BİREYSEL TIBBIN UYGULANMASINDAKİ ZORLUKLAR
“Tedavide her bedene uygun yeni elbise dizayn edilmelidir”

16 Nisan 2021 Cuma 13:14
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde her hafta düzenlenen bilimsel toplantıya katılan Erciyes Üniversitesi Genom ve Kök Hücre Merkezi (GENKÖK) Müdürü Prof. Dr. Yusuf Özkul, tedavide herkese uyan tek elbise uygulamasından uzaklaşılması, bunun yerine her bedene uygun yeni elbise dizayn edilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Yusuf Özkul, “Klasik sınıflandırma değiştirilmeli, mutasyon ve tümörler sekans değerlerine göre yeniden sınıflandırılmalı ve hastalıkların tedavileri şekillendirilmelidir” dedi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde haftalık gerçekleştirilen bilimsel toplantıların bu haftaki bölümünde “bireysel tıp” uygulamaları ele alındı.
Prof. Dr. Yusuf Özkul: “Klasik tıptan genomiks çağın bireysel tıbbına doğru eğilim oluştu”
Erciyes Üniversitesi Genom ve Kök Hücre Merkezi (GENKÖK) Müdürü Prof. Dr. Yusuf Özkul, “Bireysel Tıp” başlıklı sunumunda bireysel tıbbın doğuşundan bireysel tıbbı destekleyen gelişmelere, uygulamadaki zorluklara kadar pek çok konuya değindi.
Bireysel tıbbın kısaca “doğru hasta, doğru ilaç, doğru doz, doğru zamanda tedavi” olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Yusuf Özkul, “Bireysel tıbbın genetik, moleküler biyoloji, biyoteknoloji, proteomiks ve görüntüleme yöntemlerindeki gelişimler ile birlikte doğduğunu görüyoruz. Gelişen yeni moleküler tanı yöntemleri bize şunu sordurmaya başladı: Acaba kişiye özgü tedavi olabilir mi? Yani bir hasta popülasyonundan ziyade her bir kişiye özgü bir tedavi yöntemi olabilir mi? Giderek bu süreç klasik tıptan genomiks çağın bireysel tıbbına doğru bir eğilim oluşturmaya başladı. Klasik tıpta bir hasta popülasyonu var. Bir ilaç verdiğinizde tam yanıt alabilir, yanıt vermeyebilir hatta yan etkisi de olabilir. Bireysel tıpta ise moleküler testler yaparak yan etkiyi azaltan ve mümkün olduğu kadar tam yanıt kısmına kadar giden bir eğilimi yapabilir miyiz düşüncesi oluşmaya başladı” dedi.
Prof. Dr. Yusuf Özkul: “Hassas tıp, hastalığı popülasyonlara ayırarak yönetebilme yeteneğidir”
Son yıllarda “hassas tıp” teriminin de sıkça kullanılmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Yusuf Özkul, “Bazı otoriteler bireysel tıp terimini kullanıyor ama bireysel tıbbın uygulamadaki büyük zorlukları ve hemen hemen imkânsızlığı nedeniyle bunun yerine giderek hassas tıp terimi kullanılmaya başlanıyor. Hassas tıp, belli bir hastalığa sahip kişilerin genetik ve diğer analizlerle alt gruplara ayırmak ve bu uygun gruplara ayrılanlara da uygun tedavileri vermek olarak yorumlanabilir. Yani bireye değil de hastalığı küçük popülasyonlara ayırmak ve bunları yönetebilme yeteneği diyebiliriz” dedi.
Prof. Dr. Yusuf Özkul: “Bireysel tıp, teknolojideki gelişmeler doğrultusunda ilerledi”
Bireysel tıbbın ilerlemesini sağlayan en önemli şeyin kuşkusuz sağlık teknolojilerindeki gelişmeler olduğunu belirten Prof. Dr. Yusuf Özkul, yeni nesil dizileme sistemlerinin hızlı, ucuz, çok yönlü ve multiplexing yani birçok farklı örneğin bir havuzda toplanarak aynı anda çalışılmasına olanak sağladığını kaydetti. Prof. Dr. Yusuf Özkul, “İnsan genom projesi 13 yıl sürdü ve 2003’te tamamlandı. Günümüzde Illumina Hiseq X Ten sistemiyle yılda 18 bin kişinin genomu dizilinebilir. Bu teknolojiler düşük maliyetli dizinleme sağlıyor. Bu sayede genomik bilginin tıp pratiğinde kullanımı artıyor. Genomik bilgiye dayalı belli hastalık tanısı kolaylaşıyor. Hastaların spesifik ilaçlara daha iyi hedeflenmesi sağlanıyor. Toksisite riskleri belirleniyor ve azaltılıyor ” dedi.
Prof. Dr. Yusuf Özkul: “Birçok hastalığın tanısı daha net konuluyor”
Bireysel tıbbın uygulama alanlarına da değinen Prof. Dr. Yusuf Özkul, “Bu gelişmelerle beraber artık birçok hastalığın tanısı daha net konuluyor. Önceden tek bir gen için dahi çok uzun süre uğraşırken bugün aynı kişinin bir seferde 7 bin farklı geninin analizini 12-13 saat içinde yapabiliyoruz. Bu analizlerde bilinen ve bilinmeyen bütün mutasyonlarını tanıma şansımız var. Böyle olunca hastalıkları erken evrede saptama ihtimaliniz güçleniyor. Hastalıklardan korunma daha da yeni stratejiler geliştirilebiliyor. Hastaların genetik profiline uygun ilaçların verilmesi mümkün oluyor. Düşük etkinlikte olan ilacın fazla ve gereksiz yere kullanımı önlenebiliyor. Hastanın toksik etki yapabilecek ilaçlardan korunması sağlanabiliyor. Sağlık harcamalarının azaltılması mümkün olabiliyor. Bunların hepsini topladığınızda da hastanın memnuniyeti ve sağlık sisteminin kalitesini artırmak hedefleniyor” dedi.
Prof. Dr. Yusuf Özkul: “Birçok hastalıkta ilk tedavide az yanıt alınıyor”
Uygun tedavinin seçilmesinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Özkul, “Birçok hasta kendisi için önerilen ilk ilaçtan daha az fayda görmektedir. Artrit hastalarının %50’sinde, diyabet hastalarının %43’ünde, astım hastalarının %40’ında ve depresyon hastalarının %38’inde başlangıç tedavisine daha az yanıt alınmaktadır. Çünkü bunun temel nedeni siz ilaç verdiğinizde ilaçları metabolize eden enzimler var. Bu ilaçları taşıyan enzimler var ve ilaçların hedef dokuda farklı genlerin ekpresyonları nedeniyle değiştirme potansiyeli de var. Öyle olunca da doğal olarak ilk tedavilerde beklenen yararlar olmayabilir” dedi.
Prof. Dr. Yusuf Özkul, bireysel tıbbın uygulanmasındaki zorlukları anlattı
Bireysel tıbbın uygulanmasındaki zorluklara değinen Prof. Dr. Yusuf Özkul, en büyük zorluklardan birinin hastalıkları sınıflandırma sistemleri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yusuf Özkul şunları söyledi: “Mevcut hastalıkları sınıflandırma sistemleri daha çok bulgulara dayanmaktadır. Bunlara ilaveten moleküler tanı yöntemleri de yeni çalışmalarda kullanmak gerekiyor. Birçok hekim alışılagelmiş yöntemler dışında yeni tanı araçlarını kullanmaktaki isteksizlikleri yani hekimlerin bir kısmı mevcut rutin dışına çıkmak istemiyor. Başka bir zorluk da hekimlerimizin bir kısmının genetik test sonuçlarını yorumlamakta zorluk çekmeleri. Bir diğer sorun ise genetik raporlardaki aşırı bilgi yüklemesi. Bu durum da hekimin kafasını çok ciddi şekilde karıştırıyor. Bu testleri yorumlamada ve hastayla ilişki kurmada zorluk çekiyor.”
Prof. Dr. Yusuf Özkul: “Klasik sınıflandırma değiştirilmelidir”
“Tedavide herkese uyan tek elbise uygulamasından uzaklaşılmalı, her bedene uygun yeni elbise dizayn edilmelidir” diyen Prof. Dr. Yusuf Özkul, “Klasik sınıflandırma değiştirilmeli, mutasyon ve tümörler sekans değerlerine göre yeniden sınıflandırılmalı ve hastalıkların tedavileri şekillendirilmelidir” dedi.
Prof. Dr. Yusuf Özkul, diğer tavsiyelerini de şöyle sıraladı: “Kalıtsal kanserlerde yakın akrabalar daha dikkatli taranmalı ve takip edilmelidir. Yüksek riskli patojenik varyantlarda yaşam beklentisi ve kalitesine yönelik önlemler alınmalıdır. Etkisi bilinen tanı ve tedavi yöntemlerinden asla uzaklaşılmamalıdır. Tedavi seçenekleri genetik varyasyonlarla desteklenmelidir. Sağlık çalışanları genomiks, proteomiks, metagenomiks gibi yeniş gelişen yöntemler alanında bilgilendirilmeli ve özellikle genetik raporların okunması ve değerlendirilmesinde standartlar konulmalı ve yaklaşılmalıdır. Hastalara daha fazla zaman geçirecek genetik danışmanlar yetiştirilmelidir” dedi.
Prof. Dr. Sevim Işık, ÜSKÖKMER çalışmalarını anlattı
Üsküdar Üniversitesi Hücresel Tedaviler ve Kök Hücre Üretim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSKÖKMER) Müdürü Prof. Dr. Sevim Işık ise “Nörolojik ve Nöropsikiyatrik Hastalalıklarda Kök Hücre Uygulamaları” başlıklı sunumunda ÜSKÖKMER’in çalışmalarından bahsetti.
ÜSKÖKMER’in temelde nörolojik hastalıklar üzerinden çalışmayı hedefleyen bir merkez olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sevim Işık, “Merkez nörolojik ve nöropsikiyatrik hastalıkların tanısını, kişiye özel tedavilerin geliştirilmesini, tedavi uygunluğunun takibini, hücresel ve kök hücre tedavilerinin geliştirilmesine yönelik AR-GE çalışmaları yürütmeyi ve insan uygulamalarına yönelik hücresel ve kök hücre ve ürünleri geliştirmeyi hedeflemektedir” dedi.
Prof. Dr. Sevim Işık: “İki laboratuvar kurulacak”
ÜSKÖKMER’in geçen yıl Haziran ayında resmi gazetede yayınlanarak kurulduğunu belirten Prof. Dr. Sevim Işık, “Üniversitemiz tarafından hücre kültürü laboratuvarı kuruluyor, şu anda bitme aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Mart ayı içerisinde İstanbul Kalkınma Ajansına bu altyapının genişletilmesi için bir proje başvurusu yapıldı. Bu proje çerçevesinde iki tane laboratuvar kurulması hedefleniyor. Bunlar ilaç taşıma - medikal tanı ve doku mühendisliği laboratuvarları olacak. İlaç taşımada amaç ilaçların çözünürlüklerinin artırılması, hedefe yönelik ilaç taşıma, özellikle yıllardır kullanılan lizozom dendirmer vb aracılı çalışmalar ve son yıllarda da araştırma aşamasında olan kök hücrelerle hedefe yönelik özellikle beyin hastalıklarında hem beyin kan bariyerini geçebilecek hem de nörolojik toksisiteyi azaltabilecek yöntemler üzerinde çalışmalar yapmaktır” dedi.
Nörolojik hastalıkların çok heterojen bir yapıya sahip ve progresif özellik gösteren tedavisi zor hastalıklar olduğunu belirten Prof. Dr. Sevim Işık, “Heterojen ve çok çeşitlilik gösteriyor. Bunları da kendi içinde sınıflara ayırmak gerekiyor. Her nörolojik hastalık kök hücre tedavisine uygun değildir. Örneğin akut safhadaki hastalıklar, inme ya da spinal kord yaralanmaları; ALS, Parkinson ve Alzheimer gibi kronik dejeneratif hastalıklar, MS gibi enflamasyon ve immünolojik nedenlere bağlı hastalıklar ve otizm gibi pediyatrik hastalıklar şeklinde sınıflandırmalardan bahsedebiliriz” dedi.
Prof. Dr. Sevim Işık, kök hücrelere ilişkin bilgi verdi
Kök hücrelerin hem embriyonik aşamada hem de vücuttaki dokulardan elde edilebilen hücreler olduğunu, temelde tedavilerde kullanılan kök hücreleri üç safhaya ayırabildiklerini kaydeden Prof. Dr. Sevim Işık, “Birinci nesil kök hücreler, dokulardan elde edilen ve şu anda da klinik denemeleri oldukça ilerlemiş kök hücrelerdir. Nörolojik hastalıklar için de özellikle mezenkimal kök hücreler ve hematopoietik kök hücreler, ayrıca son yıllarda uygulaması artan nöral kök hücrelerdir. İkinci nesil kök hücreler embriyonik kök hücreler ve indüklenmiş pluripotent kök hücrelerdir. Yeni nesil kök hücreler ise son yıllarda artık uygulama alanları şu anda AR-GE aşamasında olan ve birinci nesil ile ikinci nesil kök hücrelerin potansiyellerini artırmaya yönelik genetik ve doku mühendisliği yöntemleri ile geliştirilen kök hücrelerdir” dedi.
Tuzu azalt, sağlığı artır!Fazla tuz tüketiminin, sadece tansiyonu etkilemediğini belirten uzmanlar, kilo kontrolünü ve motivasyonu da etkileyebildiğini söylüyor.16 Mart 2026 Pazartesi 09:44YAŞAM
Toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalamıyor“Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ağız ve diş sağlığı konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor.16 Mart 2026 Pazartesi 09:39YAŞAM
Böbrek sağlığını korumak için 8 altın kuralÜroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu.13 Mart 2026 Cuma 10:19YAŞAM
Baş ağrınızın sebebi fazla kilolarınız olabilir mi?Baş ağrınızın nedeninin fazla kilolarınızın olabileceğini hiç düşündünüz mü? Fazla kilo yalnızca estetik bir sorun değil; beyni, hormon dengesini ve ağrı mekanizmalarını etkileyen ciddi bir sağlık problemi olarak ifade ediliyor.10 Mart 2026 Salı 10:45YAŞAM
Çocuklarda yüksek ateşe dikkat! 3 günü aştıysa...Yüksek ateş, özellikle kreş başlangıcıyla birlikte çocuklarda sık görülen sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.05 Mart 2026 Perşembe 10:13YAŞAM
Nargile ve elektronik sigara gırtlak kanserine neden oluyorZararsız olduğu zannedilen nargile ve elektronik sigaranın kanser riskini artırdığını, nargilenin ise sigaradan hiçbir farkı olmadığını biliyor muydunuz? Prof. Dr. Murat Topdağ, konu ile ilgili önemli bilgiler verdi...04 Mart 2026 Çarşamba 09:43YAŞAM
Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!Sahurun metabolizma üzerindeki etkisini değerlendiren Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahur yapılmadığında kas kaybı riski yükselir.” dedi.02 Mart 2026 Pazartesi 10:29YAŞAM
Modern yaşamla birlikte horlama giderek artıyorVücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor.28 Şubat 2026 Cumartesi 09:56YAŞAM
12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyorSoğuk hava kalp hastaları için daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Özellikle dış ortamda geçirilen süre ve hava koşulları kalbin yükünü artırabiliyor.27 Şubat 2026 Cuma 10:24YAŞAM
İftarda hızlı ve aşırı yemeğe dikkat!Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin, iftara çorba veya suyla başlanmasını, 15–20 dakika ara verilmesini ve tatlının ana yemekten en az 1–2 saat sonra tüketilmesini önerdi.26 Şubat 2026 Perşembe 10:08YAŞAM
İşte Ramazan'da bağışıklığı güçlendiren 10 besinBeslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, Ramazan’da bağışıklığı güçlendiren 10 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.25 Şubat 2026 Çarşamba 10:31YAŞAM
Dijital dünyada çocuklar için yeni dönem!Trabzon’da 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin’in ölümü, dijital bağımlılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyarak “yasaklama mı, güçlendirme mi?” sorusunu kamuoyunun merkezine yerleştirdi.24 Şubat 2026 Salı 10:22YAŞAM
Akran zorbalığına karşı 9 etkili yöntemSon yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, akran zorbalığına karşı alınabilecek 9 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.23 Şubat 2026 Pazartesi 09:39YAŞAM
Kalp hastalarına Ramazan'da hayat kurtaracak 10 öneriRamazan’ın gelmesiyle birlikte oruç tutmak isteyen pek çok kalp hastası sağlık durumlarının oruç tutmaya elverişli olup olmadığını araştırıyor.21 Şubat 2026 Cumartesi 10:31YAŞAM
“Cebimizdeki ekran, hafızamızı ele geçiriyor”Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, Dijital Çağda “Zihin Erozyonu” Yaşandığına dikkat çekiyor20 Şubat 2026 Cuma 10:39YAŞAM
Oruç tutmak isteyen kalp hastalarına önerilerKardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Ramazan ayında kalp hastalarıyla ilgili önerilerde bulundu.19 Şubat 2026 Perşembe 10:12YAŞAM
Büyükşehir uzmanlarından Ramazan'da beslenme tavsiyeleriBursa Büyükşehir Belediyesi'nde görevli Diyetisyen Dr. Nilgün İstek, Ramazan ayının gelmesi ile birlikte vatandaşların beslenmesine ilişkin tavsiyelerde bulundu.18 Şubat 2026 Çarşamba 11:38YAŞAM
Hurma alırken bunlara dikkat edin!Ramazan ayının en çok tüketilen yiyeceklerinden biri olan hurma hakkında uzmanlar uyardı.16 Şubat 2026 Pazartesi 09:31YAŞAM
Vücutta en hızlı yaşlanan organ omurgaGünlük yaşamda farkında olmadan yapılan pek çok alışkanlık omurga sağlığını doğrudan etkiliyor.16 Şubat 2026 Pazartesi 09:22YAŞAM
COVID-19 sonrası beyin sisi şikayetleri arttıAnadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nihal Işık, “Beyin sisi, tıbbi bir tanıdan çok, düşünme hızı ve bellekle ilgili zorlanmaları anlatan bir ifade." diyerek şikayetlerin Covid-19 sonrası arttığına işaret etti.14 Şubat 2026 Cumartesi 10:10YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.