ÇOCUĞUNUZ KORKUYORSA BİR SEBEBİ VAR!
Anne-babanın yanlış tutumu korkuları tetikliyor.

05 Eylül 2017 Salı 12:14
Çocukların kaygı ve korkularını, anne-babanın yanlış tutumu belirliyor. Çocuğun korkusunu ciddiye almamak, onu dinlemek ve sakinleştirmek yerine sorunu görmezden gelmek çocuğun kaygılarını artırıyor. İşe giden bir anne- babanın akşam döneceğini söylemek yerine birden ortadan kaybolması çocukta büyük endişeye yol açıyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Yrd.Doç.Dr.
Mine Elagöz Yüksel, çocukların korku ve kaygılarının ortaya çıkmasında ebeveynlerin yanlış tutumların etkili olduğunu söyledi.
Korku ya da kaygının tıpkı mutluluk, üzüntü, öfke gibi normal bir his olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, "Biz büyükler gibi çocuklar da kimi zaman özellikle yeni veya bilinmeyen nesnelerden/ durumlardan korkarlar. Özellikle 2 yaş sonrası çocukların çevrelerini ve bununla beraber büyüklere göre yetersizliklerini daha fazla algılamaya başlamaları ile beraber korkuları da artar. Ancak büyüklerin aksine özellikle okul öncesi dönem çocukların gerek kendini ifade etmekteki yetersizlikleri, gerek hayal dünyalarının zenginliği, gerek zihinlerinde soyut kavramları bütünüyle algılayamamaları korkularıyla "normal" olarak baş edememelerine sebep olmaktadır" diye konuştu.
Tırnak yeme belirti olabilir
Yrd.Doç.Dr. Mine Elagöz Yüksel, "Çocuğun kaygı duyduğu, çoğu zaman korktuğunu dile getirmesiyle net olarak anlaşılabileceği gibi kimi zaman tırnak yeme, okula gitmek istememe, inatçılık, içe kapanma ve hatta karın ağrısı gibi dolaylı belirtiler ile de karşımıza çıkabilir" uyarısında bulundu.
Çocukların yabancı bir kişi, yüksek ses, hayvanlar, havuz gibi var olan durumları tehdit olarak algılayabildiklerini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, şunları söyledi:
"Çocukların hayal dünyaları oldukça zengindir: Korsanlar, canavarlar, uzaylılar onları sıkça hayallerinde ziyaret ederler. Hayatlarında onlara endişe verecek olaylar yaşanıyor olabilir: Ayrılık, tıbbi müdahale, taşınma vb. Okul öncesi dönem çocukları oldukça kolay etkilenebilmekte olup ailenin ve arkadaşlarının korkuları kendisine "bulaşabileceği" gibi televizyon karakterlerinden, abla/abilerinin korkutmalarından etkilenebilirler. Bununla beraber şahit oldukları belki sadece duydukları bir şey korkmalarına sebep olabilir. Korkular zaman zaman şiddetlenebilir, örneğin en sık yaşanan korkulardan biri olan ayrılık anksiyetesi 1-3 yaş arası en yoğun olmakla beraber, daha büyük yaşlarda da okula başlama, farklı bir yerde konaklama gibi tetikleyiciler ile tekrar başlayabilir."
Çocukların korkularıyla alay etmeyin
Ailelerin istemeden bazı yanlışlarla çocuğun kaygısını arttırdıklarını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, "Bir ebeveyn korkuyu bir zayıflık belirtisi olarak görebilir, bunun sonucu alay etme, küçümseme olabilir, örneğin 'Erkek adam korkar mı?' söylemlerine rastlamaktayız. Ailelerin çocuğun kaygıları nedeniyle ağlamasına tahammül edememeleri, sabırla beklememeleri sık karşılaştığımız bir durum. Mesela ayrılma korkusu yaşayan çocuğun ailesinin ayrılırken örneğin işe giderken döneceklerini söyleyerek vedalaşmak yerine bir anda ortadan yok olması daha sonra çocuğun kaygılarının artmasına neden oluyor" diye konuştu.
Hemen müdahale etmeyin
Kimi ailenin çocuğu korkutarak söz dinlemesini sağlamaya çalıştığını, kimi ailenin ise kendi korkuları nedeniyle çocuklarını oldukça sakınarak yetiştirmeye eğilimli olabilidiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel "Örneğin korktuğunu ifade etmeyen ve ağlamayan bir çocuğa korkmuştur diyerek müdahalede bulunulabilir. Her iki yaklaşım da çocuklarda kaygıyı arttırabilir. Çocuk her problem yaşadığında müdahale edilmemeli, yardım talep etmesi beklenmeli ve çocuk yapabileceği şartlarda desteklenmelidir. Çocuğa dini eğitim yaşına uygun verilmelidir, örneğin soyut kavraması yeteri kadar gelişmemiş bir çocuğa cinlerden bahsetmek yahut korkulu masallar anlatmak kaygının artmasına neden olabilmektedir" uyarısında bulundu.
Korkan çocuğa nasıl yaklaşılmalı?
Her çocuğun farklı ve özel olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, çocuğun korkuyla başa çıkmasında kullanılacak yöntemleri de şöyle sıraladı:
"Bazı çocuk korkmaya daha yatkın olurken bazı çocuk daha cesaretli ve atılgan olabilir. Öncelikle aile çocuğa saygı duymalı ve onu kabullenip beklentilerini çocuğa göre ayarlamalıdır. Korkusu olan çocuğu zorlayarak ya da ısrar ederek korkuyla yüzleştirmeye çalışmak genellikle korkunun artmasına ya da yer değiştirmesine neden olur. Örneğin yabancı bir çocuktan ya da büyükten korkmuş bir çocuk onunla tanışmaya /oynamaya zorlanmamalıdır. Çocuğun alışması için gözlem yapmasına olanak sağlamak yeterli olabilir. Sarılmak, sırtını okşamak gibi fiziksel temaslar çocuğu oldukça rahatlatacaktır. Sakin bir ses tonu kullanarak korktuğunu anladığınızı gösterebilirsiniz. Çocuğun anlaşıldığını hissetmesi kendini ifade etme isteğini de arttıracaktır. Korkusu olan çocuğa 'ağlama', 'geçer' ya da 'korkma' demek fayda etmez."
Kaygıları yatıştıran en önemli unsurun düzenli ve tahmin edilebilir bir hayat olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, "Bu nedenle değişik bir yere gidileceği zaman önceden haber vermek, o yeri anlatmak, belki yanında çok sevdiği bir oyuncağını da bulundurmak faydalı olabilir. Unutmamalıyız ki çocukların hayal dünyası kullanabildikleri kelimelerden daha geniştir. Bu nedenle bazen çocuğun yerine korkuyu adlandırmak gerekebilir. Çocukların yaşları küçüldükçe oyun konuşmaktan daha etkili olabilir. Bol kahkahalı saklambaç, ce-e gibi oyunlar ayrılık kaygısını yenmekte faydalıdır" diye konuştu.
Oyun yöntemi kullanılabilir
Ailenin de hayal dünyasını kullanması gerekebildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, "Örneğin şimşeklerden korkan bir çocuğa, bu şimşekleri bir kralın yarattığı bir hikaye anlatılabilir. Ya da canavarlardan korkan bir çocuğun eline "canavarsavar" verilebilir. Özellikle yaşanan bir olay sonrası başlayan korkularda bebeklerle- peluş oyuncaklarla kurulan canlandırmalar, yaratılan hikayeler çocuğun korkusunu atlatmasına yardımcı olacaktır. Bunlarla beraber çocuğun televizyonda izlediği içeriğin ailenin kontrolünde olması, etkilenebileceği içeriklerden uzak tutulması gereklidir" uyarısında bulundu.
Hayatının akışı etkileniyorsa uzmana danışılmalı
Okul öncesi dönem korkularının çoğunun gelişimsel olarak normal kabul edildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, çocuğun hayatının akışı etkilendiğinde mutlaka uzmana danışılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
"Eğer ebeveynleri bu durumun normal olmadığını hissediyorsa, çocuğun bir travma sonrasında 1 ay geçmesine rağmen etkilenmesi devam ediyorsa, korkuları çocuğun arkadaş edinmesini engelliyorsa, okula gitmesine engel oluyorsa, uykudan uyanma, gün içi başka davranış problemleri yaşanıyorsa profesyonel yardım almakta fayda olabilir. Öncelikle bir çocuk-ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından durumun saptanması ve sebeplerinin araştırılması önemlidir. Örneğin okul reddinin altta yatan nedeni, okulda yaşanan bir durum olabileceği gibi ayrılma kaygısı da olabilir. Okul öncesi dönem korkularının tedavisinde sebebe yönelik aile eğitimi ve çocukla terapi ön plandadır."
Bahar alerjisine karşı 10 etkili önlemGöğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek, bahar alerjisinde doğru sanılan 8 yanlışı anlattı ve 10 etkili önlemi sıraladı...01 Mayıs 2026 Cuma 11:04YAŞAM
Kalp sağlığı hayat kalitesini de artırıyorKalbin düzenli ve dengeli çalışması yalnızca dolaşım sistemini değil; beyin, böbrek ve akciğerler gibi organların da sağlığını olumlu etkiliyor.01 Mayıs 2026 Cuma 11:02YAŞAM
Eklem yaşlanmasını durdurmak mümkün mü?Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mahmud Aydın, eklem yaşlanmasının sebepleri ve tedavi yöntemleri hakkındaki soruları yanıtladı.29 Nisan 2026 Çarşamba 12:39YAŞAM
Hamilelikte ağrı kesici kullanımı otizme neden olur mu?Son dönemde gebelikte ağrı kesici kullanımı ile otizm arasında ilişki olduğuna dair iddialar anne adaylarında ciddi bir endişe yaratıyor.21 Nisan 2026 Salı 12:24YAŞAM
Okullarda şiddet alarm veriyor!Suça sürüklenen çocuk oranında artış eğilimi var.. Dr. Berat Dağ, “Özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi.17 Nisan 2026 Cuma 10:26YAŞAM
Ağız içinde geçmeyen yaraya dikkat!Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Prof. Dr. Serdar Karahatay “Nisan Ayı Ağız Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle, ağız kanserlerinin nedeni, korunma yöntemleri ve tedavileri hakkında bilgi verdi.15 Nisan 2026 Çarşamba 10:04YAŞAM
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 kritik hataBeslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, kilo vermeyi zorlaştıran 9 kritik hatayı sıraladı...10 Nisan 2026 Cuma 10:22YAŞAM
Bahar yorgunluğu ile başa çıkmanın yollarıİç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serdal Baysal, bahar aylarında ortaya çıkan şikayetlerin önemsenmesi gerektiğini belirterek, "Halsizlik, yorgunluk gibi durumlar iki haftadan uzun sürüyorsa, bir hekimden yardım alınmalı" dedi.09 Nisan 2026 Perşembe 10:07YAŞAM
Utandıran hastalığın 6 temel nedeniKadın hastalıklarında en sık görülen ama çoğunlukla ‘utanıldığı’ için en az konuşulan sorunların başında idrar kaçırma geliyor.07 Nisan 2026 Salı 10:37YAŞAM
Bu virüse dikkat! Çocuklarda hızla yayılıyorÇocukluk çağında sık görülen viral enfeksiyonlardan biri olan el ayak ve ağız hastalığı, son yıllarda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor.07 Nisan 2026 Salı 10:30YAŞAM
Çocuklarda alerjiyi tetikleyen 8 önemli etkenÇocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülfer Mehtap Yazıcıoğlu, bahar alerjisinin sadece polenlerden ibaret olmadığını belirterek, önemli uyarı ve önerilerde bulundu.01 Nisan 2026 Çarşamba 13:04YAŞAM
Diz sorunlarınızı ameliyatsız çözün! İşte yöntemlerOrtopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker, dizlerin vücudun en fazla yük taşıyan ve en aktif kullanılan eklemlerinden biri olması nedeniyle spor sırasında travma ile zorlanmalara açık olduğuna dikkat çekti.01 Nisan 2026 Çarşamba 11:09YAŞAM
Dikkat! Kalp krizi riski diş etinden başlayabilirDiş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan, özellikle diş eti hastalıklarının kalp ve damar hastalıklarıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu belirtti.25 Mart 2026 Çarşamba 11:05YAŞAM
Az pişmiş et, iyi yıkanmamış sebze sizi gözünüzden edebilirProf. Dr. Özlem Yıldırım, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini enfekte ettiği bilinen Toksoplazma Gondii’nin, enfeksiyona bağlı üveitlerin en yaygın nedenlerinden biri olduğunu ve kalıcı görme kaybına yol açabileceğini belirtti.25 Mart 2026 Çarşamba 11:03YAŞAM
Omuz ağrısına karşı 5 etkili önlemProf. Dr. Çift, omuz ağrısına yol açan hatalı alışkanlıkları ve alınması gereken önlemleri anlattı, basit ama etkili 5 egzersizi açıkladı.23 Mart 2026 Pazartesi 10:43YAŞAM
Şeker ve tatlı tüketimine dikkat! İşte vücuda verdiği 6 zarar...Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı19 Mart 2026 Perşembe 09:52YAŞAM
Dikkat! Bayram sofralarındaki hatalar sağlığınızı tehdit ediyorBeslenme ve Diyet Uzmanı Zeynep Acar, bayramdaki beslenme hatalarının hazımsızlık, şişkinlik ve reflü gibi şikayetlere yol açabileceğine dikkat çek18 Mart 2026 Çarşamba 10:27YAŞAM
Tuzu azalt, sağlığı artır!Fazla tuz tüketiminin, sadece tansiyonu etkilemediğini belirten uzmanlar, kilo kontrolünü ve motivasyonu da etkileyebildiğini söylüyor.16 Mart 2026 Pazartesi 09:44YAŞAM
Toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalamıyor“Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ağız ve diş sağlığı konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor.16 Mart 2026 Pazartesi 09:39YAŞAM
Böbrek sağlığını korumak için 8 altın kuralÜroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu.13 Mart 2026 Cuma 10:19YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.