“KISKANÇLIK DUYGU DEĞİL, KARMAŞADIR”
Araştırmalara göre kıskançlıkla ilgili...

28 Ağustos 2020 Cuma 13:30
“Kıskançlık duygu değil, karmaşadır”
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de şiddet, özellikle de kadına şiddet çok önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Hemen hemen her seferinde de şiddet uygulayan kişi “Çok seviyorum, çok kıskandım” şeklindeki sözleriyle kendini haklı çıkarmaya çalışıyor. Peki bir kadını döve döve öldürmeye, bıçaklamaya, yakmaya, hatta üzerine beton dökmeye bile neden olan bu kıskançlık nasıl bir “sevgi” gösterisidir? “Sevgi” gösterisi değil de aksine karşı tarafın hayatını zehir eden çok büyük bir saygısızlık mıdır yoksa her türlü kıskançlık?
Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu ile kadına şiddet olaylarının temel nedeni olarak gösterilen “kıskançlık” konusunu ele aldık. Nedir bu kıskançlık? Her ilişkide olması gereken bir duygu mudur? “Kıskançlık, ikili ilişkilerde en yıpratıcı duygulardan ve günümüzde eşler arasındaki en büyük sorunlardan biri” diyor Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu. Yaşamın ilk yıllarında sevilen kişiyi başkalarıyla paylaşmak istememe olarak gözlemlenebilen kıskançlığın ileriki yaşlarda yetişkin bireyler için huzursuzluk verici boyutlara ulaşabileceğini belirten Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Kıskançlık, güçlü ilişki kurulan kişiyle olan bağın bozulma korkusu veya tehlikeye girmesini hissetmenin getirdiği korku, yoğun huzursuzluk ve öfke ile kendini gösteren sapkın bir duygu durumudur. Aslında kıskançlık tam olarak bir duygu değil tepki, şüphe ve düşüncelerin oluşturduğu karmaşadır” açıklamasında bulundu.
Kıskançlık krizine girdiğini ve bu nedenle partnerine şiddet uyguladığını savunan kişilerin bu durumu şiddetin masum bir bahanesi olarak göstermesinin aslında ilişkide öfke kontrol problemi, şiddete eğilim gibi daha büyük sorunlar olduğunun, şiddet uygulayan kişinin sağlıklı bir psikolojiye sahip olmadığının göstergesi olduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Kıskançlık sebebiyle şiddete başvuran hatta sevdiği kişiyi ölüme kadar götürebilen, ona ciddi zarar veren kişiler için bu durum kıskançlıktan öte bir sorundur” dedi.
Erkekler kıskançlıkla ilgili tartışmalarda daha bencil
Araştırmalara göre kıskançlıkla ilgili sorunlarda kadınların erkeklere göre daha yapıcı bir tutumda olduğunu söyleyen Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Erkekler kıskançlıkla ilgili yaşanan tartışmalar sırasında çok daha bencil davranırken, kadınlar daha çok ilişkideki düzeni ve huzuru koruma eğilimi göstermektedirler. Fakat tüm bunlara rağmen kıskançlık düzeyi kadınlar ve erkekler açısından farklılık göstermiyor” şeklinde konuştu. Kıskançlığın ilişkilerde düşük benlik saygısı, güvensizlik, yetersizlik duygusu, kültürel farklılıklar, eğitim seviyesi veya iletişimdeki yetersizlikler ile ilgili olabildiğinin altını çizen Dokuzlu, “Evli çiftler, evli olmayan çiftlere göre kıskançlık temelli sorunlarda daha yapıcı ve uzlaşmacı davranıyorlar” dedi. Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, ilişkilerde zaman geçtikçe bu gibi sorunların daha az yaşandığını, ilişkinin süresi ne kadar uzunsa kıskançlığa verilen tepkinin, kıskançlıkla ilişkili tartışmaların azaldığını söyledi.
Aşağılanma ve ebeveynlerin hatalı davranışları patolojik kıskançlığa neden olabiliyor
Patolojik, yani “hastalıklı” kıskançlığın (Othello Sendromu), normal sayılabilen seviyelerdeki kıskançlığın dışında takıntılı sayılabilecek ve aşırı boyutta yaşanan kıskançlık olduğunu söyleyen Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Bu durum, yoğun kaybetme korkusu ve bir etken nedeniyle sevginin azalacağı sonucunda ilişkinin zarar göreceği şüphesini barındırır. Bu durum genelde çiftler arasında görülmektedir. Şizofreni ve bipolar bozukluğa sahip kişilerde bu duruma eğilim olduğu bilinmektedir. Bu kişilerde özgüven problemi, çocukluk çağı travmaları özellikle aşağılanma, terkedilme travmaları, yoğun kaybetme korkusu, çocukluk çağında ebeveynlerin hatalı tutum ve davranışları etkilidir” açıklamasında bulundu.
Patolojik kıskançlık erkeklerde daha yaygın
Patolojik olarak kıskanç kişinin, eşinin ondan gizli şeyler yaptığına ve hiç kanıt olmamasına rağmen kendisine ihanet ettiğine inanabileceğini ve bu durumun yıllarca sürebileceğini vurgulayan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Bunun için mantıklı bir sebep veya kanıta ihtiyacı olmasına gerek yoktur, şartsız inanmıştır. Durum hakkında konuşmak isteyen eşini dinlemek istemez ve onun söylediklerine inanmaz. Patolojik kıskançlık hem kadınlarda hem de erkeklerde ortaya çıkabilir fakat erkeklerde daha yaygındır ve daha çok şiddetle sonuçlanır. Bu durum kişinin yalnızca partnerine zarar vermesine değil kendine zarar vermesiyle de sonuçlanabilir. Patolojik kıskançlık, genellikle paranoyak kişiliğe sahip bireylerde veya obsesif kompülsif bozuklukla birlikte görülmektedir. Patolojik kıskançlığa sahip kişiler ilişki yaşadığı kişinin dışındaki hiç kimse ile bu duruma benzer sorun yaşamaz” şeklinde konuştu.
Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, patolojik kıskançlık belirtilerini şöyle anlattı: “Bu kişiler partnerinin hayatını kısıtlamayla başlar. Sosyal ortamlara girmesini engelleyebilir, sosyal medya kullanmasını kısıtlayabilir. Eşini takip etmekten kaçınmaz. İlişki bittikten sonra da o kişiyi izlemeye ve hayatını kısıtlamaya devam etmekten çekinmez. Ayrıldıktan sonra partnerini rahatsız eder, psikolojik şiddete sıklıkla başvurur. Sıklıkla kıskançlık sebebiyle öfke nöbeti geçirdiğini ifade eder. Bunun sonucunda genellikle fiziksel şiddet uygular ve buna hakkı olduğuna inanır”...
Kıskançlık nedeniyle ilişkide tartışmalar artmış ve iletişim bozulduysa destek alınmalı
Aşırı kıskançlığın ilaç tedavisi ve psikoterapi ile tedavi edilebildiğini hatırlatan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “İlişkilerde çiftlerin birbirine güven duyması, iletişime açık olması ve empatiyi gündemde tutması kıskançlığı kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir. Eğer kıskançlık sebebiyle tartışmalar artmışsa, iletişim bozulmuş, çiftlerin birbirlerine olan saygıları veya düşünceleri olumsuz etkilenmeye başladıysa mutlaka çift olarak terapi desteği alınmalı” önerisinde bulundu.
Kıskançlığı sevgi olarak algılayanlar sevgi ve ilgiden yoksun büyümüş kişiler olabilir
Bazı insanların kıskanılmak isteyebildiğini belirten Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Kıskanılmak isteyen kişiler aslında sevgiden ve ilgiden yoksun olarak büyümüş kişiler olabiliyorlar. Yani sevilmeyi ‘kıskanılmak’ olarak görüyorlar. İlgisiz, ihmalkar anne-baba tutumuna maruz kalmış olabilen ve fazla ilgiye ihtiyaç duyan bu kişiler sevgisiz büyümüş veya tutarsız bir tutumla yetiştirilmiş de olabilirler. Sevgisizlik, tutarsızlık veya ailenin aşırı abartılı ve içi boş olan sevgi sözcükleri de çocukların gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Gerçek sevgi ve doğru iletişimin ne olduğunu bilmeyen, öğrenmeyen bir çocuk ileride insan ilişkilerinde yanlışları doğrudan ayıramayabiliyor. Örneğin bir erkek çocuğun babası, annesine kıskançlık sergileyip özgürlüğünü kısıtlıyorsa çocuk da sevgiyi ileride ‘sahiplenmekle’ karıştırabiliyor” dedi.
Kıskançlık “çok sevmekten” kaynaklanmaz
Son dönemdeki kadına yönelik şiddetin, hatta cinayetlerin açıklaması hep aynı: “Çok sevdim, çok kıskandım”... Oysa uzmanlara göre kıskançlık bir sevgi gösterisi değil.
Kıskanan bireylerin zaman zaman kıskançlığını mantıklı bir nedene bağlamak adına bunu karşısındaki kişiye değer verdiğinin göstergesi olarak ifade edebildiğini vurgulayan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Kıskançlığın, çok sevgiden kaynaklandığı ve bu fazla sevgiden dolayı artık kıskanan kişinin davranışlarının kontrolden çıktığı gibi bir algı var. Genelde kıskanan tarafın ‘sevgiden gözüm döndü’ gibi klasik cümlelerini duyarız. Aslında durum tam da öyle değildir. Kıskanan, karşısındaki kişiyi başkasıyla paylaşmak istemeyen kişi bu durumu kontrol edememeye başladığında bu artık rahatsızlık olarak tanımlanabilir” açıklamasında bulundu. İkili ilişkiye dahil olan takıntılı ve saplantılı düşüncelerin, ilişkiyi zedelemeye ve masum sayılabilen kıskanma duygusunun yerini hastalıklı düşüncelere ve karşısındaki bireyin özgürlüğünü kısıtlayarak onu kontrolde tutma davranışına dönüşebildiğini söyleyen Dokuzlu, “İlişkideki kısıtlamaların sevgiden olmadığını, altta farklı problemlerin olduğunu fark edip, doğru iletişimle veya ilişki terapistiyle bu durum çözülmeli. Aksi halde durum daha karmaşık bir hale dönüşebiliyor, hatta genelde ilişkiler bu nedenle sonlanabiliyor” şeklinde konuştu.
Sadece anne değil, babanın da görevi büyük
Toplumumuzda kadına yönelik şiddet giderek artıyor. Ancak bundan maalesef yine kadınlar sorumlu tutularak erkek çocuklarını şiddet yanlısı yetiştirmekle suçlanıyorlar. Peki ya babaların hiç mi suçu yok? Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, çocuk yetiştirirken sadece annelerin değil, babaların da önemi ve rolünün büyük olduğunu hatırlatarak babalara şu önerilerde bulundu:
-Evde anneye duyulan saygıyı en fazla baba vurgulamalı ve çocuklara bu konuda rol model olmalı. Ailedeki tüm kadınlara saygı duymalı.
-Erkek çocuklar ve kız çocuklar arasında ayrım yapmamalı.
-Erkek çocuklarına veya kız çocuklarına cinsiyetlerini vurgulayan lakaplar takmamalı.
-Ebeveynler yaşamın ilk yıllarında oyuncaklar, kurslar veya etkinliklerde cinsiyetleri ile ilgili yönlendirmelerde bulunmamalı. (Erkek çocuklarını dövüş sporlarına yönlendirmek, sürekli oyuncak seçiminde silah veya asker gibi yönlendirmelerde bulunmak gibi)
-Baba aile içinde, ev işlerinde, çocukların bakımı ve yetiştirilmesinde aktif rol almalı, hizmet beklememeli. “Kadın işi”, “erkek işi” diye ayrımlardan kaçınmalı.
Kıskançlık ve şiddetten uzak çocuk yetiştirmek için ailelere öneriler
-3 yaşından sonra çocukların aile içerisinde belli ölçüde ve belli konularda söz hakkında sahip olmaları gerekir.
- Çocuklar anne ve babasının tartışmalarına mümkün olduğunca şahit olmamalı, tartışılsa bile çocuk tartışmanın yıkıcı olmayıp suçlayıcı ifadeler içermediğinde aslında yapıcı olduğunu da görmeli. Tartışma sonunda çocuk, konu hakkında uzlaşıldığına şahit olmalıdır.
-Ailede ebeveynler birbirine karşı saygılı ve anlayışlı olmalı, bunu çocuklarına da yansıtmalıdır.
-Çocuk, anne ve babanın arasındaki bağı hissetmeli. Ailede “çocuk” olduğunun farkında olmalıdır.
-Çocuklar herhangi bir sebeple aşağılanmamalı, hakarete maruz kalmamalıdır.
-Anne ve babalar zaman zaman çocukların problem yaratmaması için tatile veya kısa seyahatlere giderken bu durumu çocuklardan gizlemekte. Bu durum çocuklarda terk edilmiş hissi yaratabilir. Çocuklara yaşına uygun iletişim tarzıyla her durum açıklanabilir. Yanıtsız kalan veya açıklanmayan, gizlenen konular çocukların zihninde hatalı yanıtlar bulabilir. Bu durum ilerideki yaşantılarına olumsuz yansıyabilmektedir.
-Erkek çocuklarında cinsiyeti vurgulanarak yapılan övgüler çocuğun küçük yaşta bu yanlışa alışmasına sebep oluyor. Özellikle ülkemizde erkek çocuklarına bu konuda söylenenler çocukların ileride çevresindeki kişilere ve en önemlisi karşı cinse karşı olan bakış açısını olumsuz etkileyebiliyor. Çocuğa, erkek olmanın bir ayrıcalık olduğu öğretildiğinde annesi dahil çevresindeki kadınlara daha az saygı duyar ve bu durum sosyal ilişkilerine veya iş ilişkilerine de yansıyacaktır.
- “Aslansın”, “Kaplansın”, “Erkek adamsın” gibi yakıştırmalarla erkek çocuklarının yüceltilmesi, komşu çocuklarıyla yarıştırılması ve bunun kız çocuklarının yanında yapılması hem kardeş kıskançlığını tetikleyebilir hem de kardeşler arasındaki eşitliğin, adaletin kaybolmasına sebep olur. Bu durum çocukların gelişimi için oldukça sağlıksızdır.
- Sünnet törenlerinin abartılması, çocukların “taht” üzerinde taşınması, “erkeklik” kavramına verilen önemin çocuğun yaşamının ilk yıllarında bu denli gündemde olması, erkeklerin ağlamasının ebeveynler tarafından güçsüzlük olarak öğretilmesi gibi hatalar çocuğun kişiliğini, psikolojisini ve sosyal ilişkilerle ilgili inançlarını bozmaktadır.
Ebeler artık sadece doğum yaptırmıyor!Ebeler kadınların sağlık yolculuğuna eşlik eden profesyoneller oldu!01 Ağustos 2026 Cumartesi 16:47YAŞAM
Beyin aşk acısını fiziksel acı gibi algılıyor!Ayrılık sonrasında yaşanan acının...01 Ağustos 2026 Cumartesi 16:44YAŞAM
Yazın böbrek taşına karşı 4 etkili yöntem!“Böbrek taşım olsaydı ağrı yapardı, demek ki yok” yanılgısına düşmeyin!31 Temmuz 2026 Cuma 12:47YAŞAM
Yorgunluğun altından hormon çıkabilir!Yaz yorgunluğunun altından hormon dengesizlikleri çıkabilir31 Temmuz 2026 Cuma 12:26YAŞAM
Yazın çocuklarda ishale dikkat!Yaz mevsiminde artan hava sıcaklıkları...30 Temmuz 2026 Perşembe 16:21YAŞAM
Tansiyon İlaca Rağmen Düşmüyorsa Dikkat!Kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir...30 Temmuz 2026 Perşembe 16:19YAŞAM
Diş hekimliğinde artık sadece el becerisi yeterli değil!Prof. Dr. Ergün Yücel: “Yapay zekâ hekimin yerine geçmiyor, hekime ikinci göz oluyor”30 Temmuz 2026 Perşembe 16:17YAŞAM
Yaşam tarzı migreni doğrudan etkiliyor!Düzenli uyku, dengeli beslenme, egzersiz ve stres yönetimi gibi...30 Temmuz 2026 Perşembe 12:09YAŞAM
Menapozun sinsi tehlikesi: Kas kaybı''Kas kaybı ileri yaşlarda kemik kırılmalarına yol açabiliyor.''30 Temmuz 2026 Perşembe 12:07YAŞAM
Yazın klima kullanırken bu önerilere dikkat!Yaz aylarında artan klima kullanımıyla birlikte hanelerin ve iş yerlerinin enerji tüketimi yükseliyor. Ancak klima sistemlerinin doğru kullanımıyla enerji verimliliğini artırmak ve iç ortam konforunu korumak mümkün.29 Temmuz 2026 Çarşamba 16:42YAŞAM
Omurga sağlığı için 10 önemli öneriOmurga, insan vücudunun ana taşıyıcı kolonu ve merkezi sinir sisteminin koruyucu kalkanı olarak tanımlanıyor.29 Temmuz 2026 Çarşamba 16:35YAŞAM
Yazın mantara yol açan 6 hataÖzellikle ayak tabanı, parmak araları, kasık bölgesi, koltuk altı ve cilt kıvrımlarında mantar enfeksiyonlarının görülme sıklığı yazın artıyor.29 Temmuz 2026 Çarşamba 16:21YAŞAM
Uzmandan elektronik sigara uyarısı!Elektronik sigaralar yıllarca...29 Temmuz 2026 Çarşamba 12:48YAŞAM
Bebek sağlığı ağızdan başlarBiberon ve emzik hijyeninde doğru temizlik bebek sağlığı için hayati önem taşıyor.29 Temmuz 2026 Çarşamba 12:47YAŞAM
Yazın mantara yol açan 6 hata!Dikkat! Kolay bulaşıyor, hızla yayılıyor!28 Temmuz 2026 Salı 15:22YAŞAM
''Sessiz tehlike hepatiti önlemek mümkün.''Karaciğeri etkileyen ve tedavi edilmediğinde...28 Temmuz 2026 Salı 15:11YAŞAM
Hafta içi bitkisel hafta sonu et!Uzun Yaşamın Yeni Formülü: Hafta İçi Bitkisel, Hafta Sonu Hayvansal Beslenme28 Temmuz 2026 Salı 12:22YAŞAM
Yutulan diş macununa dikkat!Çocuklarda yutulan diş macunu istemsiz gluten maruziyetine sebep olabilir!25 Temmuz 2026 Cumartesi 13:48YAŞAM
Kaliteli Uykunun Sırrı Isı YalıtımıKaliteli Bir Uyku İçin Binalarda Isı Yalıtımı Büyük Önem Taşıyor25 Temmuz 2026 Cumartesi 13:46YAŞAM
Kaslarınızı 4 adımda güçlendirin!Yaz ayları kasları güçlendirmede önemli fırsatlar sağlıyor!25 Temmuz 2026 Cumartesi 13:40YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.