NATO’NUN VAZGEÇİLMEZİ!
NATO’nun vazgeçilmezi Türkiye...

17 Temmuz 2018 Salı 14:27
NATO zirvesinde alınan NATO Readiness Initiative (NATO Hazırlık Girişimi) projesinin hayata geçirilme kararı, Türkiye'yi askeri yeteneklerinden dolayı vazgeçilmez kılıyor.
18 Temmuz NATO Zirvesi, hem yaşanan diplomatik krizler hem de alınan kararlar dolayısıyla renkli ve bir hayli de heyecanlı geçti.
Zirve’den hemen önce, ABD Başkanı Trump’ın ittifakın Avrupalı üyelerine ve özellikle de Almanya’ya yönelik, diplomatik nezaket sınırlarını bir hayli zorlayan sosyal medya mesajları, yaklaşan gerilimin ilk işaretlerini vermişti. Trump yönetiminin, NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarının artırılması yönündeki sert eleştirileri uzun süreden beri bilinmekte.
Örneğin ABD Başkanı daha önce, Almanya ve ABD kıyaslanır ise, savunma bütçesi / gayri safi yurtiçi hasıla oranının sırasıyla yüzde 1 ve yüzde 4 olduğunun görülebileceğini, Avrupa’nın NATO ittifakının askeri yeteneklerinden Washington’dan çok daha fazla yararlandığını, dolayısıyla bu durumun kabul edilemez olduğunu vurgulamıştı. Dahası, Beyaz Saray tarafından yalanlansa da, Başkan Trump’ın Almanya’da bulunan yaklaşık 35 bin ABD askeri personelinin çekilmesine ilişkin görüşleri transatlantik strateji çevrelerinde büyük endişeyle karşılanmıştı.
ABD Başkanının yukarıda özetlenen tavrı, zirve esnasında bir krizi de beraberinde getirdi. Basın kaynakları, Trump’ın, Avrupalı devlet başkanlarını, tıpkı bir sözlü sınavı andıran şekilde, savunma harcamalarıyla ilgili tenkit ettiğini bildirdiler. Öte yandan, bahse konu olayın, daha çok ABD iç kamuoyuna yönelik bir mesaj içerdiği söylenebilir. Nitekim, Washington, savunma harcamaları konusunda istediğini, daha doğrusu mevcut koşullarda alabileceğinin en iyisini, zaten almış görünüyor.
NATO’NUN YENİ ASKERİ VİZYONU
Temmuz 2018 Brüksel Zirvesi’nin askeri-stratejik ve operasyonel düzeylerde en önemli sonucu, 4 x 30 olarak formüle edilen, NATO Readiness Initiative (NATO Hazırlık Girişimi) projesinin hayata geçirilme kararının alınması oldu. Özetle 4 x 30 formülasyonu, kriz durumlarında, 30 gün içerisinde, 30 taburdan oluşacak yüksek manevra kabiliyetine sahip bir kara gücü ve 30 filodan teşkil edilecek bir hava gücü ile 30 muharip platformdan oluşacak bir deniz gücünün hazırlanmasını öngörüyor. Esasen böyle bir kuvvetin çok geniş bir spektrumda faaliyet göstermesi beklenmeli. Nitekim, Zirve Sonuç Bildirgesi de krizlere müdahaleden kolektif savunmaya kadar farklı görevlere yönelik yetenek geliştirilmesi gereğinin altını çiziyor.
Ayrıca söz konusu girişimin, NATO’nun son dört yılda Rusya’nın gelişen hibrit harp kabiliyetlerine karşı başvurduğu önlemlerden ayrı düşünülemeyeceğini de belirtmemiz gerekiyor. 2014 Galler Zirvesi’nden itibaren ittifak, NATO Mukabele Kuvvetinin (NATO Response Force) mevcudunun 40 bin personele çıkarılması, birkaç gün içinde ihtiyaç görülen yerlere konuşlandırılabilecek 5 bin mevcutlu Çok Yüksek Hazırlıklı Müşterek Görev Kuvveti oluşturulması gibi kritik adımlar attı. Son olarak, Polonya ve Baltık ülkelerine görev kuvvetleri konuşlandırarak savunma duruşunu tahkim etti.
Zirvede alınan diğer önemli kararlar da terörle mücadele alanında geliştirilmesi planlanan yeni yetenekler ve Irak’ta güvenlik güçlerine yönelik yeni eğitim misyonunun hayata geçirilmesi.
TÜRKİYE’NİN KRİTİK YETENEKLERİ VE NATO
Yeni askeri vizyon, tüm iç siyasi argümanların ötesine geçiyor ve Türkiye’yi kilit bir konuma taşıyor.
Zira, Türkiye için, Çok Yüksek Hazırlıklı Müşterek Görev Kuvveti’nin komutasının 2021 yılında devralınması, Irak’taki eğitim misyonuna üst düzeyde “komutan yardımcısı düzeyinde” iştirak edilmesi gibi önemli fırsatlar söz konusu. Bu çalışmanın sonuç bölümünde yaptığımız değerlendirmeyi, bir cümle ile burada da aktaralım. Özellikle öncelikleri hibrit harp tehditlerine mukabele etmek, kısa sürede caydırıcı niteliği yüksek muharip kuvvet hazırlamak ve terörle mücadele etmek olan NATO açısından, bazı uluslararası propoganda çabaları aksi için uğraşsa da, Türkiye vazgeçilmez önemde.
Çünkü Ankara, Kuzey Atlantik İttifakı’na, birçok üyenin yaptığı gibi ışıltılı konferans salonlarında havalı bir retorik değil, DEAŞ tehdidini Fırat Nehri’nin batısından söküp atabilen askeri yetenekler gibi somut bir katkı sunuyor. Türkiye, DEAŞ karşısında konvansiyonel kuvvet kullanmama (no boots on the ground) tahdidi koymayan tek NATO ülkesi oldu. Üstelik, onlarca şehit verilen Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarında, Türk kamuoyunun söz konusu harekatlara olan desteği sarsılmadan, çok güçlü düzeyde seyretti. Açıkçası, herhangi bir Avrupa ülkesinin NATO’ya Güney kanadında benzer bir kabiliyet önermesi mümkün değil. Dahası, Ankara’nın Suriye ve Irak sınırları üzerindeki kontrolü ve yabancı terörist unsurlara karşı oynadığı kritik terörle mücadele istihbaratı rolü de vazgeçilmez.
Dolayısıyla, Türkiye’yi NATO’dan çıkarma tehdidi, esasen komik ve içi hayli boş bir çaba. Zira, bu tehdidi seslendiren hiç kimse, Ankara’dan doğacak boşluğun yerini ne ile dolduracaklarını açıkça dile getiremiyor. Siyasa önerisi olmayan analiz ise, uluslararası mecrada dedikodu faaliyetinin ötesine geçmiyor.
Öte yandan, NATO Zirvesi boyunca, Türk yetkililerin ‘biz buradayız, NATO’nun ev sahibiyiz ve bir yere de gitmeyeceğiz’ mesajını çok kuvvetli verdiğini de belirtelim. Açıkçası bu doğru bir tutum. Zira, NATO üyesi ülkelerle yaşanan ikili gerilimlerden ötürü bizatihi NATO üyeliğinin varlığını tartışmak Türkiye’nin çıkarları ile pek de örtüşmüyor. Aksine, Ankara’nın NATO içindeki gücünü ve etkinliğini artırmak, bu yöntem ile ‘Türkiye’nin çıkarlarına saygı göstermek zorundasınız’ demek gerekiyor.
Bu ittifakın kimi üyeleri henüz Varşova Paktı’nın parçası iken Türkiye’nin karşı-istihbarattan nükleer caydırıcılığa kadar transatlantik güvenliğin merkezinde olduğu, 11 Eylül sonrası el-Kaide ya da DEAŞ terörü ile mücadelenin Türkiye’nin üye olmadığı bir NATO için ne kadar komplike sosyo-politik fay hatlarını tetikleyebileceği her fırsatta hatırlatılmalı.
2018 Temmuz Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirgesi, Ankara’nın stratejik öncelikleri çerçevesinde incelendiğinde, Türkiye’ye üç kategorik atıf yapıldığı görülüyor.
Bunlardan ilki, Suriye’de savaşın tırmanması ile NATO tarafından sağlanan ek güvenlik ve savunma desteği paketinin (Tailored Assurance Measures) altının çizilmiş olması. İkinci olarak, NATO’nun füze kalkanı projesi kapsamında Türkiye’nin, Romanya, Polonya ve İspanya ile birlikte, anahtar ülkelerden biri olarak açıkça vurgulanmış olması da önemli. Zira, ittifakın bahse konu çabaları 2010 Lizbon Zirvesi’nden beri sürüyor ve 2016 itibarıyla da ilk harekat kabiliyetinin kazanıldığı bildiriliyor.
Üçüncü olarak da, Suriye’nin balistik füze envanterinin Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik tehditlerinden de açıkça bahsedilmekte. Bu çerçevede, Suriye’den Türkiye’ye düşen balistik füzelere dikkat çekilerek, NATO’nun güney kanadındaki stratejik trendleri yakından izlemeyi sürdüreceği belirtiliyor.
İTTİFAK VE ADAPTASYON: GELECEK, NATO VE İHTİMALLER
Bugüne kadar NATO’nun en önemli kabiliyeti adaptasyon olageldi. İttifak, Soğuk Savaş içinde değişen dengeler karşısında gerekli dönüşümü sağladığı gibi, sonrasında da kendisine yeni kimlikler bularak var olmayı sürdürdü. Örneğin diğer yanda Varşova Paktı ise, tüm nükleer ve konvansiyonel caydırıcılığına karşın, Soğuk Savaş’ın bitimiyle tarihe karıştı. Zira, kendisini meydana getiren konjonktür, bir daha geri gelmeyecek şekilde değişmişti ve aslında uluslararası güç dengesi çok farklı bir zeminde yeniden kurulmakta idi. Oysa NATO, Varşova Paktı ile aynı akıbeti paylaşmadı.
Kimlik arayışları esnasında 11 Eylül terör saldırılarının yaşanması, ittifakın kurucularının hayal bile edemeyecekleri bir durumda, ABD’yi ana kıtada hedef alan korkutucu bir terör tehdidine karşı, kurucu antlaşmanın 5. Maddesinin işletilmesini beraberinde getirdi. Bundan on yıllar önce, Avrupa topraklarına yönelik topyekün bir taarruza karşı müttefikleri savunmak için dizayn edilen ittifak, terörle mücadelede ittifak topraklarının dışında roller oynadı.
Afganistan operasyonları, transatlantik strateji çevreleri için çok yeni bir tecrübe idi. Ardından, bir yandan Gürcistan ve Ukrayna’ya yönelik Rus müdahaleleri, diğer yandan da NATO’nun etrafındaki balistik füze programlarının ciddi boyutlar kazanması, 2010’lu yıllarda ittifaka hibrit harp tehditleriyle mücadele ve füze savunması alanlarında kritik görevler düşmesine neden oldu.
Şimdi, NATO liderleri geleceğe bakıp yeni müşterek anlayışlar geliştirmeye çalışıyorlar. Bunu yaparken de, bazı ittifak ülkeleri arasında yaşanan ikili ilişkilerdeki krizler, ABD ile Avrupa’nın aşmaya çalıştığı gibi gerilimler gibi zorluklarla yüzleşmek durumunda kalıyorlar.
Temmuz 2018 NATO Zirvesi’nin, bu makalenin kaleme alınması sırasında gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin ile ABD Başkanı Trump arasındaki Helsinki Zirvesi’nden ayrı düşünülemeyeceğinin altını çizmek gerekiyor. Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’nın (Intermediate Nuclear Forces Treaty) geleceğinden, karşılıklı olarak stratejik nükleer harp başlıklarının nicelik limitlerini belirleyen ve 2021 yılında sona erecek olan New START Antlaşması’nın uzatılmasına kadar, küresel barış ve üçüncü dünya savaşı arasındaki çizgiyi belirleyebilecek birçok kritik husus bu zirveye bağlı. Suriye ve Kırım konularının da bölgesel sıcak başlıklar çerçevesinde gündeme geleceği zirve öncesinde yapılan değerlendirmeler arasında idi.
TÜRKİYE GÜVENLE BAKMALI ANCAK YENİ GÜNDEME HAZIR OLMALI
Ankara’ya gelirsek, açıkçası durum uluslararası düzeyde bazı çevrelerce abartıldığının aksine çok daha olumlu. Güney kanadı ve Doğu kanadı tehditleri iç içe geçmiş, karmaşık bir hal alırken, Türkiye, hakkındaki bazı olumsuz propaganda çalışmalarına karşın NATO’nun gerçekten kilit bir ülkesi.
Gerek zirve sırasında transatlantik strateji topluluğundan gelen uzmanlar arasında icra edilen toplantılar (NATO Engages forumu), gerekse zirveye doğru yapılan yayınlarda ön plana çıkan değerlendirmeler, Türkiye’nin, Suriye’den kaynaklanan mülteci akımı, hibrit tehditlere karşı geliştirilen mukabele yetenekleri gibi hususlarda vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyor.
Bir tahminde bulunmak gerekirse, bundan sonra tartışılacak sıcak konunun S-400 hava savunma sistemleri alımı ve F-35 Müşterek Taarruz Uçağı projesi etrafında şekilleneceği söylenebilir.
Bu gündem için Türk siyasi karar vericiler ve lobi unsurları kadar, Türk strateji topluluğunun, yani düşünce kuruluşları ve uzmanların da çok iyi hazırlanmaları şart.
Zira, Brüksel Zirvesi bir kere daha gösterdi ki, artık transatlantik diplomasi kanalları, Soğuk Savaş döneminin klasik resmi temas hatları arasında değil, enformasyon çağının gereklerine uygun şekilde işliyor.

Eski MİT görevlisi Kozinoğlu soruşturmasında 10 gözaltıEski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında...10 Eylül 2026 Perşembe 12:17GÜNDEM
Gürlek’ten "Ahbap", İmamoğlu ve Terörsüz Türkiye açıklamasıAdalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev...10 Eylül 2026 Perşembe 12:15GÜNDEM
''Silahları benden habersiz almış.''Okul saldırısı davasında sanık baba savunmasını tamamladı...04 Eylül 2026 Cuma 13:15GÜNDEM
Silivri açıklarındaki kazada 2 kaptan da kusurluSilivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin...04 Eylül 2026 Cuma 13:13GÜNDEM
''Yasa dışı panel sistemi'' soruşturması: 31 avukat gözaltındaAdalet Bakanı Akın Gürlek, vatandaşlara ait kişisel verilerin...04 Eylül 2026 Cuma 13:11GÜNDEM
Kaptanın telsiz kayıtları ortaya çıktı: "Alsu, iskeleye kır"Silivri açıklarında gece saatlerinde çarpışan...02 Eylül 2026 Çarşamba 15:59GÜNDEM
Silivri'de gergin anlar: Basın mensuplarına saldırı!İstanbul Silivri açıklarında batan...02 Eylül 2026 Çarşamba 15:42GÜNDEM
İstanbul Havalimanı'nın 4. pisti için geri sayım!Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu...02 Eylül 2026 Çarşamba 15:39GÜNDEM
Uraloğlu:"Maalesef sağ olarak kimseye ulaşılamadı"Marmara’da çarpışan 2 gemiye ilişkin konuşan...02 Eylül 2026 Çarşamba 15:37GÜNDEM
Batan gemideki kayıp mürettebatın kimlikleri belli olduMarmara Denizi Silivri açıklarında gerçekleşen kaza...02 Eylül 2026 Çarşamba 15:34GÜNDEM
Erdoğan'dan Yunanistan'a Adalar Hakkında Uyarı!Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin serinkanlı...02 Eylül 2026 Çarşamba 15:32GÜNDEM
Batan Geminin 10 Mürettebatı AranıyorSilivri Açıklarında Alarm: Batan Geminin 10 Mürettebatı Aranıyor02 Eylül 2026 Çarşamba 15:29GÜNDEM
Erdoğan, Putin ve Lukaşenko'dan samimi görüşmeCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bişkek'te Rusya Devlet Başkanı...01 Eylül 2026 Salı 17:47GÜNDEM
Geleceğin meslekleri için ikinci şans!Yapay zekâ mühendisliği bitirmiyor, dönüştürüyor!01 Eylül 2026 Salı 13:58GÜNDEM
Hakan Fidan:"İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı"Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında tesis edilen...01 Eylül 2026 Salı 13:27GÜNDEM
Gürlek duyurdu: "135 Alo Adalet Hattı" hizmete giriyorAdalet Bakanı Akın Gürlek, 2026-2027 Adli Yılı’nın ilk gününde...01 Eylül 2026 Salı 13:26GÜNDEM
2023'ten beri aranıyordu: 'Ponzi Mine' yakalandı!Türkiye’de aralarında bürokrat, ünlü isim ve sporcu olmak üzere...30 Ağustos 2026 Pazar 15:03GÜNDEM
Devlet erkanı Anıtkabir'de buluştuCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki...30 Ağustos 2026 Pazar 14:56GÜNDEM
Özel: "Yeni Parti ev kadınlarının emeklilik umududur"Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel...29 Ağustos 2026 Cumartesi 14:47GÜNDEM
Özdağ: ''Seçim erken olacak.''Ümit Özdağ Zonguldak’ta...29 Ağustos 2026 Cumartesi 14:28GÜNDEM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.