HER DERDE DEVA
Kanserden nefes darlığına, astımdan bronşite kadar her derde deva

24 Şubat 2016 Çarşamba 17:35
Çerezden pekmez yapımına, hatta kozmetik sanayine kadar geniş bir yelpazede kullanılan ve yetiştirilmesi çok kolay olan keçiboynuzu aynı zamanda doğal bir şifa deposu. Türkiye'de üretimi yaygın olan keçiboynuzuna akademik bir açıklama geldi. Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Eti, şifa deposu keçiboynuzunun zengin besin içeriği yanında yüksek düzeyde antioksidan maddeler içerdiğini açıklayarak, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi açısından büyük öneme sahip olduğunu söyledi.
Halk arasında "harnup" olarak bilinen keçiboynuzunun faydaları ve kullanım alanları saymakla bitmiyor. Akdeniz sahil şeridinde deniz yüzeyinden 600-700 metre yüksekliğe kadar olan bölgede doğal olarak yetişen bu bitki, yeryüzünün en eski bitki türlerinden. Akdeniz'e kıyısı olan bütün ülkelerde yetiştiriciliği yapılan keçiboynuzunun en önemli üretici ülkeleri İspanya, İtalya, Fas, Portekiz, Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs.
TÜRKİYE'NİN YILLIK ÜRETİMİ 15 BİN TON
Dünyada keçiboynuzu yetiştiren ülkelerin toplam yıllık üretimleri 180 bin, Türkiye'nin ise 15 bin ton kadar. Prof. Dr. Sinan Eti, yetiştirme ve kullanım alanlarıyla yararları bakımından keçiboynuzu hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Besin değeri yüksek olan keçiboynuzunun çerez şeklinde tüketilebildiği gibi pekmez yapımında da yaygın olarak kullanıldığını hatırlatan Prof. Dr. Sinan Eti, aynı zamanda hayvan yemi olarak da kullanılabildiğini söyledi. Prof. Dr. Eti, "Öğütülmüş keçiboynuzu meyvesinden elde edilen un kakao yerine içilebildiği gibi pasta ve keklerde yine kakao yerine kullanılabilir. Zengin besin içeriği yanında yüksek düzeyde antioksidan maddeler içeren keçiboynuzu, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi açısından büyük öneme sahiptir." şeklinde konuştu.
Keçiboynuzunun astım, alerjik bronşit ve nefes darlığına karşı etkili olduğu ve eczacılıkta öksürük şurubu yapımında kullanıldığını söyleyen Prof. Dr. Eti, ayrıca sindirimi düzenleyici ve bağırsakları rahatlatıcı özelliğinden ötürü bebek mamalarına da katıldığını ifade etti. Keçiboynuzu bitkisinin yüksek düzeyde kalsiyum içerdiği için çocukların kemik gelişiminde olumlu etkileri olduğunun bilindiğini hatırlatan Prof. Dr. Eti, "Yaşlılarda kemik erimesine karşı önemli katkıları var. Bunun yanında, akciğer kanserini önlemede ve iktidarsızlığa karşı da etkili olduğu ifade ediliyor." dedi.
SAĞLIK ALANININ YANI SIRA GIDA SANAYİNDE DE KULLANILIYOR
Sağlık alanında etkileri kanıtlanan keçiboynuzu, gıda sanayinde de oldukça yaygın kullanılan bir bitki olduğunu dile getiren Eti, keçiboynuzu tohumlarının endüstride meyvelerinden daha çok değer gördüğünü bildirdi. Prof. Dr. Sinan Eti, "Tohumlarından Tragasol adı verilen güçlü bir zamk elde ediliyor. Bu zamkın türevleri kıvam arttırıcı, jelleştirici ve su bağlayıcı olarak birçok işlenmiş gıda maddesinde kullanılıyor. Endüstride "Keçiboynuzu Gamı', "Keçiboynuzu zamkı" veya "Keçiboynuzu Sakızı" olarak da ifade edilen bu madde (E410); dondurma, yoğurt, puding, krema ve peynir gibi süt ürünleri yanında çikolata, şekerleme, jöle, bisküvi, ketçap, mayonez, salça ve soslar, meyve konsantreleri ile işlenmiş et ürünleri, hazır yemekler ve konservelerde yaygın olarak kullanılıyor." ifadelerini kullandı.
KEÇİBOYNUZU KOZMETİK SANAYİNİN VAZGEÇİLMEZİ
Keçiboynuzu sakızının gıda endüstrisi dışında yaygın kullanım alanlarının bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Eti, "Krem, losyon ve diş macunu yapımında yoğunlaştırıcı olarak, ayrıca boya, matbaa mürekkebi üretiminde, kağıt üretiminde, pamuklu tekstil ürünlerinde kumaşlara eşit geçirgenlik ve düzgün yüzey elde etmek için ve petrol sondajlarında delme işlemini kolaylaştırmak amacıyla da keçiboynuzu kullanılıyor." şeklinde konuştu.
ÜLKEMİZDE HAK ETTİĞİ DEĞERİ BULAMIYOR
Keçiboynuzu bitkisinin pek fazla sulama, gübreleme, budama ve tarımsal savaş gibi bakım işlemlerini gerektirmediğini, kolaylıkla yetiştirilebildiğini belirten Prof. Dr. Sinan Eti her zaman yeşil özelliğinden ötürü çevre kirliliğine, derin köklü olmasından dolayı da erozyona karşı etkin olarak kullanılabilecek bir bitki olduğunu söyledi. Bu kadar özelliği olmasına karşın keçiboynuzu bitkisinin ülkemizde hak ettiği değeri bulamadığını belirten Prof. Dr. Eti konuşmasına şöyle devam etti; "Bugün için keçiboynuzu meyvesi üretimimizin tamamına yakını doğada kendiliğinden yetişen yabani bitkilerden elde ediliyor. Keçiboynuzu bitkilerinin bir bölümü erkek, bir bölümü ise dişi özellik gösteriyor. Sadece dişi bitkilerden meyve alınırken, erkek bitkiler dişilerin tozlaşmasında görev yapıyor. Kırsal kesimde özellikle meyve vermeyen erkek bitkiler yakacak elde etmek ve arazi kazanmak amacıyla yok ediliyor. Bu durumda, tozlaşıp döllenemeyen dişi bitkiler meyve vermiyor. Bu konuda insanımızın bilinçlendirilmesi ve sadece yabani bitkilerin değerlendirilmesi değil, ticari anlamda yüksek verim ve kaliteli meyveler verebilen aşılı keçiboynuzu bahçelerinin kurulması için yetiştiricilerin özendirilmesi büyük önem taşıyor."
Keçiboynuzu bahçesi tesis etmek isteyen yetiştiricilerin karşılaştıkları ilk sorunun kaliteli ve sağlıklı fidan temini olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sinan Eti, fidan elde etmek amacıyla kullanılan keçiboynuzu tohumlarının sert olduklarından zor çimlendiğini, aşıyla çoğaltmada da başarı oranının çok düşük olduğunu savundu. Prof. Dr. Eti, bu soruna yaklaşım sağlayabilmek amacıyla danışmanlığında yürütülen bir doktora çalışmasında keçiboynuzu fidanının değişik yollarla çoğaltılması üzerinde araştırmalar yapıldığını da hatırlattı.

Gece nefes nefese uyanıyorsanız dikkatHorlama, gece nefesin durması, solunumun sıklaşması ve bacak hareketlerindeki artış çoğu zaman yakınların dikkatiyle ortaya çıkarken uyku apnesi kadınlarda ve özellikle menopoz döneminde farklı belirtilerle de kendini gösterebiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:41YAŞAM
Hamileliği önleyebilen 6 hatalı alışkanlık!Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamileliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanan infertilite günümüzde önemli bir üreme sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:34YAŞAM
Yaz kilolarından kurtulacağım derken, bu hatalara sakın düşmeyin!Yaz aylarında değişen beslenme ve yaşam düzeni, tatil dönüşünde kilo artışıyla sonuçlanabiliyor. Tatil sonrası hızlıca kilo vermek isteyenlerin başvurduğu şok diyetler kalıcı çözüm yerine sağlık açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor.12 Eylül 2026 Cumartesi 15:27YAŞAM
Obezite tedavisinde zaman kaybetmemek önemliSon dönemde popülerleşen zayıflama iğneleri...02 Eylül 2026 Çarşamba 16:00YAŞAM
Okula uyum sürecinde çocuğun kaygısını küçümsemeyinYeni eğitim ve öğretim yılı başlarken çocukların okula uyum sürecinde...01 Eylül 2026 Salı 17:42YAŞAM
Ehliyet sınavlarında sabit parkur dönemine sonEskişehir’de bir sürücü kursunun yetkilisi...29 Ağustos 2026 Cumartesi 14:31YAŞAM
Ağız kokusuna dikkat: Psikolojik rahatsızlığa yol açabilirAğız içi, diş ve solunum sistemi ile ilgili diğer etkenlere de...28 Ağustos 2026 Cuma 14:41YAŞAM
Menopozda zinde ve fit kalmanın 7 kritik kuralı‘İkinci Bahar’ için altın öneriler…28 Ağustos 2026 Cuma 14:20YAŞAM
Bacaklardaki şişlik lipödem işareti olabilirBacaklardaki şişlik ve kalınlık lipödemin işareti olabilir24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:27YAŞAM
Uzmanlardan uyarı: ''Sakın yemeyin!''Uzmanlardan ölü orkinos uyarısı: "Sakın yemeyin"24 Ağustos 2026 Pazartesi 19:22YAŞAM
Beyin sağlığını tehdit eden 8 etkene dikkat!Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:56YAŞAM
Zayıflama iğnelerinde görünmeyen tehlike!Kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi. Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi hayati riske neden olabiliyor...24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:50YAŞAM
Sessiz tehlikeye dikkat!Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, toplumda oldukça yaygın görülen safra kesesi taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ancak bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilece24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:42YAŞAM
Şiddet ve suç genetik mi?Şiddetin doğuştan gelip gelmediği konusunda bilimsel...23 Ağustos 2026 Pazar 21:47YAŞAM
Bağırsak tembelliğine çözüm sofrada!Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, yetersiz su tüketimi...23 Ağustos 2026 Pazar 21:45YAŞAM
Emzirmede patron bebek!Süt üretiminin anahtarı sık ve etkili emzirme!20 Ağustos 2026 Perşembe 13:23YAŞAM
Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız sağlığına dikkatTip 1 diyabet tanısı ile takip edilen çocuklarda ağız...20 Ağustos 2026 Perşembe 13:18YAŞAM
Görünür olma isteğinin arkasında “görülme ve kabul edilme” ihtiyacı var!Sosyal medyada görünürlük uğruna tehlikeli akımları yapıyorlar!18 Ağustos 2026 Salı 16:06YAŞAM
Yorgun uyanmanın nedeni ''Sahte dinlenme'' olabilirModern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen...18 Ağustos 2026 Salı 15:54YAŞAM
Kreş seçiminde sadece gösterişli sınıflara bakmayın!Kreş seçiminde çocuğun kendini güvende hissedip hissetmediğine bakın!17 Ağustos 2026 Pazartesi 13:35YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.