BEYİN AŞK ACISINI FİZİKSEL ACI GİBİ ALGILIYOR!
Ayrılık sonrasında yaşanan acının...

01 Ağustos 2026 Cumartesi 16:44
Aşk acısının yalnızca duygusal bir üzüntü olmadığını belirten uzmanlar, beynin önemli bir kayıp olarak algıladığı psikolojik ve biyolojik bir süreç olduğunu söylüyor.
Ayrılık sonrasında yaşanan acının doğal bir yas süreci olduğunu ve iyileşmenin zaman aldığını aktaran Klinik Psikolog Şule Ataş, “Yaşanan acının şiddetini belirleyen yalnızca ayrılığın kendisi değildir. Ayrılıktan sonra zihinden geçen düşünceler de bu süreci önemli ölçüde etkiler.” dedi. Eski partneri sosyal medyadan takip etmenin iyileşmeyi geciktirebildiğine dikkat çeken Ataş, alkol, aşırı yeme veya kontrolsüz alışveriş gibi geçici rahatlama sağlayan davranışların ise sorunu çözmediğini vurguladı. Ataş, ayrılık sonrası asıl hedefin, acıyı hızla yok etmek değil; yaşanan deneyimi anlamlandırarak daha güçlü bir şekilde yoluna devam edebilmek olduğunun altını çizdi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Şule Ataş, aşk acısının beyinde ve psikolojide nasıl işlendiği, ayrılık sonrası yaşanan yas sürecinin sağlıklı şekilde yönetilmesinin neden önemli olduğu ve iyileşmeyi destekleyen ya da zorlaştıran davranışlar hakkında açıklamalarda bulundu.
Beyin, fiziksel acı ile duygusal acıyı tamamen birbirinden ayırmaz!
Aşk acısının, yalnızca duygusal bir üzüntü olmadığını ifade eden Klinik Psikolog Şule Ataş, “Aynı zamanda psikolojik ve biyolojik yönleri olan bir kayıp sürecidir.” dedi.
Romantik bir ilişki içinde sevilen kişinin, zamanla hayatın en önemli parçalarından biri haline geldiğini aktaran Ataş, “Güven duygusu, günlük alışkanlıklar ve geleceğe dair planlar bu ilişki etrafında şekillenir. Ayrılık yaşandığında ise beyin bu durumu önemli bir kayıp olarak algılar. İlginç olan, beynin fiziksel acı ile duygusal acıyı tamamen birbirinden ayırmamasıdır. Parmak kesildiğinde ya da herhangi bir fiziksel ağrı hissedildiğinde aktifleşen bazı beyin bölgeleri, yoğun duygusal acı yaşandığında da devreye girebilir. Bu nedenle ayrılık sonrası birçok kişi boğazında düğümlenme, mide rahatsızlıkları, uykusuzluk, iştahsızlık ya da gerçekten fiziksel olarak canı yanıyormuş gibi hissedebilir. Ancak yaşanan acının şiddetini belirleyen yalnızca ayrılığın kendisi değildir. Ayrılıktan sonra zihinden geçen düşünceler de bu süreci önemli ölçüde etkiler. ‘Bir daha mutlu olamayacağım’, ‘kimse beni onun kadar sevemeyecek’ ya da ‘onsuz hayatımın anlamı kalmadı’ gibi düşünceler, kayıp hissini daha da yoğunlaştırabilir.” şeklinde konuştu.
Amaç acı çekmek değil; yaşanan acıyı anlamlandırmak ve bu deneyimden öğrenebilmek!
Aşk acısının istenen bir deneyim olmamakla birlikte psikolojik açıdan önemli bir işlevi olduğuna değinen Ataş, “Ayrılık, yalnızca bir kişinin hayatımızdan çıkması anlamına gelmez. Aynı zamanda alıştığımız düzenin, geleceğe dair planların ve bazen de kendimizle ilgili bazı inançların değişmesidir. Bu değişime uyum sağlayabilmek için zihnin zamana ve bir yas sürecine ihtiyacı vardır.” dedi.
Bu sürecin, kişinin ilişkiyi değerlendirmesine de fırsat sunabileceğini dile getiren Ataş, şunları söyledi:
“İlişkide nelerin iyi gittiğini, hangi noktaların yıpratıcı olduğunu, kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve ilişki kurma biçimini daha net görebilir. Ancak bu farkındalık her zaman kendiliğinden oluşmaz. Eğer ayrılık süreci yalnızca karşı tarafı suçlayarak, duygulardan kaçarak ya da acıyı bastırmaya çalışarak geçirilirse, benzer ilişki örüntülerinin tekrar etme riski artabilir.
Buna karşılık yaşanan deneyim sağlıklı şekilde değerlendirilebilirse, kişi duygusal dayanıklılığını artırabilir ve gelecekte daha sağlıklı ilişkiler kurabilir. Dolayısıyla amaç acı çekmek değil; yaşanan acıyı anlamlandırmak ve bu deneyimden öğrenebilmektir.”
Ayrılık, psikolojik açıdan bir yas süreci!
Ayrılık sonrasında yaşanan acıyı tamamen ortadan kaldıracak sihirli bir yöntemin olmadığına işaret eden Psikolog Şule Ataş, “Çünkü ayrılık, psikolojik açıdan bir yas sürecidir. Nasıl sevilen birinin kaybından sonra zamana ihtiyaç duyuluyorsa, biten bir ilişkinin ardından da zihin ve duyguların yeni duruma uyum sağlaması için zamana ihtiyaç vardır.” dedi.
Sağlıklı bir yas sürecinin, acıyı yok saymak ya da bastırmak olmadığını vurgulayan Ataş, “Özlemek, üzülmek ve ağlamak bu sürecin doğal parçalarıdır. Önemli olan, bu duygular nedeniyle hayatın tamamen durmasına izin vermemektir. Günlük rutinleri sürdürebilmek, sosyal ilişkilerden tamamen kopmamak ve kişiye iyi gelen aktivitelere devam etmek iyileşmeyi önemli ölçüde destekler. Bir diğer önemli nokta ise ilişkiyi gerçekçi değerlendirebilmektir. Ayrılık sonrasında zihin çoğu zaman ilişkinin yalnızca güzel anılarını hatırlamaya eğilimlidir. Oysa sağlıklı iyileşme, ilişkinin hem olumlu hem de zorlayıcı yönlerini birlikte görebilmeyi gerektirir. Bu sayede kişi geçmişi idealize etmek yerine yaşananları daha dengeli değerlendirebilir ve yaşamını yeniden inşa etmeye başlayabilir.” açıklamasını yaptı.
Eski partneri sosyal medyadan takip etmek iyileşme sürecini zorlaştırıyor!
Ayrılık sonrasında eski partneri sosyal medyadan takip etmenin ya da sürekli iletişim kurmaya çalışmanın, çoğu zaman iyileşme sürecini zorlaştırdığına dikkat çeken Ataş, “Çünkü her profil kontrolü, zihni yeniden o kişiye yönlendirir ve duygusal bağın sürmesine neden olur.” dedi.
Birçok kişinin bunu yalnızca meraktan yaptığını düşündüğünü ancak çoğu zaman bu davranışın altında belirsizliği azaltma, özlem duygusunu hafifletme ya da ilişkinin yeniden başlayabileceğine dair bir umut arayışı bulunduğunu kaydeden Ataş, “Her ne kadar kısa süreli bir rahatlama hissi yaşansa da bu etki kalıcı değildir. Aksine kişi yeniden kontrol etme ihtiyacı hisseder ve bu durum zamanla bir döngüye dönüşebilir. Sağlıklı iyileşme için beynin yeni duruma uyum sağlayabilmesine fırsat vermek gerekir. Bunun için dikkati sürekli geçmişe yöneltmek yerine günlük yaşama, yeni deneyimlere ve sosyal ilişkilere odaklanmak iyileşme sürecini destekler.” diye konuştu.
İyileşmenin yolu acıyı bastırmak değil, duygularla sağlıklı şekilde yüzleşmekten geçer!
Bazı kişilerde ayrılık sonrasında yaşanan yoğun boşluk, yalnızlık ve üzüntü duygularının; alkol kullanımı, aşırı yeme, kontrolsüz alışveriş, kumar ya da diğer dürtüsel davranışlara yönelmeyi tetikleyebileceği uyarısında bulunan Ataş, “Ancak bu durum herkes için geçerli değildir. Risk; kişinin stresle baş etme becerilerine, daha önce benzer davranışlar gösterip göstermediğine ve yaşadığı duygusal yükün şiddetine göre değişir.” dedi.
Bu davranışların ortak amacının, yaşanan acıdan kısa süreliğine uzaklaşmak olduğunu belirten Ataş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Alkol ya da diğer dürtüsel davranışlar geçici bir rahatlama sağlayabilir; ancak duygusal sorunu çözmez. Tam tersine, acının ertelenmesine ve kişi aynı duyguları yeniden yaşadığında aynı davranışlara tekrar yönelmesine neden olabilir. Bu nedenle ayrılık sonrasında asıl ihtiyaç, acıyı hızla ortadan kaldıracak çözümler aramak değil; yaşanan duyguları kabul ederek onlarla sağlıklı biçimde baş etmeyi öğrenmektir. İyileşme zaman alır. Ancak bu süreç doğru şekilde yaşandığında, kişi hem kendisini hem de ilişki kurma biçimini daha iyi tanıyabilir ve gelecekte daha sağlıklı ilişkiler geliştirebilir.”
Gece nefes nefese uyanıyorsanız dikkatHorlama, gece nefesin durması, solunumun sıklaşması ve bacak hareketlerindeki artış çoğu zaman yakınların dikkatiyle ortaya çıkarken uyku apnesi kadınlarda ve özellikle menopoz döneminde farklı belirtilerle de kendini gösterebiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:41YAŞAM
Hamileliği önleyebilen 6 hatalı alışkanlık!Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamileliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanan infertilite günümüzde önemli bir üreme sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:34YAŞAM
Yaz kilolarından kurtulacağım derken, bu hatalara sakın düşmeyin!Yaz aylarında değişen beslenme ve yaşam düzeni, tatil dönüşünde kilo artışıyla sonuçlanabiliyor. Tatil sonrası hızlıca kilo vermek isteyenlerin başvurduğu şok diyetler kalıcı çözüm yerine sağlık açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:27YAŞAM
Obezite tedavisinde zaman kaybetmemek önemliSon dönemde popülerleşen zayıflama iğneleri...02 Eylül 2026 Çarşamba 16:00YAŞAM
Okula uyum sürecinde çocuğun kaygısını küçümsemeyinYeni eğitim ve öğretim yılı başlarken çocukların okula uyum sürecinde...01 Eylül 2026 Salı 17:42YAŞAM
Ehliyet sınavlarında sabit parkur dönemine sonEskişehir’de bir sürücü kursunun yetkilisi...29 Ağustos 2026 Cumartesi 14:31YAŞAM
Ağız kokusuna dikkat: Psikolojik rahatsızlığa yol açabilirAğız içi, diş ve solunum sistemi ile ilgili diğer etkenlere de...28 Ağustos 2026 Cuma 14:41YAŞAM
Menopozda zinde ve fit kalmanın 7 kritik kuralı‘İkinci Bahar’ için altın öneriler…28 Ağustos 2026 Cuma 14:20YAŞAM
Bacaklardaki şişlik lipödem işareti olabilirBacaklardaki şişlik ve kalınlık lipödemin işareti olabilir24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:27YAŞAM
Uzmanlardan uyarı: ''Sakın yemeyin!''Uzmanlardan ölü orkinos uyarısı: "Sakın yemeyin"24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:22YAŞAM
Beyin sağlığını tehdit eden 8 etkene dikkat!Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:56YAŞAM
Zayıflama iğnelerinde görünmeyen tehlike!Kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi. Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi hayati riske neden olabiliyor...24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:50YAŞAM
Sessiz tehlikeye dikkat!Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, toplumda oldukça yaygın görülen safra kesesi taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ancak bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilece24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:42YAŞAM
Şiddet ve suç genetik mi?Şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda bilimsel...23 Ağustos 2026 Pazar 21:47YAŞAM
Bağırsak tembelliğine çözüm sofrada!Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, yetersiz su tüketimi...23 Ağustos 2026 Pazar 21:45YAŞAM
Emzirmede patron bebek!Süt üretiminin anahtarı sık ve etkili emzirme!20 Ağustos 2026 Perşembe 13:23YAŞAM
Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız sağlığına dikkatTip 1 diyabet tanısı ile takip edilen çocuklarda ağız...20 Ağustos 2026 Perşembe 13:18YAŞAM
Görünür olma isteğinin arkasında “görülme ve kabul edilme” ihtiyacı var!Sosyal medyada görünürlük uğruna tehlikeli akımları yapıyorlar!18 Ağustos 2026 Salı 16:06YAŞAM
Yorgun uyanmanın nedeni ''Sahte dinlenme'' olabilirModern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen...18 Ağustos 2026 Salı 15:54YAŞAM
Kreş seçiminde sadece gösterişli sınıflara bakmayın!Kreş seçiminde çocuğun kendini güvende hissedip hissetmediğine bakın!17 Ağustos 2026 Pazartesi 13:35YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.