SOSYAL MEDYA KISKANÇLIK DUYGUSUNU TETİKLİYOR!
Sosyal medya, bireylerde kıyaslama ve yetersizlik duygusunu artırabildiğini belirten uzmanlar, bu durumun kıskançlığı daha görünür ve kronik hale getirdiğini söylüyor.

08 Mayıs 2026 Cuma 10:28
İdealize edilmiş paylaşımların duygusal düzeyde gerçeklik gibi algılandığını aktaran Klinik Psikolog İpek Erol, “Burada özellikle ‘narsisistik yaralanma’ denilen süreç devreye girer. ‘Ben neden böyle değilim?’ sorusu, bireyin kendi değer algısını etkileyip erken dönem yetersizlik ve değersizlik şemalarının tetiklenmesine yol açabilir.” dedi. Sosyal medyada görülen davranışların ise takip etme, kaçınma ya da dolaylı kendini gösterme gibi farklı biçimlerde ortaya çıktığını dile getiren Erol, sorunun sosyal medyanın kendisinden değil, onunla kurulan ilişkiden kaynaklandığını vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, sosyal medyanın kıskançlık ve kıyaslama duygusunu nasıl tetiklediği ve bunun bireysel ve toplumsal psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.
Sosyal medya, kıyaslama ve yetersizlik duygularını sürekli tetikliyor!
Sosyal medyanın yaygınlaşmasının kimi zaman kıskançlık duygusunu da alevlendirdiğini aktaran Klinik Psikolog İpek Erol, “Sosyal medya, insanın doğasında zaten var olan kıyaslama ve yetersizlik hislerinin görünürlüğünü artırıyor ve bu hisleri sürekli tetikleyen bir ortama dönüşüyor.” dedi.
Kıskançlığın ilkel bir duygu olduğunu hatırlatan Erol, “Çocuklukta bakım verenle kurulan ilişkinin içinde filizlenir. Ancak bugün sosyal medya, bu duygunun yalnızca açığa çıkmasını değil, kronikleşmesini de kolaylaştırıyor. Çünkü birey artık yalnızca yakın çevresiyle değil, binlerce insanın hayat kesitleriyle kendini karşılaştırıyor. Bu da kıskançlığı anlık bir duygudan çıkarıp, süreklilik kazanan bir iç gerilime dönüştürebiliyor.” şeklinde konuştu.
Duygusal beyin, seçilmiş görüntüleri gerçeklik gibi işliyor!
İnsanların kendilerini başkalarıyla kıyaslama eğiliminin sosyal medyada daha güçlü hale gelmesinin temel nedeninin, maruz kalınan içeriğin doğası olduğunu savunan Klinik Psikolog İpek Erol, “Sosyal medya gerçekliği temsil etmez; idealize edilmiş, filtrelenmiş ve çoğu zaman yapay bir benlik sunumu içerir. Kişi bilinçdışı düzeyde bu görüntülerin seçilmiş olduğunu bilse bile, duygusal beyin bunu gerçeklik gibi işler.” dedi.
Burada özellikle ‘narsisistik yaralanma’ denilen sürecin devreye girdiğini kaydeden Erol, şunları söyledi:
“‘Ben neden böyle değilim?’ sorusu, bireyin kendi değer algısını etkileyip erken dönem yetersizlik ve değersizlik şemalarının tetiklenmesine yol açabilir.
Sürekli başkalarının başarılarını, tatillerini ve yaşam tarzlarını görmek bireyde sadece kıskançlık değil; eksiklik, değersizlik, suçluluk ve bazen de utanç duygularını tetikler. Özellikle hayatının durağan bir döneminde olan ya da içsel tatmin düzeyi düşük bireylerde bu etkiler daha yoğun hissedilir. Kişi kendi yaşamını bir ‘başarı projesi’ gibi görmeye başlar ve yeterince iyi olmadığını düşünür. Bu durum zamanla anksiyete, depresif duygu durum ve yaşam doyumunda azalma ile sonuçlanabilir. İlginç olan şu ki, kişi bu duygulara rağmen sosyal medyada kalmaya devam eder; çünkü aynı zamanda oradan bir onay ve aidiyet de arar.”
Bastırılan kıskançlık içsel gerilim olarak varlığını sürdürür!
Kıskançlık hissedildiğinde sosyal medyada ortaya çıkan davranışların oldukça çeşitli olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Bazı bireyler kıskandıkları kişiyi daha sık takip eder, hikâyelerini sürekli kontrol eder; bu durum obsesif bir izleme davranışına dönüşebilir. Bazıları ise tam tersine engelleme, takipten çıkma gibi kaçınma stratejilerine yönelir. Daha örtük düzeyde ise pasif agresif yorumlar, imalı paylaşımlar ya da ‘kendini gösterme’ çabası artar. Yani kişi, hissettiği eksikliği telafi etmek için kendi hayatını daha parlak göstermeye çalışır. Bu da aslında kıskançlığın başka bir formda yeniden üretilmesine neden olur.” dedi.
‘Gizli kıskançlığın’ ise sosyal medyanın en dikkat çekici psikolojik dinamiklerinden biri olduğuna işaret eden Erol, “Bu kişiler açıkça kıskanç olduklarını kabul etmezler; aksine çoğu zaman destekleyici, beğeni veren ya da nötr görünen bir tutum sergilerler. Ancak içeriklere aşırı odaklanma, karşı tarafla kendini sürekli kıyaslama ve içsel huzursuzluk bu duygunun varlığına işaret eder. Psikolojik açıdan bu, kabul edilmesi zor olan bir duygunun bastırılması ve daha kabul edilebilir bir forma dönüştürülmesidir. Fakat bastırılan kıskançlık kaybolmaz; içsel gerilim olarak varlığını sürdürür.” açıklamasını yaptı.
Sorun sosyal medyada değil, onunla kurulan ilişkide…
Bu kıyaslama tuzağından çıkmak için bireysel düzeyde yapılabilecek en önemli şeyin, maruz kalınan içeriğin seçici bir şekilde düzenlenmesi olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, “Kişi kendine şu soruyu sormalı; ‘Bu içerik bana ne hissettiriyor?’. Eğer sürekli yetersizlik ve huzursuzluk yaratıyorsa, o içerikten uzaklaşmak gereklidir.” dedi.
Bunun yanı sıra, bireyin kendi hayatına dönmesi, içsel tatmin kaynaklarını artırması ve gerçek ilişkilerle temasını güçlendirmesinin de önemli olduğunu aktaran Erol, sözlerini şöyle tamamladı:
“Mindfulness temelli yaklaşımlar, kişinin otomatik kıyaslama düşüncelerini fark etmesine ve onlara kapılmadan geçmesine yardımcı olabilir. Çünkü sorun sosyal medyada değil, onunla kurulan ilişkide derinleşir.
Son olarak, sosyal medyanın kıskançlığı artırması yalnızca bireysel bir mesele değil; aynı zamanda toplumsal bir dinamiğin yansımasıdır. Bugün başarı, güzellik ve mutluluk belirli kalıplar üzerinden tanımlanıyor ve bu kalıplar sürekli yeniden üretiliyor. Medya, algoritmalar ve kültürel beklentiler bu süreci besliyor. Dolayısıyla bireyin yaşadığı kıskançlık duygusunu sadece kişisel zayıflık olarak görmek, meseleyi eksik anlamak olur. Bu, hem bireyin iç dünyasında hem de içinde yaşadığı kültürde kökleri olan çok katmanlı bir süreçtir.”
Gece nefes nefese uyanıyorsanız dikkatHorlama, gece nefesin durması, solunumun sıklaşması ve bacak hareketlerindeki artış çoğu zaman yakınların dikkatiyle ortaya çıkarken uyku apnesi kadınlarda ve özellikle menopoz döneminde farklı belirtilerle de kendini gösterebiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:41YAŞAM
Hamileliği önleyebilen 6 hatalı alışkanlık!Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamileliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanan infertilite günümüzde önemli bir üreme sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:34YAŞAM
Yaz kilolarından kurtulacağım derken, bu hatalara sakın düşmeyin!Yaz aylarında değişen beslenme ve yaşam düzeni, tatil dönüşünde kilo artışıyla sonuçlanabiliyor. Tatil sonrası hızlıca kilo vermek isteyenlerin başvurduğu şok diyetler kalıcı çözüm yerine sağlık açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:27YAŞAM
Obezite tedavisinde zaman kaybetmemek önemliSon dönemde popülerleşen zayıflama iğneleri...02 Eylül 2026 Çarşamba 16:00YAŞAM
Okula uyum sürecinde çocuğun kaygısını küçümsemeyinYeni eğitim ve öğretim yılı başlarken çocukların okula uyum sürecinde...01 Eylül 2026 Salı 17:42YAŞAM
Ehliyet sınavlarında sabit parkur dönemine sonEskişehir’de bir sürücü kursunun yetkilisi...29 Ağustos 2026 Cumartesi 14:31YAŞAM
Ağız kokusuna dikkat: Psikolojik rahatsızlığa yol açabilirAğız içi, diş ve solunum sistemi ile ilgili diğer etkenlere de...28 Ağustos 2026 Cuma 14:41YAŞAM
Menopozda zinde ve fit kalmanın 7 kritik kuralı‘İkinci Bahar’ için altın öneriler…28 Ağustos 2026 Cuma 14:20YAŞAM
Bacaklardaki şişlik lipödem işareti olabilirBacaklardaki şişlik ve kalınlık lipödemin işareti olabilir24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:27YAŞAM
Uzmanlardan uyarı: ''Sakın yemeyin!''Uzmanlardan ölü orkinos uyarısı: "Sakın yemeyin"24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:22YAŞAM
Beyin sağlığını tehdit eden 8 etkene dikkat!Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:56YAŞAM
Zayıflama iğnelerinde görünmeyen tehlike!Kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi. Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi hayati riske neden olabiliyor...24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:50YAŞAM
Sessiz tehlikeye dikkat!Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, toplumda oldukça yaygın görülen safra kesesi taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ancak bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilece24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:42YAŞAM
Şiddet ve suç genetik mi?Şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda bilimsel...23 Ağustos 2026 Pazar 21:47YAŞAM
Bağırsak tembelliğine çözüm sofrada!Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, yetersiz su tüketimi...23 Ağustos 2026 Pazar 21:45YAŞAM
Emzirmede patron bebek!Süt üretiminin anahtarı sık ve etkili emzirme!20 Ağustos 2026 Perşembe 13:23YAŞAM
Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız sağlığına dikkatTip 1 diyabet tanısı ile takip edilen çocuklarda ağız...20 Ağustos 2026 Perşembe 13:18YAŞAM
Görünür olma isteğinin arkasında “görülme ve kabul edilme” ihtiyacı var!Sosyal medyada görünürlük uğruna tehlikeli akımları yapıyorlar!18 Ağustos 2026 Salı 16:06YAŞAM
Yorgun uyanmanın nedeni ''Sahte dinlenme'' olabilirModern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen...18 Ağustos 2026 Salı 15:54YAŞAM
Kreş seçiminde sadece gösterişli sınıflara bakmayın!Kreş seçiminde çocuğun kendini güvende hissedip hissetmediğine bakın!17 Ağustos 2026 Pazartesi 13:35YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.