjilerinde ise bu bilgi çok kısıtlıydı. Biz fındık, Antep fıstığı ve ceviz alerjisini öngören yeni bazı bileşenleri tanımladık. Böylece kan testlerinde bileşene özgü duyarlılık profilini gördüğümüzde alerjinin olup olmadığını daha doğru anlaşılmasında önemli bir buluşa imza attık.”
Kuruyemiş alerjileri bir eksiklik değil, kişinin bir özelliği olarak algılanmalı ve saygı gösterilmeli
Kuruyemiş alerjilerini bir hastalık veya eksiklik olarak algılamanın doğru olmadığını ifade eden Şerekel, “Nasıl ki elektrik sadece dokunulduğunda çarpar ise, kuruyemişler de alerjik kişide sadece tüketilmeleri durumunda istenmeyen durumlara neden olur. Bilinçli bir hasta, tükettiklerine dikkat ettiğinde sorunla karşılaşmaz. Diğer bir gereklilik de birbirlerine saygılı bir toplumda yaşıyor olmaktır. İkram etmeyi ve paylaşmayı seven bir toplumuz. Bu paylaşımlarda karşımızdaki kişinin alerjik özelliklerine hassasiyet gösterdiğimizde üzüntü verici durumlar ile karşılaşmayız” dedi.
Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel “Sonuç olarak farklılıklara saygılı bir toplumda yaşayan bilinçli bir hastanın, yaşam süresi ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenmez” diye konuştu.
Tuzu azalt, sağlığı artır!Fazla tuz tüketiminin, sadece tansiyonu etkilemediğini belirten uzmanlar, kilo kontrolünü ve motivasyonu da etkileyebildiğini söylüyor.16 Mart 2026 Pazartesi 09:44YAŞAM
Toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalamıyor“Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ağız ve diş sağlığı konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor.16 Mart 2026 Pazartesi 09:39YAŞAM
Böbrek sağlığını korumak için 8 altın kuralÜroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu.13 Mart 2026 Cuma 10:19YAŞAM
Baş ağrınızın sebebi fazla kilolarınız olabilir mi?Baş ağrınızın nedeninin fazla kilolarınızın olabileceğini hiç düşündünüz mü? Fazla kilo yalnızca estetik bir sorun değil; beyni, hormon dengesini ve ağrı mekanizmalarını etkileyen ciddi bir sağlık problemi olarak ifade ediliyor.10 Mart 2026 Salı 10:45YAŞAM
Çocuklarda yüksek ateşe dikkat! 3 günü aştıysa...Yüksek ateş, özellikle kreş başlangıcıyla birlikte çocuklarda sık görülen sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.05 Mart 2026 Perşembe 10:13YAŞAM
Nargile ve elektronik sigara gırtlak kanserine neden oluyorZararsız olduğu zannedilen nargile ve elektronik sigaranın kanser riskini artırdığını, nargilenin ise sigaradan hiçbir farkı olmadığını biliyor muydunuz? Prof. Dr. Murat Topdağ, konu ile ilgili önemli bilgiler verdi...04 Mart 2026 Çarşamba 09:43YAŞAM
Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!Sahurun metabolizma üzerindeki etkisini değerlendiren Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahur yapılmadığında kas kaybı riski yükselir.” dedi.02 Mart 2026 Pazartesi 10:29YAŞAM
Modern yaşamla birlikte horlama giderek artıyorVücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor.28 Şubat 2026 Cumartesi 09:56YAŞAM
12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyorSoğuk hava kalp hastaları için daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Özellikle dış ortamda geçirilen süre ve hava koşulları kalbin yükünü artırabiliyor.27 Şubat 2026 Cuma 10:24YAŞAM
İftarda hızlı ve aşırı yemeğe dikkat!Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin, iftara çorba veya suyla başlanmasını, 15–20 dakika ara verilmesini ve tatlının ana yemekten en az 1–2 saat sonra tüketilmesini önerdi.26 Şubat 2026 Perşembe 10:08YAŞAM
İşte Ramazan'da bağışıklığı güçlendiren 10 besinBeslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, Ramazan’da bağışıklığı güçlendiren 10 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.25 Şubat 2026 Çarşamba 10:31YAŞAM
Dijital dünyada çocuklar için yeni dönem!Trabzon’da 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin’in ölümü, dijital bağımlılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyarak “yasaklama mı, güçlendirme mi?” sorusunu kamuoyunun merkezine yerleştirdi.24 Şubat 2026 Salı 10:22YAŞAM
Akran zorbalığına karşı 9 etkili yöntemSon yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, akran zorbalığına karşı alınabilecek 9 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.23 Şubat 2026 Pazartesi 09:39YAŞAM
Kalp hastalarına Ramazan'da hayat kurtaracak 10 öneriRamazan’ın gelmesiyle birlikte oruç tutmak isteyen pek çok kalp hastası sağlık durumlarının oruç tutmaya elverişli olup olmadığını araştırıyor.21 Şubat 2026 Cumartesi 10:31YAŞAM
“Cebimizdeki ekran, hafızamızı ele geçiriyor”Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, Dijital Çağda “Zihin Erozyonu” Yaşandığına dikkat çekiyor20 Şubat 2026 Cuma 10:39YAŞAM
Oruç tutmak isteyen kalp hastalarına önerilerKardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Ramazan ayında kalp hastalarıyla ilgili önerilerde bulundu.19 Şubat 2026 Perşembe 10:12YAŞAM
Büyükşehir uzmanlarından Ramazan'da beslenme tavsiyeleriBursa Büyükşehir Belediyesi'nde görevli Diyetisyen Dr. Nilgün İstek, Ramazan ayının gelmesi ile birlikte vatandaşların beslenmesine ilişkin tavsiyelerde bulundu.18 Şubat 2026 Çarşamba 11:38YAŞAM
Hurma alırken bunlara dikkat edin!Ramazan ayının en çok tüketilen yiyeceklerinden biri olan hurma hakkında uzmanlar uyardı.16 Şubat 2026 Pazartesi 09:31YAŞAM
Vücutta en hızlı yaşlanan organ omurgaGünlük yaşamda farkında olmadan yapılan pek çok alışkanlık omurga sağlığını doğrudan etkiliyor.16 Şubat 2026 Pazartesi 09:22YAŞAM
COVID-19 sonrası beyin sisi şikayetleri arttıAnadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nihal Işık, “Beyin sisi, tıbbi bir tanıdan çok, düşünme hızı ve bellekle ilgili zorlanmaları anlatan bir ifade." diyerek şikayetlerin Covid-19 sonrası arttığına işaret etti.14 Şubat 2026 Cumartesi 10:10YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.