YAŞAM TARZI MİGRENİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR!
Düzenli uyku, dengeli beslenme, egzersiz ve stres yönetimi gibi...

30 Temmuz 2026 Perşembe 12:09
Migrenin yalnızca şiddetli bir baş ağrısı olmadığını belirten uzmanlar, günlük yaşamı ve iş performansını olumsuz etkileyen nörolojik bir hastalık olduğunu söylüyor.
Düzenli uyku, dengeli beslenme, egzersiz ve stres yönetimi gibi yaşam tarzı değişikliklerinin migren ataklarının sıklığını ve şiddetini azaltabileceğini aktaran Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, “Büyük değişiklikler yerine sürdürülebilir küçük alışkanlıklar kazanmak çoğu zaman daha başarılı sonuçlar verir.” dedi. İlaç dışı tedavi seçenekleri arasında nöromodülasyon uygulamalarının da değerlendirilebileceğini ifade eden Doç. Dr. Polat, migren günlüğü tutmanın tetikleyicilerin belirlenmesine ve tedavinin planlanmasına katkı sağlayacağını hatırlattı. Doç. Dr. Polat ayrıca, sık ağrı kesici kullanımının yeni baş ağrılarına yol açabileceği uyarısını yaptı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen migrenin hangi durumlarda tetiklenebileceği ve hangi önlemlerin alınabileceği hakkında açıklamalarda bulundu.
Migrenin en önemli özelliği, kişiyi işlevsiz bırakacak kadar şiddetli olması!
Migrenin, yalnızca şiddetli bir baş ağrısı değil; kişinin günlük yaşamını, iş performansını ve sosyal hayatını önemli ölçüde etkileyebilen nörolojik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Burcu Polat, “Genetik yatkınlık zemininde gelişen migren, çoğunlukla tek taraflı ve zonklayıcı baş ağrısıyla birlikte ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusma gibi belirtilerle seyreder.” dedi.
“Normal baş ağrılarından en önemli farkı kişiyi işlevsiz bırakacak kadar şiddetli olmasıdır.” diyen Doç. Dr. Polat, “Basit bir ağrı kesiciyle kolayca kontrol altına alınamayan migren atakları, yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir. Toplumda oldukça yaygın görülen migren, yaklaşık her beş kadından birini ve her on erkekten birini etkiler.” bilgisini paylaştı.
Yaşam biçiminde yapılacak düzenlemeler, migren ataklarının azalmasında etkili olabilir!
Migren tedavisinde ilaçlar önemli bir yere sahip olsa da yaşam biçiminde yapılacak düzenlemelerin, atakların sıklığını, şiddetini ve süresini azaltmada etkili olabileceğini dile getiren Doç. Dr. Polat, şöyle devam etti:
“Migrenli bireylerin sinir sistemi; uyku düzeni, beslenme, stres ve çevresel uyaranlara karşı daha hassastır. Bu nedenle düzenli bir yaşam ritmi oluşturmak, sinir sisteminin daha dirençli çalışmasına katkı sağlayabilir. Büyük değişiklikler yerine sürdürülebilir küçük alışkanlıklar kazanmak çoğu zaman daha başarılı sonuçlar verir. Düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite, nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri bu yaklaşımın temelini oluşturur.”
Hem yetersiz hem de fazla uyumak migren ataklarını tetikleyebilir!
Migren ile uyku arasında güçlü bir ilişki bulunduğuna işaret eden Doç. Dr. Polat, “Hem yetersiz hem de fazla uyumak migren ataklarını tetikleyebilir. Bu nedenle önemli olan uyku süresinden çok düzenli bir uyku ritmi oluşturmaktır.” dedi.
Araştırmaların, gece saat 02.00'den sonrasını uykuda geçiren bireylerde beyin sağlığının daha iyi olduğunu gösterdiğini hatırlatan Doç. Dr. Polat, “Uykusuzluk yalnızca migren ataklarını artırmakla kalmaz; unutkanlık, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve genel sinir sistemi fonksiyonlarının bozulmasına da neden olabilir. Bu nedenle kaliteli ve düzenli uyku, migren yönetiminin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Uyku kalitesini artırmak amacıyla lavanta gibi rahatlatıcı aromaterapi uygulamalarından yararlanılabilir. Nane kokusunun da bazı kişilerde ağrının hafiflemesine katkı sağlayabileceği bilinmektedir. Bu yöntemler tek başına tedavi sağlamasa da destekleyici olarak kullanılabilir.” şeklinde konuştu.
Migren hastaları için en uygun beslenme modeli Akdeniz tipi beslenme!
Migren hastaları için katı bir beslenme listesi bulunmasa da uzun süre aç kalmaktan ve aşırı karbonhidratlı, yüksek kalorili öğünlerden kaçınılmasını öneren Doç. Dr. Polat, “Akdeniz tipi beslenme modeli bu açıdan uygun bir seçenek olarak öne çıkar.” dedi.
Dengesiz beslenme ve obezitenin migren ataklarını daha sık, daha şiddetli ve daha uzun süreli hâle getirebildiğini vurgulayan Doç. Dr. Polat, “Ayrıca kan şekeri dalgalanmaları da migreni tetikleyebileceğinden düzenli öğünlerle beslenmek önem taşır. Ailesinde diyabet öyküsü bulunan kişilerin, hastalık gelişmemiş olsa bile kan şekeri dengesini koruyacak şekilde yaşam tarzı benimsemeleri hem migren hem de metabolik hastalıklar açısından koruyucu olabilir. Migren nedeniyle kazanılan sağlıklı yaşam alışkanlıkları yalnızca baş ağrısını değil; obezite, hipertansiyon, diyabet ve bazı kronik hastalıkların riskini azaltmaya da katkı sağlayabilir.” açıklamasını yaptı.
Düzenli egzersiz migren ataklarını azaltabilir!
Haftada 3-5 gün, 30-60 dakika tempolu yürüyüş veya aerobik egzersiz yapılmasının migren ataklarını azalttığına değinen Doç. Dr. Burcu Polat, “Egzersiz yalnızca baş ağrısını değil; uyku kalitesini, stres yönetimini ve ruh sağlığını da olumlu etkiler.” dedi.
Yoğun çalışma temposu nedeniyle düzenli spor yapamayan kişilerin ise günlük yaşamlarına hareket katmaya çalışmasını öneren Doç. Dr. Polat, asansör yerine merdiven kullanmanın, uzun süre oturmamanın ve gün içinde kısa hareket molaları vermenin bile hareketsiz kalmaktan daha faydalı olduğunu söyledi.
Nöromodülasyon, ilaç dışı migren tedavisinde etkili bir seçenek olabilir!
Yaşam tarzı düzenlemelerinin yanı sıra ilaç dışı tedavi yöntemlerin de migren yönetiminde kullanılabileceğini ifade eden Doç. Dr. Polat, “Bunlardan biri nöromodülasyon uygulamalarıdır.” dedi.
Düşük düzeyde elektriksel veya manyetik uyarılarla çalışan bu cihazların alın, kafa, boyun veya kulak bölgesine uygulanarak sinir sisteminin ağrıya verdiği yanıtı düzenlemeyi hedeflediğini aktaran Doç. Dr. Polat, “Ağrı eşiğinin yükselmesine yardımcı olabilen bu yöntemler özellikle ilaç kullanamayan, ilaçlardan yeterli fayda görmeyen veya eşlik eden depresyon ve anksiyete gibi sorunları bulunan hastalarda değerlendirilebilir. Nöromodülasyon kalıcı bir tedavi değildir ancak etkisi aylar boyunca sürebilir ve gerektiğinde belirli aralıklarla tekrarlanabilir.” diye konuştu.
Migren günlüğü, tetikleyicilerin belirlenmesine ve tedavinin doğru planlanmasına yardımcı olabilir!
Migren tedavisinde kullanılan vitamin ve mineral desteklerinin her hastada aynı etkiyi göstermese de bazı kişilerde fayda sağlayabileceğini kaydeden Doç. Dr. Polat, “Migrenli bireylerde hücrelerin enerji üretim mekanizmalarında bazı verimsizlikler olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle özellikle B2 vitamini (riboflavin), koenzim Q10 ve magnezyum desteği uygun hastalarda yararlı olabilir. Ancak bu ürünlerin mutlaka hekim önerisiyle, uygun doz ve sürede kullanılması gerekir.” dedi.
Migren günlüğünün atakların sıklığını, şiddetini, süresini ve olası tetikleyicileri düzenli olarak kaydetmeyi hedeflediğini de sözlerine ekleyen Doç. Dr. Polat, “Baş ağrısının yaşandığı günlerde tüketilen besinler, uyku süresi, stres düzeyi, kullanılan ilaçlar, ilaçların etkisi ve kadınlarda adet dönemi gibi bilgilerin not edilmesi hem hastanın kendi tetikleyicilerini fark etmesini sağlar hem de tedaviyi planlayan hekime önemli bilgiler sunar.” ifadelerini kullandı.
Ağrı kesicilerin sık kullanımı, ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı riskini artırabilir!
Ayda dört veya daha fazla migren atağı yaşayanların, ağrıları günlük yaşamını ve iş performansını olumsuz etkileyen kişilerin nöroloji uzmanına başvurmasını öneren Doç. Dr. Burcu Polat, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ayrıca ilaç kullanım sıklığı da önemli bir uyarı işaretidir. Basit ağrı kesicilerin ayda 15 günden fazla, migrene özel ağrı ilaçlarının ise ayda 10 günden fazla kullanılması ‘ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı’ gelişme riskini artırabilir. Bu durumda mutlaka bir nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmek gerekir.
Migren tamamen kontrol edilemeyen bir hastalık değildir. Düzenli yaşam alışkanlıkları, uygun tedavi planı ve hekim takibiyle atakların sıklığı ve şiddeti önemli ölçüde azaltılabilir, yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.”
Gece nefes nefese uyanıyorsanız dikkatHorlama, gece nefesin durması, solunumun sıklaşması ve bacak hareketlerindeki artış çoğu zaman yakınların dikkatiyle ortaya çıkarken uyku apnesi kadınlarda ve özellikle menopoz döneminde farklı belirtilerle de kendini gösterebiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:41YAŞAM
Hamileliği önleyebilen 6 hatalı alışkanlık!Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamileliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanan infertilite günümüzde önemli bir üreme sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:34YAŞAM
Yaz kilolarından kurtulacağım derken, bu hatalara sakın düşmeyin!Yaz aylarında değişen beslenme ve yaşam düzeni, tatil dönüşünde kilo artışıyla sonuçlanabiliyor. Tatil sonrası hızlıca kilo vermek isteyenlerin başvurduğu şok diyetler kalıcı çözüm yerine sağlık açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:27YAŞAM
Obezite tedavisinde zaman kaybetmemek önemliSon dönemde popülerleşen zayıflama iğneleri...02 Eylül 2026 Çarşamba 16:00YAŞAM
Okula uyum sürecinde çocuğun kaygısını küçümsemeyinYeni eğitim ve öğretim yılı başlarken çocukların okula uyum sürecinde...01 Eylül 2026 Salı 17:42YAŞAM
Ehliyet sınavlarında sabit parkur dönemine sonEskişehir’de bir sürücü kursunun yetkilisi...29 Ağustos 2026 Cumartesi 14:31YAŞAM
Ağız kokusuna dikkat: Psikolojik rahatsızlığa yol açabilirAğız içi, diş ve solunum sistemi ile ilgili diğer etkenlere de...28 Ağustos 2026 Cuma 14:41YAŞAM
Menopozda zinde ve fit kalmanın 7 kritik kuralı‘İkinci Bahar’ için altın öneriler…28 Ağustos 2026 Cuma 14:20YAŞAM
Bacaklardaki şişlik lipödem işareti olabilirBacaklardaki şişlik ve kalınlık lipödemin işareti olabilir24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:27YAŞAM
Uzmanlardan uyarı: ''Sakın yemeyin!''Uzmanlardan ölü orkinos uyarısı: "Sakın yemeyin"24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:22YAŞAM
Beyin sağlığını tehdit eden 8 etkene dikkat!Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:56YAŞAM
Zayıflama iğnelerinde görünmeyen tehlike!Kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi. Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi hayati riske neden olabiliyor...24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:50YAŞAM
Sessiz tehlikeye dikkat!Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, toplumda oldukça yaygın görülen safra kesesi taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ancak bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilece24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:42YAŞAM
Şiddet ve suç genetik mi?Şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda bilimsel...23 Ağustos 2026 Pazar 21:47YAŞAM
Bağırsak tembelliğine çözüm sofrada!Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, yetersiz su tüketimi...23 Ağustos 2026 Pazar 21:45YAŞAM
Emzirmede patron bebek!Süt üretiminin anahtarı sık ve etkili emzirme!20 Ağustos 2026 Perşembe 13:23YAŞAM
Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız sağlığına dikkatTip 1 diyabet tanısı ile takip edilen çocuklarda ağız...20 Ağustos 2026 Perşembe 13:18YAŞAM
Görünür olma isteğinin arkasında “görülme ve kabul edilme” ihtiyacı var!Sosyal medyada görünürlük uğruna tehlikeli akımları yapıyorlar!18 Ağustos 2026 Salı 16:06YAŞAM
Yorgun uyanmanın nedeni ''Sahte dinlenme'' olabilirModern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen...18 Ağustos 2026 Salı 15:54YAŞAM
Kreş seçiminde sadece gösterişli sınıflara bakmayın!Kreş seçiminde çocuğun kendini güvende hissedip hissetmediğine bakın!17 Ağustos 2026 Pazartesi 13:35YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.