YAŞLANMA KORKUSUNU KIRIŞIKLIKLARDAN FAZLASI BESLİYOR!
Yaşlanma korkusunun temelinde çoğu zaman kırışıklıkların değil...

04 Ağustos 2026 Salı 18:57
Yaşlanmanın doğal bir yaşam evresi olduğunu belirten uzmanlar, buna rağmen sürecin kişileri psikolojik olarak olumsuz etkileyebildiğini söylüyor.
Yaşlanma korkusunun temelinde çoğu zaman kırışıklıkların değil, sevilmeme, değer görmeme ve kaybetme endişesinin bulunduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Öz değerini yıllarca gençlik, fiziksel görünüm, başarı veya başkalarının onayı üzerine kurmuş kişilerde yaşlanma daha tehdit edici algılanabilir. Çünkü bu durumda yaşlanma yalnızca bedensel bir değişim değil, kişinin kimlik algısını da sarsan bir süreç haline gelir.” dedi. Yalçın, sosyal medya filtreleri ve ‘hep genç kal’ kültürünün bu kaygıyı artırdığına dikkat çeken Yalçın, estetik uygulamaların ise kaygıyı azaltmak yerine yeni kusurlar aratmaya başlamasının psikolojik değerlendirme gerektirebileceğini ifade etti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, yaşlanma korkusunun psikolojik temelleri hakkında açıklamalarda bulundu.
Yaşlanma korkusunun temelinde, sevilmeyeceği ve değer görmeyeceği inancı yatıyor!
Yaşlanma sürecinde zaman zaman üzülmenin, bedendeki değişimlerden endişe duymanın ya da ‘zaman ne çabuk geçiyor’ diye düşünmenin son derece doğal olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Çünkü yaşlanmak, insana zamanın sınırlı olduğunu hatırlatır. Ancak bu kaygı, kişinin yaşamını yönetmeye başladığında psikolojik bir soruna dönüşebilir.” dedi.
“Sürekli aynaya bakmak, yeni oluşan bir çizgi ya da kırışıklık nedeniyle yoğun kaygı yaşamak, yaşını söylemekten kaçınmak, fotoğraf çektirmek istememek ya da genç görünmek için yaşamının büyük bölümünü estetik uygulamalar araştırarak geçirmek, artık yalnızca yaşlanmayı sevmemekten öte bir duruma işaret edebilir.” diyen Yalçın, “Bu noktada asıl sorgulanması gereken soru şudur; ‘Kişi gerçekten yaşlanmaktan mı korkuyor, yoksa yaşlandığında artık sevilmeyeceğine, beğenilmeyeceğine ya da değer görmeyeceğine mi inanıyor?’ Çoğu zaman psikolojik süreçlerin temelinde bu düşünceler yer alır.” diye konuştu.
Yaşlanma korkusunu belirleyen yaş değil, yaşlanmaya yüklenen anlam!
İnsanların yaşlanmanın kendisine değil, ona yükledikleri anlama tepki verdiklerine işaret eden Yalçın, “Bazıları için yaş almak; olgunlaşmak, deneyim kazanmak ve kendini daha iyi tanımak anlamına gelirken, bazıları için güzelliğin, çekiciliğin, üretkenliğin ya da toplumsal değerinin azalması demektir.” dedi.
Öz değerini yıllarca gençlik, fiziksel görünüm, başarı veya başkalarının onayı üzerine kurmuş kişilerde yaşlanmanın daha tehdit edici algılanabileceğini aktaran Yalçın, “Çünkü bu durumda yaşlanma yalnızca bedensel bir değişim değil, kişinin kimlik algısını da sarsan bir süreç haline gelir.” ifadesini kullandı.
Yalnızca başkalarının değil, filtrelenmiş kendi görüntümüzün de etkisi altında kalıyoruz!
Sosyal medyanın, özellikle idealize edilmiş güzellik standartlarını sürekli göz önünde bulundurduğu için yaşlanma kaygısını artırabildiğine dikkat çeken Yalçın, şunları söyledi:
“Araştırmalar ve meta analizler, görünüm odaklı sosyal medya içeriklerinin beden memnuniyetini olumsuz etkilediğini gösteriyor.
Eskiden insanlar kendilerini yalnızca çevrelerindeki sınırlı sayıdaki kişiyle kıyaslarken, bugün yüzlerce filtrelenmiş görüntüyle karşılaştırıyor. Üstelik artık yalnızca başkalarının değil, filtrelenmiş kendi görüntümüzün de etkisi altında kalıyoruz. Kırışıklıkları, gözenekleri ve cilt kusurlarını dijital olarak silmeye alışan kişiler, filtre kapandığında gerçek yüzlerini kusurlu algılamaya başlayabiliyor. Böylece filtreler yalnızca görüntüyü değil, normal kabul edilen görünüm algısını da değiştirebiliyor.”
Yaşlanma korkusu yalnızca ölüm korkusuna indirgenemez!
Yaşlanma kaygısı ile ölüm kaygısı arasında güçlü bir ilişki bulunsa da, yaşlanma korkusunu yalnızca ölüm korkusuna indirgemenin doğru olmadığını vurgulayan Yasemin Yalçın, “Çünkü çoğu zaman kişiyi kaygılandıran ölümün kendisi değil, ölümden önce yaşanacağı düşünülen kayıplardır.” dedi.
Sağlığını kaybetme, bağımsızlığını yitirme, fiziksel çekiciliğinin azalması, eşi tarafından artık istenmeyeceğini düşünme ya da toplum tarafından görünmez hale geleceği inançlarının bu korkuların başında geldiğini dile getiren Yalçın, bu nedenle yaşlanma korkusunun, çoğu zaman farklı kayıp korkularının birleşiminden oluştuğunu söyledi.
Orta yaşta kaygıyı artıran yalnızca kırışıklıklar değil, yaşam muhasebesidir!
Otuzlu ve kırklı yaşlarda yaşlanma hissinin daha belirgin hale gelebildiğini vurgulayan Yalçın, “İlk beyaz saçlar, kırışıklıklar ve metabolizmadaki değişimler zamanın geçişini somutlaştırır.” dedi.
Ancak bu dönemde yaşanan kaygının yalnızca fiziksel değişimlerle ilgili olmadığına değinen Yalçın, “Birçok kişi bu yaşlarda geçmişine dönüp hayatını değerlendirmeye başlar. ‘Hayal ettiğim yaşamı yaşayabildim mi?’, ‘Yanlış seçimler mi yaptım?’, ‘İstediğim ilişkiyi kurabildim mi?’, ‘Hayatım böyle mi devam edecek?’ gibi sorgulamalar yaşlanma kaygısına eşlik edebilir. Bu nedenle orta yaş krizini yalnızca estetik kaygılar üzerinden değerlendirmek eksik kalacaktır.” şeklinde konuştu.
Art arda yapılan estetik uygulamalar kaygının belirtisi olabilir!
Bir kişinin görünümünde hoşlanmadığı bir noktayı değiştirmek istemesinin tek başına psikolojik bir sorun olmadığını ifade eden Yasemin Yalçın, şöyle devam etti:
“Önemli olan, yapılan işlemin kaygıyı gerçekten azaltıp azaltmadığıdır. Kişi ‘burnumu yaptırırsam rahatlayacağım’ diye düşünüp operasyon sonrasında bu kez göz altı, çene, kırışıklık veya başka bölgelerle yoğun şekilde meşgul olmaya başlıyorsa, estetik artık özgür bir tercihten çok kaygıyı yönetme aracı haline gelmiş olabilir.
Özellikle beden dismorfik bozukluğunda kişiler, başkalarının fark etmediği ya da çok az fark ettiği görünüm kusurlarıyla yoğun biçimde uğraşabilir. Bu nedenle kozmetik işlemler çoğu zaman kalıcı psikolojik rahatlama sağlamaz.”
Yaşlanma korkusu, bazı kişilerde mevcut anksiyeteyi besleyebilir!
Yoğun yaşlanma korkusunun, depresyon ve anksiyete belirtileriyle birlikte görülebileceği bilgisini paylaşan Yalçın, “Ancak yaşlanma korkusunun doğrudan panik atağa neden olduğunu söylemek doğru değildir.” dedi.
Yalçın, “Kişi sürekli ‘hasta olacağım’, ‘kontrolü kaybedeceğim’, ‘artık güzel değilim’ ya da ‘öleceğim’ gibi düşünceler etrafında zihinsel olarak dönüp duruyorsa, bu durum mevcut kaygı bozukluklarını besleyebilir. Bazı kişilerde yaşlanma, aslında var olan genel anksiyetenin üzerine yerleşen bir tema haline gelir.” açıklamasını yaptı.
Sürekli kusur aramak ve aynaya bakmak psikolojik değerlendirme gerektirebilir!
Genç görünme isteğinin klinik açıdan değerlendirilmesi için zihinsel meşguliyet, yoğun sıkıntı ve işlev kaybının önemli ölçütler olduğunu kaydeden Yasemin Yalçın, “Sabah uyanır uyanmaz aynaya bakmak, fotoğrafları sürekli büyüterek kusur aramak, çevresindekilere sık sık ‘Çok yaşlı mı görünüyorum?’ diye sormak, görünümü nedeniyle sosyal ortamlardan kaçınmak ya da yoğun utanç hissetmek profesyonel değerlendirme gerektirebilir.” dedi.
Yalçın, beden dismorfik bozukluğunda ise görünümle aşırı uğraşma, aynayı sürekli kontrol etme ya da tam tersine aynadan tamamen kaçınma gibi davranışlar görülebileceğini dile getirdi.
Yaşlanma kaygısının içinde çoğu zaman ayrılık ve kayıp korkusu da bulunur!
Çocuk sahibi olmanın, kişinin kendi yaşam döngüsünü daha belirgin şekilde fark etmesine neden olabileceğini belirten Yalçın, “‘Artık bir çocuğun annesi ya da babasıyım’ düşüncesi zamanın ilerlediğini daha görünür hale getirir.” dedi.
Benzer şekilde ebeveynlerin yaşlanmasının da güçlü bir tetikleyici olabileceğini aktaran Yalçın, “Çocuklukta güçlü ve değişmez olarak algılanan anne ve babanın yaşlandığını görmek, yalnızca onların değil kişinin de yaşlandığını ve bir gün onları kaybedebileceğini hatırlatır. Bu nedenle yaşlanma kaygısının içinde çoğu zaman ayrılık ve kayıp korkusu da bulunur.” diye konuştu.
Psikolojik dayanıklılık, değişen bedene rağmen kişinin kendilik değerini koruyabilmesidir!
“Yaşlanmayı sağlıklı şekilde kabul eden kişiler, yaşlanmayı sevdikleri için değil; hayatı yalnızca kayıplardan ibaret görmedikleri için bu süreci daha rahat yaşayabilirler.” diyen Yalçın, “Kimliklerini yalnızca gençlik, güzellik ya da dış görünüm üzerine kurmazlar. İlişkilerini sürdürür, üretmeye devam eder, yeni ilgi alanları geliştirir ve yaşamlarına anlam katacak yeni roller üstlenebilirler. Psikolojik dayanıklılık, değişen bedene rağmen kişinin kendilik değerini koruyabilmesidir.” ifadelerini kullandı.
Sürekli 'genç görün' mesajı, yaşlanmayı doğal bir yaşam evresi olmaktan çıkarabilir!
Yapay zekâ destekli estetik teknolojileri ve dijital gençleştirme uygulamalarının gelecekte yaşlanma kaygısını artırabilecek önemli etkenler arasında görüldüğüne dikkat çeken Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Teknolojinin insanların daha sağlıklı yaşamasına katkı sağlaması elbette değerlidir. Ancak kültür sürekli ‘yaşlanma’, ‘çizgilerini sil’, ‘on yaş genç görün’ mesajı verirse, yaşlanma doğal bir yaşam evresi olmaktan çıkarak düzeltilmesi gereken bir kusur gibi algılanabilir.” uyarısında bulundu.
Yapay zekâ sayesinde insanların kendi yüzlerinin yıllar önceki hâlini saniyeler içinde görebildiği bir dünyada, gerçek görünümlerine karşı toleranslarının azalmasının mümkün olduğuna işaret eden Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu teknolojilerin uzun vadeli psikolojik etkileri konusunda henüz kesin yargılara varmak için erken olsa da, belirleyici olan teknolojinin kendisinden çok topluma verilen mesaj olacaktır. Asıl önemli soru, ‘daha uzun ve sağlıklı yaşa’ mı denileceği, yoksa ‘asla yaşlanma’ anlayışının mı teşvik edileceğidir. Çünkü psikolojik açıdan bu iki yaklaşım arasında büyük fark vardır.”
Gece nefes nefese uyanıyorsanız dikkatHorlama, gece nefesin durması, solunumun sıklaşması ve bacak hareketlerindeki artış çoğu zaman yakınların dikkatiyle ortaya çıkarken uyku apnesi kadınlarda ve özellikle menopoz döneminde farklı belirtilerle de kendini gösterebiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:41YAŞAM
Hamileliği önleyebilen 6 hatalı alışkanlık!Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamileliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanan infertilite günümüzde önemli bir üreme sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:34YAŞAM
Yaz kilolarından kurtulacağım derken, bu hatalara sakın düşmeyin!Yaz aylarında değişen beslenme ve yaşam düzeni, tatil dönüşünde kilo artışıyla sonuçlanabiliyor. Tatil sonrası hızlıca kilo vermek isteyenlerin başvurduğu şok diyetler kalıcı çözüm yerine sağlık açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:27YAŞAM
Obezite tedavisinde zaman kaybetmemek önemliSon dönemde popülerleşen zayıflama iğneleri...02 Eylül 2026 Çarşamba 16:00YAŞAM
Okula uyum sürecinde çocuğun kaygısını küçümsemeyinYeni eğitim ve öğretim yılı başlarken çocukların okula uyum sürecinde...01 Eylül 2026 Salı 17:42YAŞAM
Ehliyet sınavlarında sabit parkur dönemine sonEskişehir’de bir sürücü kursunun yetkilisi...29 Ağustos 2026 Cumartesi 14:31YAŞAM
Ağız kokusuna dikkat: Psikolojik rahatsızlığa yol açabilirAğız içi, diş ve solunum sistemi ile ilgili diğer etkenlere de...28 Ağustos 2026 Cuma 14:41YAŞAM
Menopozda zinde ve fit kalmanın 7 kritik kuralı‘İkinci Bahar’ için altın öneriler…28 Ağustos 2026 Cuma 14:20YAŞAM
Bacaklardaki şişlik lipödem işareti olabilirBacaklardaki şişlik ve kalınlık lipödemin işareti olabilir24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:27YAŞAM
Uzmanlardan uyarı: ''Sakın yemeyin!''Uzmanlardan ölü orkinos uyarısı: "Sakın yemeyin"24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:22YAŞAM
Beyin sağlığını tehdit eden 8 etkene dikkat!Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:56YAŞAM
Zayıflama iğnelerinde görünmeyen tehlike!Kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi. Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi hayati riske neden olabiliyor...24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:50YAŞAM
Sessiz tehlikeye dikkat!Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, toplumda oldukça yaygın görülen safra kesesi taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ancak bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilece24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:42YAŞAM
Şiddet ve suç genetik mi?Şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda bilimsel...23 Ağustos 2026 Pazar 21:47YAŞAM
Bağırsak tembelliğine çözüm sofrada!Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, yetersiz su tüketimi...23 Ağustos 2026 Pazar 21:45YAŞAM
Emzirmede patron bebek!Süt üretiminin anahtarı sık ve etkili emzirme!20 Ağustos 2026 Perşembe 13:23YAŞAM
Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız sağlığına dikkatTip 1 diyabet tanısı ile takip edilen çocuklarda ağız...20 Ağustos 2026 Perşembe 13:18YAŞAM
Görünür olma isteğinin arkasında “görülme ve kabul edilme” ihtiyacı var!Sosyal medyada görünürlük uğruna tehlikeli akımları yapıyorlar!18 Ağustos 2026 Salı 16:06YAŞAM
Yorgun uyanmanın nedeni ''Sahte dinlenme'' olabilirModern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen...18 Ağustos 2026 Salı 15:54YAŞAM
Kreş seçiminde sadece gösterişli sınıflara bakmayın!Kreş seçiminde çocuğun kendini güvende hissedip hissetmediğine bakın!17 Ağustos 2026 Pazartesi 13:35YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.