ŞİDDET VE SUÇ GENETİK Mİ?
Şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda bilimsel...

23 Ağustos 2026 Pazar 21:47
Şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda bilimsel bulgulara dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan, “Şiddetle ilgili çok genetik çalışma yapıldı. ‘Suç geni var mı?’ diye bakıldı. Araştırmalarda ortak nokta şu: Saldırganlık eğilimiyle ilgili gen var fakat doğuştan suçlu yok. Doğuştan psikopat yok.” dedi.
İnsanların empati duygusunu, başkalarına saygıyı ve nezaketi geliştirmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan iyilik yapmayı yaşamının merkezine alırsa iyicil davranışlar geliştirir, şiddete yönelmez. Başkasının hakkına daha rahat saygı duyabilir. İyilik yapmaktan zevk alan bir kişiden kötülük beklenmez. Ne yazık ki günümüzde kötülük yapmaktan zevk alan kişilerin sayısında artış görülüyor.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddet ve şiddet psikolojisi konusunu değerlendirdi.
Medya görünürlüğü şiddeti hem artırıyor hem duyarsızlaştırıyor
IPSOS’un 29 ülkede yaptığı araştırmalara atıf yapan Prof. Dr. Tarhan, çalışmalara göre şiddetin istatistiksel olarak da arttığını ve medyanın bu süreçteki rolünü şöyle değerlendirdi:
“Şiddet olayları medyanın yaşamsal gıdası. Çünkü sıra dışı olaylar izlenirliği artırıyor. İnsan biyolojik olarak olumsuza daha duyarlıdır. Medya bunu farkındalık oluşturmak amacıyla yaptığında bile, görüntülerin sık tekrarı insanlarda duyarsızlaşmaya yol açıyor. Bazı kişiler şiddeti model alıyor, bazıları ‘kötü dünya sendromu’ dediğimiz bir kaçınma davranışı geliştiriyor, bazı gençler saldırganlaşıyor, bazıları ise depresifleşiyor.”
Günümüzde en çok artış gösteren şiddet türünün sosyal şiddet olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Empati eksikliği ve alkol, madde bağımlılığı olan kültürlerde şiddet ciddi biçimde artıyor. Yasaklı maddelerin kullanımı, insanın hem kendisine hem çevresine zarar verme eğilimini güçlendiriyor. Bu kültürlerde şiddet cezasızlık algısıyla birleştiğinde, zorbalık normalleşiyor. Kişinin kendine zarar verme özgürlüğü bile olmamalı” dedi.
Utanma duygusu zayıfladıkça saldırganlık artıyor
Şiddetin kültürel boyutuna da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Utanma duygusunun zayıfladığı toplumlarda saygı azalıyor” ifadesinde bulundu. Japon kültüründe utancın yüceltilmesi dolayısıyla şiddetin düşük düzeyde seyrettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şu örneği verdi:
“Japonya’da toplum önünde mahcup olma duygusu öyle güçlü ki, kişi utançtan intihar edecek noktaya gelebiliyor. Bu kültürsel kontrol mekanizması sosyal düzeni koruyor. Ancak yeni kuşaklarda utanma duygusu zayıfladıkça, empatiyle birlikte saygı da eriyor. Çocuk başkasının hakkını, eşyasını umursamamayı normal görmeye başlıyor. Empati ve utanma duygusu zayıfladıkça saldırganlık artıyor.”
‘Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma’ kuralı
Prof. Dr. Tarhan, toplumsal çözülmenin temelinde benmerkezcilik ve nemelazımcılığın hızla yayılmasının yattığını ifade ederek, “20 yıl sonra biz de Batı’daki benmerkezci, duyarsız kültürle karşı karşıya kalabiliriz. ‘Başkası açlıktan ölse bana ne, ben tok olduktan sonra’ anlayışı yayılıyor. Bu yaklaşım küresel bir tehdit. 1993’te Chicago’da toplanan Dünya Küresel Ahlak Deklarasyonu’nda, ‘Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma’ kuralı evrensel olarak vurgulanmıştı. Bugün yeniden buna ihtiyaç var.” şeklinde konuştu.
İnsan beynindeki algoritmayı yeniden yazabilir
Şiddet eğilimlerinin değiştirilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, beynin epigenetik ve nöroplastik yapısına dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:
“İnsanın beynine bir düşünce girdiğinde, o düşünceye duygu eklenirse inanç haline gelir. Altı hafta sürdürülürse alışkanlık, altı ay sürdürülürse kişilik haline gelir. Yanlış bir düşünce fark edildiğinde, kişi beynindeki algoritmayı yeniden yazabilir. Buna ‘reprogramming’ diyoruz. Alternatif düşünce teknikleri, stresle başa çıkma biçimlerini değiştiren zihinsel esneklik, şiddet eğilimlerini dönüştürmede çok etkili.”
Prof. Dr. Tarhan, beyni en aktif tutan şeyin sadece bilgi öğrenmek değil, öğrenileni deneyimlemek ve anlatmak olduğunu dile getirdi ve “Beyin ‘ya kullan ya kaybet’ kuralıyla çalışır. Yeni deneyimlere açık, rutini kıran kişiler Alzheimer’a bile daha dirençli. Sürekli aynı şeyi yapan, düşünmeyen, sorgulamayan kişilerde ise beyin yolları körelir.” dedi.
Şiddetin arkasında depresyon ve stres var
“Erkek şiddetinin önemli bir kısmı aslında klinik vakalar” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Birçok erkek öfkesinin farkında değil, aslında depresyon yaşıyor. Kadın duygularını ağlayarak dışa vururken, erkek öfke yoluyla ifade ediyor. Şiddet, çoğu zaman depresyonun dışavurum biçimi. Stres seviyesi küresel olarak çok yüksek. İnsan beyni her gün aslanla karşılaşmış gibi tehdit algısı içinde yaşıyor. Bu biyolojik stres yükü, şiddeti ve intiharı artırıyor.” diye konuştu.
Dünya genelinde intihar oranlarının özellikle gençlerde hızla yükseldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İngiltere’de 16-24 yaş arası gençler arasında trafik kazalarından çok intihar nedeniyle ölüm yaşanıyor. Bu, küresel bir alarmdır” ifadelerini kullandı.
Şiddetin önlenmesi için bireysel ve toplumsal düzeyde özdenetim ve empati eğitimine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Şiddetin biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel boyutlarını anlamadan çözüm üretilemez. İnsanlara özbilinç, özdenetim, empati ve alternatif düşünme biçimleri kazandırmak gerekiyor. Bu eğitim erken yaşta başlarsa, toplumda dayanışma, saygı ve merhamet yeniden kök salabilir.” şeklinde konuştu.
Genetik araştırmalar ne söylüyor?
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda bilimsel bulgulara dikkat çekerek, “Şiddetle ilgili çok genetik çalışma yapıldı. ‘Suç geni var mı?’ diye bakıldı. Araştırmalarda ortak nokta şu: Saldırganlık eğilimiyle ilgili gen var fakat doğuştan suçlu yok. Doğuştan psikopat yok.” dedi.
Dopamin ve COMT geninin önemine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, bu genlerin bazı bireylerde saldırganlık eğilimini artırabildiğini, fakat bunun suça yönelmek anlamına gelmediğini belirtti:
“COMT geninin GG aleli özellikle ABD’de karma dövüş sporcularında çok yüksek çıktı. Aynı gen bazı kişilerde psikoz riskini artırıyor. Ama bu hastalık değil, yatkınlık geni. Önemli olan kişinin o enerjiyi nereye kanalize ettiği.” diyen Prof. Dr. Tarhan, benzer genlere sahip iki kardeşten birinin bilim insanı olabildiğini, diğerinin ise suça yönelebildiğini söyledi ve “Genler bir sermayedir; onu iyi ya da kötü kullanmak kişinin özgür iradesiyle ilgilidir.” diye konuştu.
Çocuklukta öğrenilen davranışların kader olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Ben babamdan şiddet gördüm, ben de uygulayacağım deme hakkı yok. 15 yaşına kadar öğreniyorsun ama 15’ten sonra bunu değiştirme sorumluluğun var.” ifadesinde bulundu.
Narsistik kişilikler; dediğini yapmazsan şiddete başvurabilir
Şiddet davranışının sadece fiziksel olmadığını; tehdit, mobbing ve ekonomik baskının da şiddet türleri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, en çok risk taşıyan kişilik yapılarını şöyle sıraladı:
“Birincisi antisosyal kişilikler; suça beceriklidir, acımasızdır. İkincisi narsistik kişilikler; dediğini yapmazsan şiddete başvurabilir. Üçüncüsü borderline kişilikler; öngörülemezdir, dengesizdir.
Dördüncüsü histriyonik kişilikler; teatraldir, şiddete çanak tutabilirler.”
Ahlaki akıl yürütme anaokulu döneminde öğretilmeli
Ahlaki akıl yürütme bir çocuğa öğretilmezse, o çocuğun ileride şiddete yönelebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu beceri kendiliğinden gelişmediği için küçük yaşlardan itibaren kazandırılması gerekir. Bir eğitim sistemi çocuğu şiddete ve bağımlılığa karşı güçlü kılmak istiyorsa, ahlaki akıl yürütmeyi daha anaokulu döneminde öğretmelidir. Bu çağda en büyük rehberimiz akıl ve bilimdir. Yüzyıllardır alıştığımız gibi yalnızca dini sağlamlığa değil, bilimsel sağlamlığa da dayanmalıyız.” şeklinde konuştu.
Günümüzde kötülük yapmaktan zevk alan kişilerin sayısında artış var
Şiddetle ilgili araştırmalara işaret eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:
“İnsanların empati duygusunu, başkalarına saygıyı ve nezaketi geliştirmesi gerekiyor. Bu nedenle ‘akran zorbalığı’ yerine ‘akran nezaketi’ kavramı kullanılmaya çalışılıyor. Hatta sadece akran nezaketi değil, ‘akran iyiliği’ denmesi daha doğru. Çünkü bir insan iyilik yapmayı yaşamının merkezine alırsa iyicil davranışlar geliştirir, şiddete yönelmez. Başkasının hakkına daha rahat saygı duyabilir. İyilik yapmaktan zevk alan bir kişiden kötülük beklenmez. Ne yazık ki günümüzde kötülük yapmaktan zevk alan kişilerin sayısında artış görülüyor.”
Stres yükseldiğinde bazı kişiler çok kolay öfkeleniyor
Baskı kültürünün şiddeti artırdığına da dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Gücün kanunda değil şahısta olduğu aile, kurum ve toplumlarda şiddet yükselir.” ifadesinde bulundu.
Toplumsal yapıda yaşanan hızlı değişimlerin ruh sağlığındaki etkilerine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Sosyal ve ekonomik hareketlilik arttığı için hızlı bir yaşam var. Bu hız insanlarda stres seviyesini yükseltiyor. Stres yükseldiğinde bazı kişiler çok kolay öfkeleniyor. Cezaevine gidenlerin yüzde 60–70’i pişmandır; çoğu bir anlık öfkeyle karar veriyor. Ayrıca madde kullanımı ve ekonomik sorunlar öfkeyi tetikliyor.” dedi.
Pandemi sonrası psikiyatrik sorunların belirgin biçimde arttığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Dünyada şu anda en çok yapılan ilaç çalışmaları antidepresanlar üzerine. Depresyon araştırmaları Covid’den sonra birinci, sonra ikinci sıraya geldi. Bu tablo arka planda öfkenin, suçun, şiddetin, boşanmaların, aile içi çatışmaların arttığını gösteriyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Gece nefes nefese uyanıyorsanız dikkatHorlama, gece nefesin durması, solunumun sıklaşması ve bacak hareketlerindeki artış çoğu zaman yakınların dikkatiyle ortaya çıkarken uyku apnesi kadınlarda ve özellikle menopoz döneminde farklı belirtilerle de kendini gösterebiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:41YAŞAM
Hamileliği önleyebilen 6 hatalı alışkanlık!Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamileliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanan infertilite günümüzde önemli bir üreme sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:34YAŞAM
Yaz kilolarından kurtulacağım derken, bu hatalara sakın düşmeyin!Yaz aylarında değişen beslenme ve yaşam düzeni, tatil dönüşünde kilo artışıyla sonuçlanabiliyor. Tatil sonrası hızlıca kilo vermek isteyenlerin başvurduğu şok diyetler kalıcı çözüm yerine sağlık açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:27YAŞAM
Obezite tedavisinde zaman kaybetmemek önemliSon dönemde popülerleşen zayıflama iğneleri...02 Eylül 2026 Çarşamba 16:00YAŞAM
Okula uyum sürecinde çocuğun kaygısını küçümsemeyinYeni eğitim ve öğretim yılı başlarken çocukların okula uyum sürecinde...01 Eylül 2026 Salı 17:42YAŞAM
Ehliyet sınavlarında sabit parkur dönemine sonEskişehir’de bir sürücü kursunun yetkilisi...29 Ağustos 2026 Cumartesi 14:31YAŞAM
Ağız kokusuna dikkat: Psikolojik rahatsızlığa yol açabilirAğız içi, diş ve solunum sistemi ile ilgili diğer etkenlere de...28 Ağustos 2026 Cuma 14:41YAŞAM
Menopozda zinde ve fit kalmanın 7 kritik kuralı‘İkinci Bahar’ için altın öneriler…28 Ağustos 2026 Cuma 14:20YAŞAM
Bacaklardaki şişlik lipödem işareti olabilirBacaklardaki şişlik ve kalınlık lipödemin işareti olabilir24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:27YAŞAM
Uzmanlardan uyarı: ''Sakın yemeyin!''Uzmanlardan ölü orkinos uyarısı: "Sakın yemeyin"24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:22YAŞAM
Beyin sağlığını tehdit eden 8 etkene dikkat!Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:56YAŞAM
Zayıflama iğnelerinde görünmeyen tehlike!Kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi. Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi hayati riske neden olabiliyor...24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:50YAŞAM
Sessiz tehlikeye dikkat!Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, toplumda oldukça yaygın görülen safra kesesi taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ancak bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilece24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:42YAŞAM
Şiddet ve suç genetik mi?Şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda bilimsel...23 Ağustos 2026 Pazar 21:47YAŞAM
Bağırsak tembelliğine çözüm sofrada!Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, yetersiz su tüketimi...23 Ağustos 2026 Pazar 21:45YAŞAM
Emzirmede patron bebek!Süt üretiminin anahtarı sık ve etkili emzirme!20 Ağustos 2026 Perşembe 13:23YAŞAM
Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız sağlığına dikkatTip 1 diyabet tanısı ile takip edilen çocuklarda ağız...20 Ağustos 2026 Perşembe 13:18YAŞAM
Görünür olma isteğinin arkasında “görülme ve kabul edilme” ihtiyacı var!Sosyal medyada görünürlük uğruna tehlikeli akımları yapıyorlar!18 Ağustos 2026 Salı 16:06YAŞAM
Yorgun uyanmanın nedeni ''Sahte dinlenme'' olabilirModern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen...18 Ağustos 2026 Salı 15:54YAŞAM
Kreş seçiminde sadece gösterişli sınıflara bakmayın!Kreş seçiminde çocuğun kendini güvende hissedip hissetmediğine bakın!17 Ağustos 2026 Pazartesi 13:35YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.