AŞIRI HİJYEN TAKINTISINA DİKKAT!
Covid-19'un tetiklediği hastalık: Misofobi...

21 Ocak 2021 Perşembe 11:36
Defalarca el yıkamak… Duş alma süresinin ve sıklığının artması… Temizlik ürünleri ve antibakteriyel ürünlerin olağandan fazla tüketilmesi… İşyeri ve hastane gibi ortak kullanımların olduğu yerlerden kaçmak… Tüm dünyayı sarsan Covid-19 pandemisi birçok kaygı ve endişeyi de tetikliyor, artırıyor. Bunlardan biri de, kişinin mikrop bulaşması endişesiyle hayatını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde önlem alması olarak tanımlanan, misofobi! Özellikle obsesif kompulsif bozukluğu bulunan kişilerde daha sık rastlanan bu durum, kişinin korku ve kaygı düzeyini kontrol edememesi nedeniyle hayat kalitesini ciddi boyutta düşürebiliyor.
Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Psikolog Cansu İvecen, “Covid-19’un bulaşma riskinin belirsizliği misofobi vakalarında artışa sebep oldu. Misofobi tedavi edilmediği takdirde kişinin kendini mutsuz hissetmesine, kaygısının artarak devam etmesine, gelecekle ilgili umutsuzluk ve çaresizlik duyguları nedeniyle depresyon ve obsesif kompulsif gibi çeşitli hastalıklara yakalanmasına yol açabiliyor.” uyarısında bulunuyor.
“Ya mikrop veya virüs kaparsam?”
Misofobi; kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde korku ve kaygı uyandıran mikrop kapma ya da pislik bulaşması gibi düşünceler sebebiyle fazladan önlem alma durumu olarak tanımlanıyor. Misofobi denilince akla öncelikle mikrop ya da virüs kapma korkusu gelse de, bu sorunu yaşayan kişiler vücut sıvılarından pislik bulaşması endişesini de yoğun bir şekilde hissediyor. İlk kez 1879 yılında Dr. William Alexander Hammond tarafından tanımlanan bu korkunun Covid-19’la beraber daha fazla görüldüğünü anlatan Psikolog Cansu İvecen, “Misofobi, belirsizlikle beraber ortaya çıkan endişe duygusuyla baş etmede güçlük yaşayanların dokunduğu yerlerden mikrop kapacakları gibi olumsuz düşünceleriyle tetiklenebiliyor” diye bilgi veriyor.
Eller defalarca yıkanıyor, temizlik abartılıyor
Peki, misofobi nasıl ortaya çıkıyor? Psikolog Cansu İvecen, bu soruya şöyle cevap veriyor: “Genetik ve çevresel faktörler misofobi gelişmesine neden olabiliyor. Özellikle obsesif kompulsif bozukluğa sahip olan kişiler risk altında. Misofobi; kirlenme ve mikrop kapmaktan duyulan aşırı korkuyla birlikte çok kez el yıkama, duş alma sayısının artması ve süresinin uzaması, temizlik ile antibakteriyel ürün kullanımının normalin çok üzerinde olması, kirli ya da mikroplu olduğu düşünülen yerlerden kaçınma gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Bu kişiler sadece mikroplardan değil, ayrıca kirlilikten ve salgın hastalıklardan da korkuyor ve bu korku hali kişinin yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebiliyor.
Alınan aşırı önlemler kaygıyı ağırlaştırıyor
Kişinin gerçek bir tehlike karşısında önlem alması hayatta kalmasını sağlıyor. Ancak misofobi yaşayanlar, gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya kalmasalar bile; algıladıkları, farkında oldukları ve anlamlandırdıkları bir takım durumlara karşı oluşan tehlikenin yüksek olduğunu düşündükleri için artan bir korku ve kaygı yaşayabiliyorlar. Bu tür duyguların kişileri aşırı önlem almaya sevk ettiğine değinen Psikolog Cansu İvecen, şöyle devam ediyor:
“Düşünsel olarak oluşan tehlikeyi sonlandırmak adına aldıkları birtakım önlemler kaygı duygusunun tetiklenmesine ve artarak devam etmesine sebep olabiliyor. Kişi tehlikeli olduğunu düşündüğü yerlerden kaçınıyor. O ortamda bulunması gerekirse de yaşadığı kaygıyı azaltmak için düşünsel ve davranışsal olarak önlemler alıyor. Onun için tehdit içeren yer; iş yeri, hastane, ev ziyareti gibi kalabalık ortamlar ya da ortak tuvalet kullanımının olduğu yerler olabiliyor. Mikrop kapma korkusuyla beraber aşırı antibakteriyel ürün kullanımı, mikrop kapma olasılığının olacağı ortamlardan kaçınma gibi bir takım önlemler kişinin anlık olarak kaygısını azaltsa da, uzun vadede bu duygunun daha da artmasına ve alınan önlemlerin fazlalaşmasına neden oluyor. Bu da günlük yaşamında yapabileceği ve ihtiyacı olan birtakım aktiviteleri gerçekleştirmesini önlüyor.”
Tedaviyle çözüm sağlanabiliyor
Misofobi tedavi edilmediği takdirde kişinin yaşamını ciddi boyutlarda kısıtlayan bir hale dönüşebiliyor. Kaygı duygusunun artarak devam etmesinin gelecekle ilgili umutsuzluk ve çaresizlik hissini tetikleyebildiğini kaydeden Psikolog Cansu İvecen, “Ayrıca endişe duygusunun devam etmesi kişinin kendi yaşamıyla beraber birlikte yaşadığı kişileri de olumsuz etkileyeceği için aile ve sosyal ilişkilerinin bozulmasına yol açabiliyor.” diye konuşuyor.
Misofobi belirtileri gösteren kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğine dikkat çeken Psikolog Cansu İvecen, tedavi süreci hakkında şunları söylüyor: “Tedavinin şekli kişinin kaygı düzeyine göre belirleniyor. Kaygı bozukluklarında kanıta dayalı bilinen ve en yaygın kullanılan tedavi yöntemi, bilişsel davranışçı terapileridir. Bu tedavi yönteminde kişi, kaçındığı durumlara terapistle beraber planlanarak, aşamalı olarak karşı karşıya geliyor. Hatalı değerlendirmeleri ile davranışının işlevi sorgulanarak bilişsel yapılanmanın yeniden oluşmasına fayda sağlanıyor. Böylece kişi bulunduğu ortamı ve davranışlarını, aldığı önlemi daha gerçekçi bir şekilde değerlendirebiliyor. Psikoterapiyle birlikte medikal tedavinin düzenlenmesi terapi sürecinin etkinliğinin daha artmasını sağlayabiliyor. Tedaviyle birlikte hastanın tehlike algısının değişmesi ve bu doğrultuda baş etme becerilerinin artmasıyla misofobi sorunu ortadan kalkabiliyor.” diyor.
Emzirmede patron bebek!Süt üretiminin anahtarı sık ve etkili emzirme!20 Ağustos 2026 Perşembe 13:23YAŞAM
Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız sağlığına dikkatTip 1 diyabet tanısı ile takip edilen çocuklarda ağız...20 Ağustos 2026 Perşembe 13:18YAŞAM
Görünür olma isteğinin arkasında “görülme ve kabul edilme” ihtiyacı var!Sosyal medyada görünürlük uğruna tehlikeli akımları yapıyorlar!18 Ağustos 2026 Salı 16:06YAŞAM
Yorgun uyanmanın nedeni ''Sahte dinlenme'' olabilirModern yaşamın en yaygın sorunlarından biri haline gelen...18 Ağustos 2026 Salı 15:54YAŞAM
Kreş seçiminde sadece gösterişli sınıflara bakmayın!Kreş seçiminde çocuğun kendini güvende hissedip hissetmediğine bakın!17 Ağustos 2026 Pazartesi 13:35YAŞAM
Menopozda yaz sıcaklarına karşı etkili yöntemlerAteş basması, terleme, kas ağrıları, yorgunluk...15 Ağustos 2026 Cumartesi 23:56YAŞAM
Havuzdaki kimyasallara dikkat!Klor ve asit bir araya gelirse zehirli gaz açığa çıkabilir!15 Ağustos 2026 Cumartesi 23:45YAŞAM
Yaz tatilinde çocukların dişlerine dikkat!Yaz tatili döneminde çocukların günlük yaşam...15 Ağustos 2026 Cumartesi 23:24YAŞAM
Sessiz ilerleyen hastalık: OsteoporozBurtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı...15 Ağustos 2026 Cumartesi 13:57YAŞAM
Solaklık ne hastalık ne üstünlükToplumda solak bireylerin daha zeki veya daha yaratıcı...15 Ağustos 2026 Cumartesi 13:52YAŞAM
Bronzlaşma cildin alarm verme şekli!Bronzlaşma, cildin güçlenmesi değil, kendini koruma çabası!15 Ağustos 2026 Cumartesi 13:50YAŞAM
Deprem sonrası kaygı her zaman hastalık değil!Deprem gibi büyük afetler sonrası kaygı ve stres tepkilerinin...15 Ağustos 2026 Cumartesi 12:35YAŞAM
Yaş artıyor, katarakt riski büyüyorİlerleyen yaşla artan bulanık görmenin en sık nedeni katarakt15 Ağustos 2026 Cumartesi 12:31YAŞAM
Ağız kuruluğu basit bir susuzluk olmayabilir!Ağız kuruluğunun, özellikle sıcak havalarda ve yetersiz sıvı...14 Ağustos 2026 Cuma 16:13YAŞAM
Göğüs ağrısının nedeni reflü olabilir!Ses kısıklığı ve göğüs ağrısının nedeni reflü olabilir!14 Ağustos 2026 Cuma 16:11YAŞAM
Yaz sıcaklarında böbreklere dikkat!Özellikle uzun süre aşırı sıcağa maruz kalmak çok riskli!14 Ağustos 2026 Cuma 15:50YAŞAM
Hipnoz beynin anlamlandırma süreçlerini destekliyor!Hipnoterapinin yalnızca farklı bir bilinç durumu oluşturmakla sınırlı olmadığını...14 Ağustos 2026 Cuma 13:14YAŞAM
Tatilde kulak enfeksiyonuna dikkat!Yazın dış kulak yolu enfeksiyonları artıyor!13 Ağustos 2026 Perşembe 23:44YAŞAM
Çocuk için sevgi kadar tutarlılık da önemli!Uzmanlar, anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkinin sağlıklı temeller...13 Ağustos 2026 Perşembe 23:39YAŞAM
Göz cerrahisinde yeni dönem!Robotik Teknoloji, Akıllı Lensler ve Kişiye Özel Lazer Tedavileri13 Ağustos 2026 Perşembe 12:55YAŞAM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.