İLKLERİ GÖMDÜK!
Makalenin başlığı “Türkiye’nin İlkleri ve Soru İşaretleri” adını taşıyordu…

11 Temmuz 2018 Çarşamba 16:13
Konusu ise; gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içindeki devlet yöneticilerimiz ile dış düşmanlarımızın işbirliği ile Türk milletine atılan kazıklar ve ona dayatılan makûs talih idi!
O makalenin bazı bölümleri aynen şöyleydi:
“İLK TÜRK FÜZESİ;
Türkiye, İlk Füzesini 1962 yılında, kendi olanaklarıyla imal etmişti. Füze 1 metre 33 santimetre boyunda, 1 kilo 500 gram ağırlığındaydı. Üzerinde de Türk bayrağı vardı.
Fırlatılışı törenle yapıldı, başarılı oldu ancak bu füzeden bir daha da bahsedilmedi…
Çünkü Türkiye’nin ilk füzesini alevler aldı!
Türkiye’nin ilk füzesi Marmara-1; 19 Eylül 1962’de İstanbul/Ümraniye’de fırlatıldı. Deneme fırlatışı yapılan ve başarılı olan füzenin mucidi, Ermeni asıllı bir Türk vatandaşı olan Kirkor Divarcı’ydı.
Ancak, nedeni anlaşılamayan bir şekilde evinde çıkan esrarengizbir yang yangın sonucu tüm projeler kül oldu. Bu olaydan sonra kimse üzerine gitmedi ve bu füzeden bahsetmedi. Konuyla ilgili yapılan polis araştırmalarının sonuçları bile açıklanmadı.
Olay o günden bu güne kadar tamamen bir faili meçhul, adi bir yangın gibi kaldı. Şimdi ise, hava savunmamız için milyonlarca dolar harcayıp füze ihtiyacımızı gidermek için ellerin eline bakar durumdayız.

İLK TÜRK OTOMOBİLİ (DEVRİM);
TDCC fabrikalarının yönetici ve mühendislerinden yaklaşık 20 kişi, 16 Haziran 1961’de Ankara’da bir toplantıya çağrıldı. Toplantıya başkanlık eden Genel Müdür Yardımcısı Emin Bozoğlu’nun okuduğu, Ulaştırma Bakanlığı’ndan gönderilen yazıda ‘ordunun binek ihtiyacını karşılayacak bir otomobil tipinin geliştirilmesi görevinin TCDD İşletmesi’ne verildiği ve bu amaçla 1 milyon 400 bin lira ödenek ayrıldığı’ belirtiliyor, bu otomobilin 29 Ekim 1961 tarihine kadar yapılması isteniyordu.
Toplantıda söz alanların çoğu, böyle bir projede seve seve çalışmaya hazır olduklarını, fakat böyle kısa bir sürede sonuç alınabileceğini sanmadıklarını söyledi, bir kısmı da bu projeye karşı çıktı. İtirazlara rağmen Devrim’in yapımına başlandı ve parçalarının çoğu yerli olan bu otomobillerden ilki, Ekim ayı ortalarında denemeye hazır hale getirildi.
Bir yandan, bu ilk otomobilin yol denemeleri sürdürülürken, bir yandan da Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’e sunulmak üzere ikinci bir otomobilin yapımını tamamlanmasına çalışılıyordu. Siyah renkteki, 2 numaralı Devrim’in son kat boyası, ancak 28 Ekim akşamı yapılabildi. Pasta cilası, gece Ankara’ya sevk edilirken trende yapıldı. Buharlı lokomotiflerle çekilen trende, bacadan sıçraması muhtemel kıvılcımların otomobillere zarar vermemesi için benzin depoları boşaltıldı.
Tren, sabaha karşı Ankara’ya ulaştı. İki “Devrim” otomobili, Sıhhiye’deki Ankara Demiryolu Fabrikası’na indirildi. Manevra imkânı sağlamak için depolarına yalnızca birkaç litre benzin konuldu. Asıl ikmal, sabah Sıhhiye’deki mobil benzin istasyonundan yapılacak, sonra da meclise gidilecekti. 29 Ekim sabahı, “Devrim”ler, motosikletli kalabalık bir trafik ekibinden oluşan koruma konvoyunun arasında yola çıktı. Eskorttakiler, benzin alınacağından haberleri olmadığı için, benzin istasyonuna uğramadan yola devam etti.
Meclis’in önüne gelindiğinde durum anlaşıldı, acele getirilen benzin, 1 numaralı “Devrim”e konuldu. 2 numaralı “Devrim”e benzin konulacağı sırada, Cumhurbaşkanı Gürsel, Meclis’in önüne gelmiş ve Anıtkabir’e gitmek üzere 2 numaralı Devrim otomobiline binmişti.
Yola çıkıldı. Fakat 100 metre sonra motor durdu. Cemal Paşa’nın “Ne oluyor?” sorusuna, direksiyondaki yüksek mühendis Rıfat Serdaroğlu, “Paşam, benzin bitti” cevabını verdi. Cumhurbaşkanı Gürsel’den özür dilenerek, 1 numaralı “Devrim”e geçmesi rica edildi. Anıtkabir’e bu otomobille giden Gürsel, inerken, ünlü “Batı kafasıyla otomobil yaptınız ama Doğu kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz” cümlesini söyledi. Ertesi gün bütün gazeteler, “100 metre gidip bozuldu” başlığını attı!
‘Devrim otomobili projesi’, daha sonra nedeni açıklanmadan uygulamadan kaldırıldı!”
Bu makalede bugünlerde yeniden gündeme gelen ilk Türk savaş uçağı da konu edilmişti.

“İLK TÜRK SAVAŞ UÇAĞI;
Atatürk’ün “ Bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve hava harp sanayiinin de bu esasa göre inkişaf ettirilmesi icap eder” sözleriyle belirttiği dönemin havacılık politikası doğrultusunda 1925 yılında ‘Tayyare Otomobil ve Motor Türk Anonim Şirketi’ ( TOMTAŞ ) kuruldu.
Alman Junkers firması ve Türk Tayyare Cemiyeti’nin ortak girişimi olan bu şirketin kuruluşunda 1’inci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle ayrılan Almanya’nın Versay Antlaşması ile kısıtlanmış uçak imalatları sonucu elindeki birikimlerini eski müttefiki olan Türklere aktararak havacılık çalışmalarına devam etme istekleri büyük etken oldu. Yapılan antlaşma sonucu Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan her türlü uçağı ve motoru üreterek bunların revizyonunu yapacak ve her türlü makine aksamı Junkers firması tarafından karşılanacak olan Kayseri Uçak ve Eskişehir Bakım Tesisleri kuruldu.
6 EKİM 1928’de resmen üretime geçen Kayseri’deki fabrikada Türk ve Alman ekip birlikte çalıştı. Fabrika, çift motorlu JUNKERS A – 20 bombardıman uçaklarının yapımı için hazırlıklarını bitirdikten sonra A – 20’lerin montajı üzerinde çalışırken çıkan bir sorun nedeniyle Junkers firması tüm hisselerini 3 MAYIS 1928’de Türk Hava Kurumu’na devretti. Fabrika sonradan Hava Müfettişliğinin emrine verildi.
1929 yılında tesisler onarım ve revizyondan geçti. 1932 yılına kadar burada 15 adet JUNKERS A – 20 imal edildi. Bunlar tamamen metal yapım olup Türk Hava Kuvvetleri’nin ilk telsizli uçaklarıydı. 1932’den sonra ilk anlaşma Amerikan Curtis – Wright grubuyla yapıldı. Anlaşmada Curtis’den av, yolcu ve FLEDGLING uçakları alınması planlandı. Bununla beraber Curtis – Wright uçaklarının montajının Kayseri’de yapılmasına karar verildi.
Bu anlaşma sonrasında yapılan anlaşmalarla fabrika, II’nci Dünya Savaşı’na kadar içlerinde Alman GOTHA 145, İngiliz MILES – MAGISTER gibi uçakların da bulunduğu 112 adet uçak imal etti. 1939’da fabrikanın uçak üretim, bakım ve revizyon hakkı Türk Hava Kuvvetleri’ne verildi. II’nci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan Amerikan yardımı sebebiyle uçak üretimi durduğundan yeni projeler devreye konulmadı, tesisler uçak bakım ve onarımı amacıyla
1950’de Kayseri Hava İkmal ve Bakım Merkezi oldu.
Sonra ne mi oldu?
Siz büyük milletsiniz dediler.
Siz uğraşmayın böyle şeylerle dediler.
Biz size maliyetinin altında bir fiyatla veririz dediler.
Verdiler…
Ama şimdi ne oldu?
İstedikleri uçağımızı (daha doğrusu uçaklarını) içine yerleştirdikleri elektronik “KİT”ler vasıtasıyla istedikleri yerde düşürüyorlar!!!”
Makale işte böyle devam ediyordu…
Ve yıllar sonra görev yaptığım Harp Akademileri’nin zengin kütüphanesinin tarihi eserler/kitaplar bölümünde Türkiye’nin ilk uçak fabrikasının inşasından imalata geçişine kadar süreci gözler önüne seren o çok değerli fotoğraf albümünü gördüğümde neredeyse küçük dilimi yutacaktım. Taa o tarihlerde gerçekleştirilmiş ne büyük bir proje, ne büyük bir sanayileşme hamlesiydi…
Ve üzerinde çalışılan çeşit çeşit insanlı/insansız uçak modelleri…
İşte o zaman kendi kendime sormuştum. Yahu bu uçaklar nerede şimdi? Gittiğim her ilde var ise havacılık müzelerini mutlaka gezerim. Ama hiçbir müzede bu uçaklardan göremedim.
Oysa İstihkâm Okulu’nun İş makineleri müzesinde bile ordunun kullandığı en eski iş makinelerinden birer tane bulunuyordu. Bu arada o müzede bulunan bisiklet direksiyonlu Galyon marka greyder görülmeye değerdir.
Evet, sahi Türkiye’de üretilen o uçaklara ne olmuştu? Buharlaşıp uçmadılar ya?
İşte o uçaklara ne olduğu bu günlerde ortaya çıktı.
17 Türk adasının 2004 yılından bu yana Yunanistan tarafından peyderpey işgal edildiği ve Türk hükümetlerinin bu işgale göz yumduğuna inanmadığınız gibi buna da inanmayacaksınız…
Bu uçaklara ne mi yaptık?
Atatürk’ü 1938’de gömdükten sonra, onunla başlayan birçok çağdaşlaşma ve gelişme projesini nasıl gömdüysek O
UÇAKLARI DA GÖMDÜK!
Şaka falan değil, gerçekten o uçakları toprağa gömdük!
Nasıl mı oldu?
2’nci Dünya Savaşı’nın hemen ardından gelişen Türk-ABD ilişkileri kapsamında, ABD yardımlarına yön vermek üzere Amerikalı ekonomist Thornburg Türk ekonomisini inceledi ve Türkiye’nin “Bugünkü Ekonomik Durumunun Eleştirisi” adlı bir rapor düzenledi.
Atatürk dönemi ekonomik uygulamalarını eleştirmekle başlayan rapor, Türkiye’nin ağır sanayii kurma girişimlerine karşı çıkıyor, Karabük demir-çelik tesislerinin tasfiyesini istiyor ve 125 lokomotif imal edecek kapasitede bir fabrika kurma projesini reddediyordu. Thornburg, Türkiye’nin lokomotif fabrikası kurmak için istediği krediyi kastederek, Türkler böyle düşündükleri sürece dolarlarımızın ABD’de kalması daha iyi olacaktır’ diyor ve Türkiye’nin makine, uçak ve dizel motoru yapımı projelerine kesin bir biçimde karşı çıkarak, Türkiye’yi bu tür düşüncelerden vazgeçmesi yönünde adeta tehdit ediyordu:
‘Amerikalılar böyle düşünenleri iyi çalışma arkadaşı saymazlar!’
Öyle ya Türkiye Amerika’nın iyi çalışma arkadaşı olmalıydı. Yoksa diğer tarafta komünist Rus tehlikesi!
Ya kırk katır, ya kırk satır!
Oysa bir de “Ya istiklal, ya ölüm!” yaklaşımı vardı. Ama o günlerde bunu nedense kimse hatırlamadı. Onu söyleyen de zaten ölmüş ve gömülmüştü.
Tarih 1947 idi…
Ve ABD ile bir anlaşma imzalandı.
İşte o anlaşma üretilen Türk uçaklarının gömülebilmesi için bir ölüm raporu ve adeta bir defin ruhsatıydı.
Bugünlerde medyada bu konuda yer alan haberler aynen şöyle:
“Kayseri’de 50’den fazla gömülü savaş uçağı tespit edildi. Focke-Wulf FW-190 tipi uçakların ABD’nin dayatması ile ortadan kaldırıldığı 70 yıldır da kamuoyundan saklandığı belirtiliyor
Türk savunma sanayisinin en gizemli olaylarından biri gün yüzüne çıkmaya hazırlanıyor. 70 yıldır Türk kamuoyundan gizlenen kayıp savaş uçakları skandalında yeni belgeler ortaya çıktı. 1947’de ABD’nin Türkiye’ye yardım planı ile bir anda ortadan kaybolan, envanterlerden silinen 72 adet Focke-Wulf FW-190 tipi uçaklardan 50’si Kayseri Eski
Havalimanı’nın altında gömülü.
Uçakların ortaya çıkarılması ile ilgili ilk resmi çalışma 2015’te gerçekleşti. Bu kapsamda yapılan metal dedektör testleri de uçakları tespit etti.
FW-190 A3’ler yerlilik açısından ayrı bir öneme sahip. Zira 1. Dünya Savaşı’nda başlayan Alman işbirliği Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Junkers ile üretim işbirliğine dönüşmüştü. Türkiye’de TOMTAŞ kurulmuş ve A-20’ler ülkemizde üretilmişti. Ortak üretimin devamı amacıyla 1941’de Alman büyükelçisi, eski şansölye Franz Von Papen’in gayretleri sonucu bir ticaret antlaşması imzalandı.
Bu anlaşma gereği Türkiye Almanya’ya demir ve krom cevheri sattı. Karşılığında da 72 adet FW-190A3 tipi savaş uçağı aldı. Parçalarının önemli kısmı Anadolu’daki tesislerde üretilen uçaklar 1943’te Türkiye’ye getirildi. İlk uçuşunu 10 Temmuz 1943’te yapan bu uçaklar 5 farklı ile dağıtıldı. 50 adet uçak da Kayseri’ye gitti. Türk-Alman yapımı savaş uçaklarının kaderi 1947’de son buldu.
Ortaya çıkan gizli belgelere göre olay şu şekilde gelişti: ABD, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından elinde kalan binlerce uçağı müttefiklerine dağıtmak üzere çalışma başlattı. Ankara ile uzun süren görüşmeler gerçekleşti. Nihayetinde ABD’li yetkililer ile 1947’de anlaşmaya imza atıldı. Anlaşma gereği Türk ordusunun envanterdeki tüm Alman FW-190’lar imha edilecekti. O tarihten sonra uçaklar hiç görülmedi.
Konuyu 25 yıla yakın süredir araştıran Hasdal Kışlası’na adı verilen komutanın torunu olan Uluhan Hasdal, ‘ABD kendi uçaklarını ücretsiz vermek istedi. Ancak bir şartı vardı. Alman uçaklarının yok edilmesi. 50’ye yakın uçak Kayseri Havalimanı’na getirildi. Envanter dışı bırakıldı. Hatta belgelere göre, uçaklar yağlı brandalara sarılarak gömüldü. Alman havacılık temsilcileri ile görüştüm. Bu model uçakların korozyona dayanıklı olduğunu ve çıkarılması halinde uçurulabileceğini’ söyledi”
Durum işte böyle
Yardımı talep eden Türkiye,
Şartları öne süren ABD,
Ve yine bu ağır şartları kabul eden Türkiye’dir.
Dolayısıyla burada öncelikle eleştirilmesi gereken taraf, Türkiye’nin savunma politikalarını yapan aktörler olmalıdır. Zira siyasi iktidar ve askerî bürokrasi, bu uygulamalarla kısa vadeli kazanımlar uğruna, orta ve uzun vadede Türkiye’nin ulusal savunma stratejilerini ABD’ye bağımlı kılmış ve ulusal savunma sanayimizi ihmal etmiştir.
Türk sanayileşmesine ve bağımsızlığına vurulan darbe sadece uçak sanayimizle mi ilgilidir?
Maalesef hayır, alanı ve boyutu çok geniştir.
Basit bir örnek vermek gerekirse; Kırıkkale silah fabrikalarında, çay makineleri, pulluk, pancar çatalları, zirai mücadele araçları, dokuma tezgâhları, nissen barakaları, karyola ve zirai mücadelede kullanılan pülverizatörler, otomobil yedek parçası ve gaz ocağına varıncaya kadar çok değişik isler yapılmış fakat silah sanayii geliştirilmeyerek savunma sanayine büyük bir darbe vurulmuştur!
Yani?
Yanisi şu:
Siz büyük milletsiniz dediler.
Siz uğraşmayın böyle şeylerle dediler.
Biz size maliyetinin altında bir fiyatla veririz dediler.
Verdiler…
Önce Atatürk’ü gömdük, sonra da uçaklarını…

Erdoğan imzaladı... Atama kararları Resmi Gazete’deCumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.19 Mart 2026 Perşembe 09:48GÜNDEM
Cumhurbaşkanı Erdoğan bayramı Rize'de geçirecekCumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan Bayramı’nı geçirmek üzere memleketi Rize’ye gitti19 Mart 2026 Perşembe 09:44GÜNDEM
MHP lideri Bahçeli Afganistan’daki Türkmen çocuklara bayramlık gönderdiMHP lideri Bahçeli Afganistan’daki Türkmen çocuklara bayramlık gönderdi19 Mart 2026 Perşembe 09:43GÜNDEM
Dışişleri Bakanı Fidan, Katarlı ve Ürdünlü mevkidaşları ile bir araya geldiDışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan'da bölgesel son gelişmelerin ele alındığı toplantı marjında Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al-Thani ve Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile bir araya geldi.19 Mart 2026 Perşembe 09:42GÜNDEM
Sağlık Bakanlığı binlerce personel alıyor! İşte detaylarKamu sektöründe görev almak isteyen binlerce adayın gözü, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılacak 26 bin 673 sözleşmeli personel alımına çevrildi.19 Mart 2026 Perşembe 09:35GÜNDEM
Skandal görüntü! Karpuzu hem boyadı, utandamadan da paylaştıAnkara'da bir pazarcı, karpuzun içini daha kırmızı göstermek için pancarla boyadı. Utanmadan skandal anları da paylaşan pazarcı, "Kimse görmeden" notunu düştü.19 Mart 2026 Perşembe 09:17GÜNDEM
Çanakkale Zaferi'nin yıldönümü! Atatürk'ün 111 yıllık telgrafı...Bugün, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111'inci yılı. Çanakkale Savaşı'nda düşman telsizlerinin dinlenmesi, strateji belirleme noktasında önemli rol oynadı. Mustafa Kemal Atatürk'ün cephedeki birlik komutanlarına gönderdiği telgraf da bunu gösteriyor.18 Mart 2026 Çarşamba 10:18GÜNDEM
Sürücüler dikkat! Trafikte hız limitleri değiştiBayram için yola çıkacak sürücüleri ilgilendiren önemli birg elişme yaşandı. Trafikte hız limitleri değişti. Belirlenen limitleri yüzde 10 aşma toleransı da kaldırıldı.17 Mart 2026 Salı 10:00GÜNDEM
İsmail Saymaz duyurdu: Fatih Altaylı'dan kötü haber geldi!Gazeteci Fatih Altaylı'nın beynindeki tümör nedeniyle sabah saatlerinde beyin ameliyatına alındığı açıklandı.17 Mart 2026 Salı 09:44GÜNDEM
Dikkat! Denetimlerde ortaya çıktı! Bu ürün tehlike saçıyor...Ticaret Bakanlığı, 'Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi' üzerinden sağlık riski barındıran yeni ürünleri kamuoyuna açıkladı.17 Mart 2026 Salı 09:31GÜNDEM
Kuşadası Belediye Başkanı Günel tutuklandıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan aralarında Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in de bulunduğu 5 kişi tutuklandı.17 Mart 2026 Salı 08:47GÜNDEM
İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlandıİstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı, Fatih Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Binlerce kişinin katıldığı cenaze töreni havadan görüntülendi.17 Mart 2026 Salı 07:57GÜNDEM
Dilencilere zabıta baskını! Üzerlerinden binlerce lira çıktıTekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde Ramazan ayında vatandaşların dini duygularını istismar ederek dilencilik yaptığı belirlenen kişilere yönelik zabıta ekiplerince Cuma namazı sonrası operasyon düzenlendi.16 Mart 2026 Pazartesi 09:34GÜNDEM
Eski vekilden İlber Ortaylı'ya ağır sözler! "Kötü tarihçi, siyonizm yalakası..."Eski milletvekili Aydın Ünal'ın 78 yaşına hayatını kaybeden ünlü tarihçi İlber Ortaylı hakkında yaptığı paylaşım gündem yarattı.14 Mart 2026 Cumartesi 10:18GÜNDEM
60 suç kaydı vardı! 8 çocuk annesi kadın cezaevine götürüldüSamsun'da, çok sayıda suç kaydı bulunan 8 çocuk annesi bir kadın ve 13 yaşındaki oğlu, bir evden hırsızlık yaptıktan sonra yakalandı. Hırsızlık olayının ardından mahkemeye çıkarılan anne ve oğlu tutuklandı. Kadın, ağlayarak cezaevine gönderildi.14 Mart 2026 Cumartesi 10:13GÜNDEM
Bursa'dan yola çıkan otobüs tıra çarpı! Çok sayıda yaralı varBursa'dan yola çıkan yolcu otobüsü ile tır Amasya'da çarpıştı. Kazada 11 kişi yaralandı.14 Mart 2026 Cumartesi 09:20GÜNDEM
İlber Ortaylı hayatını kaybettiBir süredir sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi gören ve kısa süre önce entübe edildiği açıklanan tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, 78 yaşında yaşamını yitirdi13 Mart 2026 Cuma 16:21GÜNDEM
Görüntüye tepki yağıyor! Doktordan skandal sözlerİzmir'de bir aile hekimliğinde doktor ile hasta arasında yaşanan tartışma mahkemeye taşındı13 Mart 2026 Cuma 10:24GÜNDEM
Kayıp emekli öğretmen sahilde ölü bulunduBalıkesir’in Bandırma ilçesinde 7 Mart’tan bu yana kayıp olarak aranan emekli öğretmen Ahmet Baysal (66), sahilde ölü bulundu.13 Mart 2026 Cuma 09:54GÜNDEM
İşte Benim Stilim yarışmacısı Ayşenur Eraslan ölü bulundu"İşte Benim Stilim" yarışmasıyla tanınan Ayşegül Eraslan'ın evinde ölü bulundu. Kanlı not paylaşımı intihar iddialarını güçlendirdi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.13 Mart 2026 Cuma 09:07GÜNDEM
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2015 Bursa Bakış

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.