İŞ GÜVENLİĞİNDE ÜÇ FAKTÖR
Erhan Mataracı uyardı: Belli bir yüksekliğin altında kalınca izolatör zararlı olabilir...

26 Nisan 2023 Çarşamba 11:20
Metalurji ve Malzeme Mühendisi Erhan Mataracı, Kahramanmaraş merkezli depremlerde tartışma yaratan moloz kaldırma çalışmaları hakkında, uzun vadeli sorunların daha mühim olduğunun altını çizdi, molozların kaldırılmadan önce ayrıştırılmasına dikkat çekti. Binalarda kalan elektronik eşyaların çevreye zarar vereceğini dile getiren Mataracı, molozların ne kadar kısa sürede kaldırıldığından çok işin uzmanlarla yapılması gerektiğini vurguladı. Bina yapımında teknik konulara da değinen Erhan Mataracı, Türkiye'de yapılan projelerde tüm koşulların dikkate alınması gerektiğini söyledi. Farklı ülkelerde başka detayların dikkate alındığı inşaat yapımında Türkiye'deki kusurları da aktaran Mataracı, bina yapımı esnasında birçok teknik bilgiyi de paylaştı.
Uluslararası müteahhitlik firması sahibi Erhan Mataracı, Kahramanmaraş merkezli depremlerle birlikte yeniden gündeme gelen bina yapımı ve inşaat sırasında yapılan denetimler hakkında bilgileri tazeledi, projelerin katı kurallar dahilinde yapılması gerektiğine vurgu yaptı. Yapı türlerinin ülkenin ve vatandaşın ihtiyaçlarına göre değişebileceğini söyleyen Mataracı, binaların Avrupa Birliği standartlarında yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Teknik detaylar veren Erhan Mataracı'nın açıklamasından öne çıkanlar şöyle:
"İnşaat yapma aşamalarını baştan gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum"
"Depremde binaların yıkıldığı zaman konuştuğumuz konularla bugün molozların taşınması konusundaki hatalar farklı bir kökten gelmiyor. İnşaatın yapımı ve yıkımı, projeler açısından bakıldığı zaman, ikisi de bir projedir. Bizim proje planlama aşamamız vardır. Nasıl ki inşaatların yıkımına, inşaattaki kusurlar sebep olduysa, molozdaki kusurlarda benzer şeylere sebep oluyor.
İnşaat yapma aşamalarını baştan gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir proje yapılacağı zaman ilk öne proje ile alakalı dünyanın her yerindeki inşaat projelerinde yapılır. Projenin yönetici, altındaki kalite departmanı, iş sağlığı ve çevre departmanı. İnşaatı direkt olarak yapacak departman, onun haricinde idari departmanlar.
İş güvenliği tarafından değerlendirilen üç faktör
Bunların içerisinde uluslararası tabirle HSE dediğimiz; yani sağlık, güvenlik ve çevre. Bu üç faktör projenin başında iş güvenliği tarafından değerlendirilir. Türkiye'de bu konuyla ilgili genel olarak bazı yaşanan kazalardan sonra işçi sağlığı tarafından bakıyoruz ama bunun son aşaması da çevredir. Proje yapıldığı zaman, yapılacak proje gözden geçirilir. Şu an içinde bulunduğumuz binayı yapacaksak şayet, bununla alakalı değerlendirmeler yaptığımızda, biz bununla yapacağımız süreç içerisinde çevreye bu zararları, işçiye bu zararları, şehre ve havaya bu zararları verebiliriz gibi sayısız faktör var. Bu işi yapacak olan firma tüm bu faktörleri tek tek değerlendirip bunlarla alakalı nasıl önlemler alınacağını, prosedürlere yazıp, proje başında müşavir firma olabilir, sahibi olabilir, belediyeler olabilir... Burada, bunlarla alakalı bir onay almak zorunda."
"Binaların içinde kalan buzdolabı, çamaşır makineleri, televizyonlar..."
Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan binaların kaldırılmasında ortaya çıkan asbest konusunda, moloz kaldırma işinin hızlı yapılmasından çok, belirli uzmanlarla yapılması gerektiğine vurgu yapan Mataracı; "Buradaki kusur sadece asbest değil. Kaybettiğimiz vatandaşlarımızdan kalan parçalar, binaların içinde kalan buzdolabı, çamaşır makineleri, televizyonlar var. Bu evlerde piller var. Bunların çevreye zararlı şeyler olduğunu biliyoruz. Ama molozu aldığımızda binayı komple alıp bir yere taşıdığımızda, su yatağına, toprağa dökersiniz, bunun zararlı olacağını biliyoruz." dedi.
"Molozun kısa zamandaki etkisi, uzun zaman etkisinden daha zararlı değil"
Erhan Mataracı, gerekli ayrıştırmaların yapıldığı zaman çevreye zarar vermeyeceğini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu molozlar yıkılmış, burayı 1-2-3 ay içerisinde fark etmiyor. Bu kadar süre içerisinde temizlemek çok önemli değil. Önemli olan ayıklamanın yapılması. Suyu ve toprağı kirleteceğimize, belli bir zaman verilip, bu işin uzmanları gelip, buradan çıkan atıkları bu şekilde değerlendirelim gibi ayrımlar yaparsa sonradan bu moloz çevreye zarar vermez. Sonradan bu insanlar bu bölgeyi kullanacak.
Molozun kısa zamandaki etkisi, uzun zaman etkisinden daha zararlı değil. Direkt olarak o moloz oraya döküldü diye zarar vermeyecek ama biz şunu İstanbul'dan biliyoruz. Kentsel dönüşüm projelerinin çok yoğun olduğu dönemlerde ve bölgelerde insanlarda solunum problemleri oldu. Bu anlık bir problem değil, belli bir vadede insanlarda sorun oluştu hatta halk arasında kentsel dönüşüm rahatsızlığı deniyordu buna."
"İzolatör belli bir yüksekliğin altında zararlı bile olabilir"
Depremlerin ardından birçok vatandaşın kendi binasını kontrol ettirme isteği konusunda, sağlıklı ve sağlam binaların özelliklerine de vurgu yapan Mataracı, binanın 'ihtiyaca göre' yapılmasına dikkat çekti. "Kendimizi kalıplara sokmamalıyız" diyen Erhan Mataracı, şunları söyledi:
"Yapı tamamen ihtiyaca göre, bölgeye göre tercihe göre değişen bir şey. Biz yapıları planlarken hem ihtiyaçlarımızı, ekonomik durumu gibi birçok şeyi değerlendirmeliyiz. Orta Doğu'daki binalarda dümdüz çatılar olurken Uzak Doğu'ya gittiğinizde çatılar dik olur. Bu tamamen yağışın etkisini bertaraf etmek içindir. Bazı yerlerde ince bazı yerlerde kalın yapılır. Bu ihtiyaçlardan kaynaklı durum. İllaki şu olmalıdır dememeliyiz. Hatta olmalı mıdır sorusunu bir tarafa bırakalım, kendimizi bu tip kalıplara sokmamalıyız.
Depremden sonra bu tartışmalara çok denk geldik. Bizim binada bu beton kullanılmış, bu beton olmalı... Her yerde bu betonun olması bazen zararlı olabilir. Mesela bir izolatör tartışması çok oldu. Bizim arkadaşlarımızdan aldığımız bilgiye göre izolatör belli bir yüksekliğin altında zararlı bile olabilir. Daha yıkıcı etkiye sebep verebilir. Sizin ihtiyacınız, binanın ihtiyacı ne, siz bunu ne amaçla kullanacaksınız, neye dayanmasını istiyorsunuz..."
"Herkes kendi binasının kontrolcülüğüne başladı"
Yapılacak binanın projesinin ve analizlerin doğru ve ihtiyaca uygun yapıldığı taktirde hasar görmeyeceğini dile getiren Mataracı; "Hiç fay hattı olmayan bir ülkede deprem güçlendirmesine gerek yok. Yapıyı yapacağımız bölgeye bakıp oradaki kar yükünü hesaplıyoruz. Afrika'daki bir projede kar yükünü hesaplamazsınız. Türkiye veya Rusya'da yapacaksanız hesaplamak zorundasınız. Bu genel uygulamaları her yerde kullanmalıyız gibi değerlendirmemiz böyle bir sebebe götürebilir bizi. İllaki bu beton, demir kullanılmalı gibi şeyler şart değil. Projenin neye ihtiyacı var, o proje mühendisliğin gelişmesiyle envai çeşit yere konulabiliyor. Analizlere sokulur, hesaplar kontrol edilir. Bunlar yapıldıktan sonra zaten binalarımız hasar vermeyecektir.
Halkımızın depremden sonra bir miktar yorulduğunu düşünüyorum. Herkes kendi binasının kontrolcülüğüne başladı. Bu beton kullanılmalı, bizim bina bundan yapılmış, bu demir kullanılmalı gibi, bunlara gerek yok." dedi.
"Tartışmamız gereken konu, tüm mühendislik çalışmalarındaki bazı aksaklıklar"
Vatandaşın kendi binası hakkında, "kısmi fikir" edinebileceğini söyleyen Mataracı, yıkılan binaların şekline bakarak karar vermenin doğru olmayacağını aktardı. Yapılması gerekenin kalite yönetimi sisteminin oluşturmasını sağlamak olduğunu ifade eden Mataracı konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kısmi fikirler edinebilir. Depremde gördüğümüz bir bina var. Bina yıkılmış, temeliyle beraber yıkılmış, bina sapasağlam. Zemin sağlam değil. Halk gidip kolona bakarsa bunda bir şey görmeyecek. Ama bina sağlam değil. Yeterli olmayacak. Burada tartışmamız gereken konu, tüm mühendislik çalışmalarında bazı aksaklıklar olduğu fikrim var.
"Uygulamamız gereken şey, toplam kalite yöntemi dediğimiz sistemin oturtulması"
Bir proje yapılacağı zaman, ben buranın yapım mühendisiysem, siz de kalite kontrol mühendisiyseniz, siz benimle nasıl yaptığımla ilgilenmezsiniz, bunu o bilmez. Siz kontrolü bilirsiniz. Herkes kendi alanında uzmandır ve uzmanlığını en iyi şekilde yapar sonuçta da ortaya en iyi bina çıkar. Bizim uygulamamız gereken şey, toplam kalite yöntemi dediğimiz sistemin oturtulması."
"Bunun sorumlusu müteahhit midir?"
Bunun sorumlusu müteahhit midir? Müteahhit diyemeyiz. Toplam kalite yönetim sisteminin eksikliğidir. Bu projeyi yaparken, bundan daha önce defalarca yapmış müşavir istiyorum ben diyorsunuz. Sizin şartlarınızı sağlıyorsa ben bu işi aldım diyor. İşin şartnamesini oluşturuyor, ihaleye çıkartıyor. Bu firma işin uluslararası şartlar, ülkenin oluşturduğu şartların yüzlerce sayfalık şartnameyle ihaleye çıkar. Müteahhit firma gelip teklif verdiğinde buna hem deneyim hem teknik ve fiyat açısından ihaleyi alırım. En son aşamaya kadar denetlenir. Yapı denetim firmalarının bu işi yaptıkları, yapmaları gereken kâğıt üstünde bir konu var.
"Muayene ve test planı olmadan projeye başlanmaz"
Bazı farklı hatalar da var. En başından sonuna dek işin içindeki tüm aşamalar tek tek yazılır. Sonra denir ki işin müşterisi, müteahhidi ve müşaviri. Bu aşamalar detaylı, personeli ne kadar seçeceğine kadar. O aşamaya geçmeden, ben onaylamadan başka bir aşamaya geçemezsiniz. Bu anlaşmanın ardından böyle tek tek gidilir. Burada muayene ve test planı deniyor. Bu olmadan projeye başlanmaz. Tek tek bunlar yazılır. Yapılacak iş ne, bu işin kontrolünü kimler yapacak, bu işin kontrolü neye göre yapılacak..."
Ucuz Suriye demiri kullanmaya izin veren sistem öldürdü
"Ucuz Suriye demiri öldürdü diye bir haber okudum. Bu öldürmedi, bunu kullanmaya izin veren kontrol sistemi öldürdü. Bununla ilgili oluşmuş bir standart var. Bunun içinde malzemenin kontrolü ve sertifikasyon oluşturulmalı diye üç ayrı paragraf var. Belirtmek zorundasın. Bizim genelde inşaatlarda, konutları konuştuğumuzda malzemeler nasıl kontrol ediliyor, gidiyorsunuz sanayi sitesine, ben şu kalite demir istiyorum diyorsunuz. Bu malzeme gerçekten o mu, malzemenin iç yapısı var. Ama bu standart bizde var mı, yok mu, bu standarda göre kontrol yapıldı mı... Sertifikanın kalite kontrol mühendisi tarafından kontrolü yapıldı, bu projelerde yapıldığını sanmıyorum.
"Avrupa standartlarını uyguluyoruz"
TOKİ binalarında bu kontrol sisteminin olup olmadığından haberdar değilim. TOKİ malzeme alırken sanırım bu hata çok olur. TOKİ'nin kendi denetim mekanizmaları da var bunu yapıyor. Bizim yönetmelikte ve standartlarda da bazı hatalar var, denk geldiğimiz şeyler oldu, bilinçli şeyler değil. Mühendislik kavramının tamamında bazı aksaklıklar var. Biz Avrupa Birliği uyum yasaları gereği, Avrupa standartlarını uyguluyoruz. Bence az çalışıyoruz.
"Ufak tefek şeyler gözden kaçabiliyor ama işe etkisi olabilir"
TSE şunu yapıyor. Biz Avrupa Birliği ülkelerinin standartlarını uyguluyoruz. Türkiye genelde British standartları çıkarıyor. Biz de aynısını TSE üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Dokümanların tercümelerinde bazı teknik hatalara rastladığımız da oldu maalesef. Bu işi kötü tarafa götürüyor. Kelime, cümle hatası pek önemli değil. Ama büyük-küçük işareti değiştiği zaman iş teknik olarak terse dönüyor. Ben diyorum ki, 20 milimin üzerindeyse bu şekilde yap, adam diyor ki altında, zaten yapılabilecek bir şey değil. Biz diyoruz ki yabancı dildeki standartları biz okuyalım, orijinalinden götürelim işi bir aksaklık olmasın. Bazen böyle ufak tefek şeyler gözden kaçabiliyor ama işe etkisi olabilir."
Yapılan binadaki aksaklıkların artmasının maliyete bağlanmasının yanlış olduğunu vurgulayan Mataracı, bina yapımında "bilinçli olmak" gerektiğinin altını çizdi. Kültürün oluşması gerektiğini söyleyen Mataracı, şunları söyledi:
"Bilmezlikten ve o kültürün çok oluşmamasından dolayı"
"Ben de Karadenizli bir müteahhit olarak söyleyeyim, amaç günün sonunda kâr etmektir. Ama yine de Türkiye'deki bu aksaklıkların sebebi maliyeti çok artırması değil. Maalesef bu konuda onların da bilinçli olmaması. Biz projelerde kontrole gittiğimizde çok iyi niyetli arkadaşlarımızın, biz bu işi yüzlerce kez yaptık bu iş böyle yapılır diye, bizim standartlarımızla kavga ettiğimizi biliriz. Sen kaç kere yaptın, nereden biliyorsun diye sözlere çok maruz kaldık. Bilmezlikten ve o kültürün çok oluşmamasından dolayı.
Teknik anlamda bazı detay problemler var. Ben burada sadece yasaların değil bununla birlikte mühendislik odaların ve kuruluşlarının topyekun bir çalışmayla günün sonunda kaliteli bir şey ortaya çıkarması gerektiğini düşünüyorum"
Mühendislik konusunda Japonya ile Türkiye'yi karşılaştıran Mataracı, sözlerini şöyle bitirdi:
"Yapım açısından basit projelerde bu kadar katı değil"
"Dünyanın en büyük 250 müteahhidi her yıl açıklanır, bu listenin 2022 yılında 42 tanesi Türk. Dünyanın en büyük müteahhit firmasının yüzde 20'si Türkler. Günün sonunda karşı taraftaki müşterinin talepleri o kadar katı oluyor ki o ne derse onu yapıyorsun. Hatta aynı firma 2 farklı ülkede proje yaparken, taleplere göre yine farklı karakter gösterebilir.
Ülke de müşteri olabilir. İkisine bütün bakarız. Projenin sahibi kimse, firma olabilir devlet olabilir. Katı kurallar kuruyor ki, Türkiye'de de var. Bir rafineriye girdiğimizde uluslararası standartların daha katısını Türkiye'de görebiliyoruz. Şartlara uyuyorlar, şartlara uymak zorundalar. Firmalar uluslararası olmak zorunda. Yapım açısından basit projelerde bu kadar katı değil.
"Mühendisler herkesten katı olmalı"
Projenin günün sonunda kaliteli çıkması, müşavirin projeye koyduğu katılıkla alakalıdır. Müteahhit kâr etmeye çalışan biri. Hızlıca bitirmeye çalışacak. Onu da hata yapılacağı yerde durdurmalı, onaylamadan geçmesine izin vermemeli. Yol projesinde işin sahibi kamudur. Kamu da projeyi bizzat takip etmeli hatta mühendisler herkesten katı olmalı.
"Mühendislik konusunda Türkler dahi bir millet"
Mühendislik konusunda Türkler dahi bir millet. Sadece mühendisler değil ustalar da öyle. Japonya'da tsunami olduğunda nükleer santralde bir kriz yaşandı. 1-2 haftada çözdüler krizi. O zaman izlediğimde şunu söylemiştim: Bu problem Türkiye'de olsa çözüm süremiz 3 gündü. Çözene kadar 10 kişi ölürdü, herkes denemeye giderdi ama 3 günde çözerdik bu konuyu. Bu konuda onların çalışma sistemi şöyle: Daha önce başlarına gelmemiş bir konuda o anda fikir yürütmüyorlar, yürütmek de istemiyorlar. Soru sorarsanız kitaba bakar varsa cevabını verir yoksa beklersiniz.
"Giderler problemi çözer gelirler"
Bizde öyle değil. İlla bir ustamız vardır bizim, diplomalı mühendislerden daha etkili olabiliyorlar. Giderler problemi çözer gelirler. Ama bu adamlarda bu problemler az oluyor. Japonya'da deprem olduğunda binaların yıkılmamasının sebebi, bizim halkımız gibi herkesin betonu demiri iyi biliyor olmasından dolayı değil. Adamlar toplam mekanizmayı her alanda kurdular. Herkes kendi işini kurmuş, herkes kendi işinin uzmanı ve kimse bir yerden kaçamıyor. Çünkü çok ciddi bir sistem var işin içinde."
Böbrek sağlığını korumak için 8 altın kuralÜroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu.13 Mart 2026 Cuma 10:19YAŞAM
Baş ağrınızın sebebi fazla kilolarınız olabilir mi?Baş ağrınızın nedeninin fazla kilolarınızın olabileceğini hiç düşündünüz mü? Fazla kilo yalnızca estetik bir sorun değil; beyni, hormon dengesini ve ağrı mekanizmalarını etkileyen ciddi bir sağlık problemi olarak ifade ediliyor.10 Mart 2026 Salı 10:45YAŞAM
Çocuklarda yüksek ateşe dikkat! 3 günü aştıysa...Yüksek ateş, özellikle kreş başlangıcıyla birlikte çocuklarda sık görülen sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.05 Mart 2026 Perşembe 10:13YAŞAM
Nargile ve elektronik sigara gırtlak kanserine neden oluyorZararsız olduğu zannedilen nargile ve elektronik sigaranın kanser riskini artırdığını, nargilenin ise sigaradan hiçbir farkı olmadığını biliyor muydunuz? Prof. Dr. Murat Topdağ, konu ile ilgili önemli bilgiler verdi...04 Mart 2026 Çarşamba 09:43YAŞAM
Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!Sahurun metabolizma üzerindeki etkisini değerlendiren Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahur yapılmadığında kas kaybı riski yükselir.” dedi.02 Mart 2026 Pazartesi 10:29YAŞAM
Modern yaşamla birlikte horlama giderek artıyorVücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor.28 Şubat 2026 Cumartesi 09:56YAŞAM
12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyorSoğuk hava kalp hastaları için daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Özellikle dış ortamda geçirilen süre ve hava koşulları kalbin yükünü artırabiliyor.27 Şubat 2026 Cuma 10:24YAŞAM
İftarda hızlı ve aşırı yemeğe dikkat!Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin, iftara çorba veya suyla başlanmasını, 15–20 dakika ara verilmesini ve tatlının ana yemekten en az 1–2 saat sonra tüketilmesini önerdi.26 Şubat 2026 Perşembe 10:08YAŞAM
İşte Ramazan'da bağışıklığı güçlendiren 10 besinBeslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, Ramazan’da bağışıklığı güçlendiren 10 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.25 Şubat 2026 Çarşamba 10:31YAŞAM
Dijital dünyada çocuklar için yeni dönem!Trabzon’da 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin’in ölümü, dijital bağımlılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyarak “yasaklama mı, güçlendirme mi?” sorusunu kamuoyunun merkezine yerleştirdi.24 Şubat 2026 Salı 10:22YAŞAM
Akran zorbalığına karşı 9 etkili yöntemSon yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, akran zorbalığına karşı alınabilecek 9 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.23 Şubat 2026 Pazartesi 09:39YAŞAM
Kalp hastalarına Ramazan'da hayat kurtaracak 10 öneriRamazan’ın gelmesiyle birlikte oruç tutmak isteyen pek çok kalp hastası sağlık durumlarının oruç tutmaya elverişli olup olmadığını araştırıyor.21 Şubat 2026 Cumartesi 10:31YAŞAM
“Cebimizdeki ekran, hafızamızı ele geçiriyor”Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, Dijital Çağda “Zihin Erozyonu” Yaşandığına dikkat çekiyor20 Şubat 2026 Cuma 10:39YAŞAM
Oruç tutmak isteyen kalp hastalarına önerilerKardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Ramazan ayında kalp hastalarıyla ilgili önerilerde bulundu.19 Şubat 2026 Perşembe 10:12YAŞAM
Büyükşehir uzmanlarından Ramazan'da beslenme tavsiyeleriBursa Büyükşehir Belediyesi'nde görevli Diyetisyen Dr. Nilgün İstek, Ramazan ayının gelmesi ile birlikte vatandaşların beslenmesine ilişkin tavsiyelerde bulundu.18 Şubat 2026 Çarşamba 11:38YAŞAM
Hurma alırken bunlara dikkat edin!Ramazan ayının en çok tüketilen yiyeceklerinden biri olan hurma hakkında uzmanlar uyardı.16 Şubat 2026 Pazartesi 09:31YAŞAM
Vücutta en hızlı yaşlanan organ omurgaGünlük yaşamda farkında olmadan yapılan pek çok alışkanlık omurga sağlığını doğrudan etkiliyor.16 Şubat 2026 Pazartesi 09:22YAŞAM
COVID-19 sonrası beyin sisi şikayetleri arttıAnadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nihal Işık, “Beyin sisi, tıbbi bir tanıdan çok, düşünme hızı ve bellekle ilgili zorlanmaları anlatan bir ifade." diyerek şikayetlerin Covid-19 sonrası arttığına işaret etti.14 Şubat 2026 Cumartesi 10:10YAŞAM
Düşmeyen kilonuzun nedeni lodos olabilirSon günlerde birçok kişi beslenme alışkanlıklarında belirgin bir değişiklik yapmamasına rağmen yüz, eller, ayak bilekleri ve karın bölgesinde şişkinlik yaşadığını ifade ediyor.10 Şubat 2026 Salı 14:47YAŞAM
Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına dikkat!Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor.07 Şubat 2026 Cumartesi 11:08YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.