19 Ekim 2019
  • Bursa15°C
  • İstanbul17°C
  • Ankara12°C

KAHVE KOKUSU

Nilüfer Menekli Buzcular

10 Mayıs 2019 Cuma 14:53

Bana içtiğim kahvelerin en keyiflisinin hangisi olduğunu sorarsanız; söyleyeyim:
Kahve kokusunu duyumsadığım ANNEMDİR.
 
Anneyle içilen her kahve, anne kız kokar. Ah o keyifli anda, melek olan anne kanatlarını öyle bir açar ki; kanatlarının sizin üzerinizde gerildiğini hisseder, kanat çırpışının sesini ta yüreğinizin derinliklerinde duyarsınız.
 
Hadi şimdi kendimize bir kahve yapalım mı ne dersiniz?...Ben kendime kahve yaptım bile...Amacım sadece sohbet kıvamında paylaşımda bulunmak ve her annenin kendinden mutlaka bir şeyler bulacağına inandığım bir lezzet sunmak.
 
Artık bende büyüdüm anne...
 
Seninle geçirdiğimiz her anda, omzuna her yaslandığımda, kokunu içime çektiğimde, en güvenli sığınağım, karanlıktaki ışığım, kutup yıldızım, tinsel yolculuğum, iç sesim, tebessümüm, has bahçem, paletimdeki renkler, küçük narin fırça darbelerim, içimdeki ritm, susuşum oldun. Sustuğumuz zamanlarda her daim hisseden, her elini tuttuğumda, elimi tüm samimiyetinle tutup ve sevgini elinden kalbime yollamayı başarabilen evrenin gözbebeği, duyumsadığım en güzel koku; işte şimdi sustuklarımı söylüyorum.
 
Eğer ben ANNE olmasaydım;
 
-Dünyadaki sevgilerin en yücesinin evlat sevgisi olduğunu, bir kalbin ne kudretle çarptığını, bir bebeğin göz bebeklerinin içine saatlerce bakıp kainatın ne kadar derin olduğunu bilemeyecektim.
 
-Karşılıksız sevginin, fedakarlığın ve kalple duymanın anneye özgü olduğunu anlayamayacaktım.
 
-Mevsimlerin bu kadar güzel, renklerin bu kadar anlamlı olduğunu fark edemeyecektim.
 
-Bir kadının anne olana kadar çocuk olduğunu bilemeyecektim.
 
-Sabahın köründe gözleri kapalı olarak mutfakta süt ısıtıp, kolda sıcaklığını test edip, yine gözleri kapalı çocuğunu doyurma yeteneğini kazanamayacaktım.
-Bir çocuğun gaz çıkarması, sandalye arkasına saklanıp ıkınması, lazımlığa ilk kakasını yapması beni bu kadar mutlu etmeyecekti.
 
-Küçük bir darbe aldıklarında, acıyı geçiren anne öpücüğünün gücüne inanmayacaktım.
 
-Aramızdaki iletişimin ''auuu'' sesleri ile başladığını bilmeyecektim.
 
-Bebeklerin anne boynunun kokusunda ve rezene çayı ile sakinleştiğini öğrenemeyecektim.
 
-Mama yedirmek için yaptığım tüm taklitler sonucunda iyi bir tiyatrocu olamayacaktım.
 
-Duvarlara çizdikleri resimlerin, legolardan yaptıkları heykellerin, sanatın ta kendisi olduğunu fark edemeyecektim.
 
-Saçım başım dağılmış, elimde emzik biberon, suratıma fışkırtılan mamalarla eşimi karşılayamayacaktım.
-Bu kadar içten, neşeli dans edemeyecektim.
 
-Çantamdan telefonum yerine oyuncak çıkarmayacaktım.
-Geçirdiğimiz depremle, alt dairemizde çıkan yangınla, iki apartman yakınımızda yaşadığımız heyelanla evlatlarımı kaybetme korkusunu yaşamasaydım, senin iki buçuk yaşındaki ağabeyimi kaybettiğinde duyduğun acıyı yaşayamayacaktım.
 
-Kardeşi dünyaya gelince oğluma, kardeşinin ona hediye getirdiğini söyleyemeyecektim.
 
-Ateşin bu kadar önemli olduğunu bilemeyecektim.
-Bebek ünitesinde günlerce kalmasaydık, sabrı öğrenemeyecektim.
 
-Bazen çok yorulup artık tükenme noktasına geldiğimde, çocuklarımın ''anne'' demesinin, beni dünyanın en güçlü insanı yaptığını hissedemeyecektim.
 
Öğrendim annem;
 
-Lisedeyken ilk kalp krizi geçirdiğinde, ilk torunun beş aylıkken sana suni teneffüs yaptığımda, ikinci torunun altı aylıkken by pass olduğunda, canı yanan her insanın ''yandım anne'' diye haykırdığını öğrendim annem.
 
-Er ya da geç mutlaka yaşlılığın tadılacağını, ileride kendimize yapılmasını istemediğimiz tavır ve davranışları anne ve babalarımıza yapmamamız gerektiğini, onlara şefkat, hoşgörü, saygı ve sevgiyle yaklaşılması gerektiğini, hayır dualarını almanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim annem.
 
-Mutlu olduğumda içten sevinen, yüzü tebessüme bürünen, yanağıma küçücük bir buse kondurarak paylaşan, gözyaşı dökerken yüreği cız edip, göz yaşlarına hakim olamayan, göğsüne uzandığımda öylece durmamı isteyen, saçımı okşayan, sırtımı sıvazlayan, dünyanın en güzel kucağının 'sen' olduğunu öğrendim annem.
 
-Uzağında olduğumda, yokluğu en çok acıtan insanın sen olduğunu öğrendim annem.
 
-Yaşıyor olmanın, bir telefonla nefesini, sesini duyabilecek olmanın insana ne kadar huzur verdiğini öğrendim annem.
-Sabrı, azmi, edebi, oğullarıma iyi bir anne olabilmeyi öğrendim annem.
 
Öncelikle canım annemin, anne adaylarının, şehit annelerinin,huzur evinde, kadın sığınma evinde kalan annelerin, kendini her daim anne hissedenlerin, sevgili eşimi dünyaya getiren kayınvalidemin ve tüm büyüklerimin anneler gününü en içten dileklerimle kutluyorum. Bana kelebek kanatları takan, beni annelikle taçlandıran oğullarımıda sevgimle kucaklıyorum.
 
365 gün bizleri koşulsuz düşünen annelerimizi bir gün değil, her gün düşünmeliyiz, çok geç olmadan.
Hadi, hala hayattaysa annenize onu ne kadar çok sevdiğinizi söyleyin ve bir kahve için.
 
SENİ ÇOK SEVİYORUM
 
YİNE KAHVE İÇER MİYİZ ANNEM?.
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları